alison goldfrapp

iao iao
goldfrapp'in ismini veren kişi. kendisi hem güzel bir fiziğe, güzel bir sese üstüne de kompozitörlük yeteneğine sahip xx kromozomlu camianın yüz akı isimlerinden biridir.

elektronik müzik dünyasında en çok trip hop kulvarında adı anılırken elbette en çok karşılaştırıldığı isim beth gibbons'dır. beth gibbons'dan imajı daha farklıdır, kendisini epey seksi pozlar ve adına yakışır altın renkli fotoğraf çekimlerinde görmek mümkündür. özetle "bir sürü yeteneğim var, dişi de görünmek istiyorum." demiştir. ayrıca synth pop türünde parçalar icra ederken de kendisini görmek mümkün.
noscho noscho
hayran olduğum sanatçı. hatta hayranlıktan öte, çok pis aşığım kendisine. şu açık mektubu da kendisine yazdım:

"sevgili alison,

seni ilk ne zaman gördüğümü daha dün gibi hatırlıyorum. hani kurtlu, saykodelik bir klibin vardı ya, "strict machine", işte orada tanıdım seni. doğal olarak will gregory'le de ilk tanışmamdı bu ama onun sakallı yüzü yerine senin nur yüzünü görmek beni çok mutlu etmişti. hatta o zamanlar will'den haberim bile yoktu.

neyse, günler haftaları, haftalar ayları kovaladı. müziğine aşık olmuştum. tamam, will'in de müzikte katkısı büyüktü ama burada konumuz sensin. ne diyordum? heh. müziğine aşık olmuştum. o ses, olağanüstü bir şeydi. hele twist'teki bağırışların! ergenliğin en hareketli zamanlarında o çığlıkların bana ne hissettirdiğini anlatsam inanmazsın ali. (sana kısaca ali dememde sorun yoktur sanırım. [sözlük ahalisi "elay" diye okuyun lütfen, yoksa kıza neden ali diyeyim değil mi?]) peki ya o klibe ne demeli? vagon senin bacak arandan geçerken yüreğim nasıl hopluyordu biliyor musun?

sana kafayı takmıştım o zamanlar. hemen grubunu araştırdım. ilk albümünü öğrendim. "felt mountain"... sert elektronik poplu "black cherry"ye göre çok daha değişik, çok daha trip-hopvari bir albümdü. orada sen daha değişiktin, daha ağırbaşlı. hatta biraz daha hanım hanımcıktın. ama olsun, böyle de muhteşemdin işte.

ne yalan söyleyeyim, şimdi felt mountainblack cherry'den daha çok seviyorum...

sonra üçüncü albümünüz geldi, "supernature". kapaktaki pozunu hatırlıyor musun? hani üstsüz, arkan dönük, tavuskuşu kuyruğuyla olan... posteri olsa odama asarım, o derece seviyorum. albümü de seviyorum tabi. resmen electroclash, glam rock, disco vs vs... her zaman yaptığın gibi yine büyülemiştin beni...

peki ya popworld için vişneli kek yapışına ne demeli? o suratsız sunucunun yerinde ben olacaktım, asıl o zaman ne kadar eğlenirdik ali... neden türkiye'ye gelmiyorsun? burada başta ben olmak üzere çok büyük bir hayran kitlen var. hem bir kaç konserini izledim, olağanüstüsün canlı performansta. neden bizi bundan mahrum bırakıyorsun? seni gözlerimle görmek istiyorum alison, lütfen beni bu haktan alıkoyma.

sen öyle bir insansın ki ali, şu binlerce insanlık müzik dünyasında eşine çok az rastlanır. belki bir roisin murphy senin gibi. ama o asla senin kadar deneysel, senin kadar "avantgarde" olamadı. sen bazen nazileri hatırlatan bir femme fattale, bazen de porselen bebek gibi oldun. hani bazı bayanlar vardır, bir taraflarını açarak show business'ta yer almaya çalışırlar. bazıları da süper sesleri ama mütevazı duruşlarıyla. sen bu ikisini olağanüstü harmanlayan belki de tek insansın. bir taraflarını açıyorsun demiyorum. sadece seksiliğini olağanüstü kullanıyorsun. seni ne zaman görsem kalbim çarpıyor, sesini ne zaman duysam büyüleniyorum...

son single'da da kendini açık alana vermişsin. sevmeden edemedim. albümünü çıkınca hemen alacağım zaten. ah pardon, albümünü dedim. bazen will'e haksızlık ediyorum sanırım.

neyse alison. asla birlikte mutlu bir yaşam süremeyeceğimizi biliyorum. sonuçta sen ve ben başka dünyaların insanlarıyız. ama sanırım türkiye'ye bir kerecik olsun konser için gelebilirsin öyle değil mi? bunu yapacağına inanıyorum. ve eğer bir gün o kıl kuyruk will'i bırakıp başka bir grup kurmak istersen, ben burada olacağım.

hoşçakal ali. seni seviyorum.

noscho."
noscho noscho
grubunun wonderful electric dvd'sinde banu alkan'ın o ünlü "havuz kenarında parmak uçlarının üstünde yürüme"siyle dalga geçmiş zat-ı şahane.