alışma bana

famenoth famenoth
güzel izmirimin kokusunu içime çekerek ilk defa medar ı girit'te dinlediğim tanju okanvari recep aktuğ şarkısıdır.

alışma bana, ne yapacağım belli olmaz, bugün varım, yarın birden yok olurum.
dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum, canımı acıtma bir yara da sen açma.
sevme beni, yoğun duygularımda kaybolursun, tutuştururum.
isteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum.
çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum.
anlama beni, ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum.
aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum.
güveniyorsan kendine inandır beni aşkın varlığına, sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki, vazgeçemezsin, tutkun olurum.
yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni, tüm tutkularım ve gücümün arkasında, hala minik bir çocuğum, büyütemezsen kaybolurum.
inanna salome inanna salome
tagore'un tarifi imkansız, çok özel şiiri. insanın ruhuna öyle işler ki, somut yaşanmışlıkların, soyut yaşanamamışlıkların ağır etkisiyle birden işlediği özden dizelere dökülür...

''uzak dur benden
olabildiğince uzak...

öyle uzak ol ki bana
ne kokunu alsın burnum
ne sesini işitsin kulaklarım
ne endamını içebilsin gözlerim.

bunca yıl senden habersiz yaşamış ruhum
uyanmasın
soğuk,
ıssız,
karanlık
ölüm uykusundan

benim ruhum
kurukafa üstüne çizilmiş
iki kemik
tehlike ve ölüm saçar
yabancılara.

arkana bakmadan kaç
kurtul benden!


uçsuz bucaksız okyanuslarımda
envayi çeşit canavar yaşar
girdaplar akıntılar kol gezer
serseri mayınlar pusuda bekler;
dalmaya kalkma
derinliğinde boğulursun.

kuş uçmaz kervan geçmez dağlarımda
sert rüzgarlar eser
kar tipiye dönüşür
yoğun sis ansızın bastırır;
keşfe çıkma
ıssızlığında kaybolursun.

gün doğmayan gecelerimde
katiller dolaşır
kurtlar ulur
yarasalar uçuşur;
yaklaşma
vurulur, av olursun.


dur!
korkma,
kaçma benden...


korkma derinliğimden;
boğulmayı göze alabilirsen
cesaretle kovalarsan canavarlarımı
eşsiz hazineler ışıldar
okyanusaltı derinliklerimde.

kaçma ıssızlığımdan;
kaybolmak kendine yolculuğun ilk adımı
sisli dağlarımda şaşır yolunu
kanatlan rüzgarlarımla
uç uçabildiğin kadar ıssızlığımda.

ardında bırak
seni ağırlaştıran yükleri,
yırt at
ruhuna dar gelen
köhne elbiseleri,
baştan ayağa giyin
uzun gecelerimi,
gir
en kuytu
en zifiri köşelerime.

unutma;
yıldızlar en güzel karanlıkta seyredilir... ''