allah ın varlığına deliller

1 /
entas entas
allahın varlığını kanıtlamak gibi bi çabası olduğunu düşünmüyorum. bu yüzden çeşitli tesadüflerle ortaya çıkmış çeşitli şekilleri çeşitli yazılara benzeterek allahın varlığını kanıtlamaya çalışmak kadar saçma bi şey olamaz. bunun bir de isa versiyonu mevcuttur. neyse benim asıl söylemek istediğim şey şu ki söz konusu videoda ineğin üzerinde dünya haritası diye bi şey var. o ne alaka ya. hadi kendinizce bi mantık uydurmuşsunuz; şekilleri bi şeye benzetip allah yazısı falan buluyosunuz da dünya haritası ne lan. uydurduğunuz mantıkla bile uyuşmuyo bu. gece gece gülmekten öldürdünüz beni.
edit: ilk girinin silinme ihtimaline karşı önlem olarak söz konusu video;
`http://www.facebook.com/video/video.php?v=114161988753&ref=nf`
eksiksizuyum eksiksizuyum
bu hususun hastasıyım. hani sözlüğün gündemine gelen haliyle nedir onu bilemem ama genel olarak sunulan delillerin hastasıyım. en çok da derinden gelen şu ses muhteşemdir: "muhteşem yaratılmış insan vücudu"

bakın "allah aşkına" diyorum; insan vücudunun neresi muhteşem? veya siz allah'ın bir şeyi yartırken muhteşem olması gibi bir kaygı güttüğünü biliyor musunuz? bununla ilgili elinizde kesin bir kanıt var mı? çevirdiğiniz kelimelerin doğru olduğunu biliyor musunuz? kelimeleri doğru anladığınızdan emin misiniz?

ben teolojiyi bir kenara bıraktım. insan vücudunun kelime manasından anladığımız şekliyle "muhteşem", yani kusursuz olmadığını biliyoruz. bakın arkadaş, muhteşem olsa bugün hekime ihtiyaç duymazdık (ulan keşke duymasak zaten; cümle doktora uyuzum). hastane olmazdı. hastalık olmazdı. ilaç olmazdı. kanser olmazdı. yahu envayi çeşit hastalık var. hatta hastalığı geçtim, hastalık olmasa bile vücut bazen kendi içinde gerizekâlılık yapıyor. o belgesellerde muhteşem olduğu iddia edilen vücudun o muhteşem elemanları olan akyuvarlar bazen durduk yere o muhteşem vücudumuzun sağlıklı hücrelerine saldırıyorlar. buyur burdan yak. hani mekanizma muhteşemdi?

arkadaş neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz? mekanizma muhteşem değil işte. bir biçimde hasta oluyor insanlar. mekanizma bazen müdahale istiyor. doğası bu. doğal yaklaşımla evrimi böyle, dini yaklaşımla da yaradan böyle yaratmış; hatta böyle yaratmış ki arada bir geberesin de seni yanına alabilsin. lan ne muhteşemi? muhteşem olsan seni nasıl yanına alacak be hey dingil? bunu niye böyle anlatma ihtiyacı duyarsın? anlamak mümkün değil. kafam almıyor.
denizabeth denizabeth
allah'ın varlığının yazıyla kanıtlanmasını kınadığım delillerdir.

müslüman olarak bana bile saçma geldi bu deliller. bence çok komik olmaya başladık. gökyüzüne baksam; hergün bi tane arapça 'denizabeth' yazısı çıkarabilirim. ayrıca ateistlerin bu videoyu izledikten sonra inandıklarına da inanmıyorum..
necrophagous necrophagous
ulan nerede bir dabıl yu (w) görseler allah zannediyorlar dedirten videodur. aslında internet in yaratıcısı da müslümandı, worl wide web in değil o dabıl yu lar. allah allah allah diyerek giriyoruz her siteye. zikri hayatımızın bir parçası yapan internete teşekkürler...
syme syme
-abi bi sağa bak.
+baktım.
- bi de sola bak.
+baktım.
-aşşa bak, soora yukarı bak.
+baktım.
-anlayabildin mi etrafındakileri?
+bi bok anlamadım dostum.
-işte bak görüyorsun değil mi? allah o kadar büyük ki, biz onun ne yaptığını anlayamıyoruz. bundan büyük kanıt var mı?
+aklında bi çok soru vardı değil mi?
-nerden bildin?
+her gün senin gibi on tane adam görüyorum, ordan bildim.
nikbin nikbin
"rüku eden ağaç" resmini gösterip "e diğer ağaçlar kafir o zaman" savını akıllara getiren videolarda bulunmayacak delillerdir. üzerinde dünya haritası olan zavallı ineğe diyecek laf yok, şekil olmuş güzel de olmuş. bırak bunlar delil olacağına adamı islamdan soğutur lan.
normalşartlaraltındaveodasıcaklığında normalşartlaraltındaveodasıcaklığında
3 cumartesi önce kartal cemevinde öğle namazına müteakip bir cenazeye gittim.

uğurladığımız, bu dünya'dan göçen ''tüm çocukluğum'' dediğim bir kardeşimin babasıydı...


o kardeş ki; süreyya plajı ndan denize girilebilen günlerin, ilkokuldan son zil sesiyle fırlayıp, koşturarak çıkıp eve bir hışımla girip o siyah önlükleri sıyırıp, o saçları topuzlu annelerimizin tereyağlarına domates,peynir ekmek yaptığı yarım ekmeklerin, onları kemirerek deli gibi futbol oynamak için kaçarcasına dışarı fırladığmız, şehr-i istanbul'da her yeri beton basmadığı, futbol oynamaktan terlemiş o güzel çocukların mayıs ayının son demlerinden itibaren kendilerini serinlemek için marmara denizinin sularına atabildiği, kimselerin çocukları dışarıda oynarken gözlerinin dışarılar da kalmadığı çünkü cengiz amca ya da zübeyde teyze görmezse evlatlarını , abdullah amcayla sevim teyzenin göreceğini bilmenin rahatlığını yaşadığı ve bu yüzden o güzelim, mis gibi mahalle kültüründe herkesin birbirine sahip çıktığı, güven içinde büyüdüğü günlerin kardeşi...

ilk ergen hezeyanlarının, ilk aşkların,kavgaların, ''kimse anlamıyor be kanka'' günlerinin kardeşi..
farklı şehirlerde de olsa ilk üniversite günlerinin, hayata dair, bilgiye dair, heyecanlara dair pek çok eylemi hayata geçireceğimize inandığımız günlere dair kardeşi..

şimdilerde ilkokula başlamış güzelim bir prensesin babası ve hayatın içinde kardeşi...


işte 3 cumartesi önce kartal cemevinde çocukluğumun, ilk gençliğimin, ilk aşklarımın, ilk yalnızlıklarımın babasının namazını birlikte kıldık..

sonra oradan, beyaz mermerlerin üzerinde : ''ruhuna el fatiha'' yazılan bir başka memlekete gittik.yalnızca defin işlemlerinde ve bayram günlerinde anma adına geçici bir kalabalığın olduğu ve o toprağın altına inen herkesin tek tabanca kaldığı başka bir memlekete...
o beyaz kumaşın içinde bir zamanların elinde büyüdüğümüz amcası vardı. oraya bıraktık, üstünü örttük, dilimiz döndüğünce arapça ya da içsel sesimizle bir şeyler mırıldandık ve çıktık geldik!

....

geçen cumartesi o çocukluğumun kardeşiyle birlikteydik diğer kankilerle;

'' gasilhane de babamı gözyaşlarımla yıkadım ben'' dedi!

derken babasını, elinde büyüdüğümüz amcamızı yıkadığı o yaşlar sicim gibi, istem dışı akıyordu yanaklarından, yanaklarımızdan...

çünkü bizim çocukluğumuzun, ilk gençliğimizin amcasıydı ama o'nun babasıydı.annesiyle birlikte var olma nedeniydi.milyonlarca hatıranın birikme sebebiydi!

yani milyonlarca sevdanın bir toprak altına terkedilişiydi görüntüde!

hepimize dair; tüm insani yanlarımıza, fazlalıklarımıza, eksikliklerimize dair ,anamızı, babamızı, sevdiğimizi, evladımızı, dostumuzu, kardeşimizi yani milyonlarca paylaşımı, hatırayı biriktirdiğimiz yüreklerimize dair en fazla görüntüde bir terkediş olur toprak altına!

milyonlarca sevda terkedilmez, terkedilemez...
üzerine toprak attık, ellerimizi göğe açtık ve buraya kadar..
hayır milyon kere hayır!

vicdana aykırı çünkü..

vicdan diyorum, sevda diyorum, özlem diyorum, bizi insan yapan hasletler diyorum, bir gün illaki bir yerde diyorum...

ilk gördüğüm ölüm mü? ik cenazem mi kaldırdığım?

elbette hayır!

zaman geçtikçe insanın gördüğü cenaze sayısı artıyor ve tuhaf bir ürperti, bir tuhaf, tevekküllü bir tebessüm yayılıyor insanın suratına bıyık altından da olsa; ''sırayla '' diye!

ama insan birebir bir yangının içindeyken söndürmeye koşturduğu için yangının vehametinin direk idrakine varamıyor, yangının az biraz dışında kalıp, söndürme çalışmalarında gözleyince böyle kelimelere dökebiliyor ancak öyle ya da böyle...

çok kelam ettim belki boş kelam ettim kimilerine göre.

lakin bu dünya'da milyonlarca paylaşımımın, sevdamın olduğu insanlarla asla bir yerde buluşamayacağımı vicdanım reddediyor, böcekler yiyecek ve her şey ama her şey bitecek! bunu aklım, yüreğim dışlıyor..

içsel bir ses benimki biliyorum.duygusal, üzgün bir ses.bu noktada bilim, felsefe, falan ne der çok da iplemiyorum, bir tek bu noktada ipleyemiyorum, tüm insan beynim öyle kalakalıyor, bazılarını , göçen bazılarını çoook özlüyorum ve illaki buluşacağız diyorum...

3 cumartesi önce oraya indirdiğim çocukluğumun, ilk gençliğimin amcası kendi adıma en son delilimdir allah'ın varlığına.

yobaz zırvalıklarına, allah yazan kanguru keselerine, kaale alınmaya gerek duyulmayacak saçma video görüntülerine falan çok da ihtiyacımız yok!

yürek sesine ve özlemine ihtiyacımız var...


'' bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
kimse bilmez kimse bilmez... ''



sırayla...
smyrnahk smyrnahk
allahın varlığına bu deliller ile inanacaksan inanmamanın daha mantıklı olduğudur. bunların hiç biri de allahın varlığına delil olarak gösterilemez..

chubbchubb chubbchubb
"god" diye öten kuş.

dün gece duydum ben bunu. resmen god, god diye diye süzülüyordu gökyüzünde. kulaklarıma inanamadım. sonra çıktım cama. "hacı türkiye sınırlarındasın, türkçe lütfen!" diye bağırdım. sallamadı.
bilebilebiikikere bilebilebiikikere
''xwede'' diye öten kuş.

dün gece duydum ben bunu. resmen xwede, xwede diye diye süzülüyordu gökyüzünde. kulaklarıma inanamadım. sonra çıktım cama. "hacı türkiye sınırlarındasın, türkçe lütfen!" diye bağırdım. sallamadı.

xwede: kürtçe'de ''allah'' demektir.
1 /