alice madness returns

karate schnitzel karate schnitzel
zevkten çıldırmama yol açan oyun. ilk şahaneyi defalarca oynamıştım, tadı damağımda kalmıştı hep. yeni nesil konsollarda ne de güzel gözükecek devam oyunu, yayınlanan ekran görüntüleri öyle diyor en azından. sabırsızlıkla bekliyorum kendilerini.
orange orange



"nasıl olur da kaçırırım ben böyle bir şeyin çıkacağını?" dediğim oyun! ama çıkmadan farketmişim, birkaç gün sonra çıkıyormuş oh iyi beklemek zorunda kalmadım.
yeşil paprika yeşil paprika
normalde para vermem oyunmuş falan bilmem, kıydım paraya aldım steam'den.
önce bir bekgrand yapalım:
hala oyun dergisi aldığım zamanlardı, ilkokul-ortaokul falan. tabi internet hayal ürünü olduğu için pc oyunları namına bir bilgi birikimim yok bu yüzden derginin(muhtemelen `cd oyun) yanında gelen demoları birkaç bölümden ibaret olmasına rağmen yalayıp yutuyorum. yükle-oyna-sil sırasından(ki günde 2 cd öyle biterdi) bir tanesine* rastgeldim ki gece vaktiydi ve bahçe evinde herkes uyumuştu. grotesk bir biçimde dövmeli mövmeli sırıtan bir kedi yükleme ekranından bana pis pis bakıyor. tabi o sırada tek düşünebildiğim önlem ışıkları açmak olmuştu. o demoyu oynayışımı ve tepkilerimi çok net hatırlıyorum. tavşan bizi peşinden koşturup sonra küçülüp kapıdan girince o "geride bırakılmışlık hissini" de hala hatırlarım ve içim burkulur. o kadar kendimden kabul ettiğim, benimsediğim bir oyundu bu. bu yüzden yenisinin çıkması konusunda sahte teaserların ardından umudumu kaybetmiştim. bir çarşamba gecesi bir el medieval 2 atmak için steam'i açtım, program her açıldığında olduğu gibi what's new türünden haberler çıkıyordu ve ben kapatıyordum ki, karşıma bütün ihtişamıyla sevgili, biricik, psikopat alice'imiz gelince 4-5 saniye hiç inanamadım, telefonda ablamla konuşuyordum, sustum. sonra bir sevinç çığlığı attım. karmakarışık saçmalamalarımın ardından ona da "lan yeni alice çıkmış laan" deyince hattın öteki ucu kesildi. böyle gözüm steam indirme göstergesinde acı verecek bir yavaşlıkta indi. bu sırada
düzenli piklerle dopamin salıyorum ben.

#buradan sonra spoylır#

neyse yüklendi bu. menülerde görselliğin dibine vurulmuş ki beklentim de buydu. müzikleri chris vrenna mı yaptı bunun kontrol etmem lazım ama oldukça atmosferik, oldukça gaz. oyun başlayınca sevgili, sorunlu kızımızın biraz daha büyüdüğünü görüyoruz(o çağda buna nasıl lobotomi yapmadılar hayret). önceki oyunda kırmızı kraliçeyi marizlememizin ardından alice'in hayatı normale döndü sanmıştım ama ekstralarda okuduğum hastane raporları artçı şoklarının devam ettiğini belirtiyor. oyuna başladığımız mekan isli, miasmik ve endüstrileşmenin bütün kötü hasletlerini içinde barındıran londra. harikalar diyarında kendinden emin ve güçlü olan alice, dışarıda doktorun kliniğindeki çocuklar tarafından bile aşağılanıyor ve itilip kakılıyor. arada bahsetmeyeceğim olaylar sonucu harikalar diyarına iniyoruz yine. ilk oyunun aksine etraf bir pandora misali huzurlu ve nefis. harikalar diyarında bir değişim gerçekleşiyor ve karşılaştığımız eski düşmanlarımın tarafsız hatta yardımcı, eski dostlarımız da bizi öldürmeye odaklı. bu değişimin gözlerimizin önünde gerçekleşmesi de oldukça ürpertici. mesela normalde berrak akan bir nehir yavaş yavaş kırmızıya dönüyor, kaynağına gittiğimizde ise bir açıklığa geliyoruz, her yer kan, ortada kemirilmiş bir iskelet var ve kafasının yanında emektar vorpal bladeimiz duruyor. bundan sonra herşey bayır aşağı gitmeye başlıyor. ilk bölümü feci steampunk buldum ki yeni kostümümüz(birden fazla var ve ilk bölümü bitirdikten sonra menüdeki "equip" ten bunların hepsine bakabiliyoruz - her biri harika), yaratıklar, ortam bu viktoryan temadan gidiyor. harikalar diyarı daha acımasız ve bu yüzden daha ürpertici. gülümseyen kedi* bile daha acı, alaycı ve alice 'e "artık bu çocukluğu bırak" der gibi. oyun içerisinde tema dışına çıkan bir yazı veya resim bile yok, tutorial tahtaları bile bir rapture bir fallout gibi oyun konseptinin ayrılmaz parçası. kontroller başlarda biraz tutukluk yapsa da ilerleyen safhalarda birden fazla devasa yaratıkla başetme stratejilerini oluşturabiliyorsunuz.


ara söz: kısacası kesinlikle edinilmesi gereken bir oyun, artık hangi yoldan indirirsiniz bilmem oynayın şunu. hatta daha iyisi, önce birinciyi oynayın arada bir hafta ara verin, ikinciye girin. eminim azizim charles dodgson*, modern matematiği itin g.tüne sokmak için yazdığı bir şeyin bu kadar güzelleşebileceğini hayal edememiştir.

her zamanki gibi olayların sonunu tahmin etme mekanizması ben ne kadar istemesem de işliyor. bence alice artık normal olmayı arzuladığı için ve hipnozcu doktorunun da katkılarıyla kendi kendini baştan yoğurmaya uğraşıyor. sonunda bir şekilde kendisiyle barışacak ve yeni oluşan harikalar diyarı ile eskisinin bir çaprazlaması sabit kalacak.

döneyim de devam edeyim bari.
siz hepiniz ben tek siz hepiniz ben tek
14 haziran 2011'de kuzey amerika'da, 16'sında avrupa'da ve 17'sinde birleşik krallık'ta piyasaya çıkmış third person shooter/action/platform oyunu. ps3, xbox 360 ve pc (microsoft windows) için çıktı, 2000 çıkışlı american mcgee s alice'in devamı niteliğinde. güzide oyunumuz ea games ve mcgee'nin stüdyosu olan spicy horse ortaklığıyla piyasaya sürüldü.

oyuna başladım. ilk yorumlarım şu şekilde:

mekan tasarımları muazzam, bazı desenler çok yetersiz ama kınadım. hani öyle böyle yetersiz değil üç piksellik desenler var artık yardırması gereken bu oyunda. bilhassa yer desenlerinin bazıları oldukça kötü. lakin başta söylediğim gibi korkunç güzellikte mekanlar mevcut ve mekandan mekana geçişler çok güzel kurgulanmış.

düşmanın gelişini bangır bangır ilan eden yeni bildirim olayı iyi değil. ilk oyundaki iki piksellik card guardlar ansızın belirdikleri köşebaşlarında ve bir anda açılan kapıların ardından fırlamalarıyla daha çok ürkütüyorlardı. ama yaratık çizimleri çok başarılı. neredeyse bütün yaratıklar yeni ve çılgın ama çok nadir gafil avlanıyoruz bu arkadaşlara çünkü oyun bizi kamera açısı değişikliği ve ekranın altında düşmanın adının yazması ile resmen uyarıyor.

alice'in yeni hareket ve kontrol olayları güzel. kelebeklere dönüşmesi çok şık ve kullanışlı. yeni silahları efsane.

oyunda alice ailesini öldüren yangının olduğu geceyi hatırlamaya ve şaibeyi ortadan kaldırarak iç huzurunu ve akıl sağlığını geri kazanmaya çalışıyor, bu nedenle gezindiği mekanlarda anı kırıntıları topluyor. fakat bana göre bu memory toplama olayı çok olmamış zira anılar arasında bir bağlantı ve devamlılık yok, dolayısıyla merak uyandırmıyor. olayın sonuna bakmak lazım.

alice'in kendisi bomba. bölüm geçişlerinde kostüm değişiklikleri oluyor, kostümleri müthiş.

oyunun açılış müziği tapılası bir güzelliğe sahip. puanım dohuz kanka.
noscho noscho
oyunun yanında american mcgee's alice de bedava geliyor (serinin ilk oyunu). böyle bir güzellik yaptıkları için yapımcı abi ve ablaların ellerinden öpüyorum.
hebop hebop
perşembeden beri başından kalkamadığım nefis oyun. müzikler, mekanlar, diyaloglar hepsi çok çok çok güzel. verdiğim 139.99 tl'yi dibine kadar hakkediyor. büyülendim diyebilirim.
karate schnitzel karate schnitzel
thehut.com sağolsun 1 ay rötarla elime ulaşan kargo nedeniyle ancak oynayabildiğim oyun. ilk izlenimlerim oldukça olumlu. görsellik tavan yapmış durumda, bu ekibin hasta ruhlu fikirlerine bayılıyorum. ilk oyunun ruh ikizi olmayı da başarmış, yenilik yapacağız diye bu bağımsız uyarlamanın içine sıçmamışlar. tek sıkıntım kontrollerde. zaman zaman görünmeyen duvarlara ve 3 cm.lik taşlara falan takılabiliyor alice. o kadar kusur kabul edilebilir. sırf müzikleri ve görselliği için bile oynanır bu oyun.
chloris chloris
oyundan öte psychedelic bir sanat eseri gibidir. platform oyunudur, combat girişilir. grafikler ve teçhizatlar sağlam bir hayal gücünün eseridir, müzikler de oyunu çekici hale getirmektedir.

''madness is not a state of mind it's a place.''
arctic fur ve elementium plated exhaust pipe arctic fur ve elementium plated exhaust pipe
spicy horse'un, soundtrack albümüne dahil edilmemiş güzelim parçaları bizlerle paylaşmasıyla iyiden iyiye delirtmiş sanat eseri. electronic arts denilen kartelin yaptırımlarına rağmen başarılı bir iş olarak piyasayı görmüş olması, nasıl bir professiyonellik ile ince dokunduğunun en büyük kanıtıdır.

ah, american mcgee, sana aşığım ben; henüz 11 yaşımda iken bana bir hediye verdin, üzerinden 10 yıl geçti ve kelepçeledin beni kendine be adam!

red queen -


şimdi neyi mi bekliyoruz? şöyle;
(bkz: alice otherlands)