allah varsa niye kötülükler var

3 /
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
tarih öncesinden gelen tartışmadır.

epikuros soruyor;
''eğer tanrılar yeryüzünden kötülükleri kaldırmak istiyorlar da kaldıramıyorlarsa o zaman onlar her şeye gücü yeten değillerdir. eğer yapabilirler de, yapmak istemiyorlarsa o zaman onlar iyiliksever değillerdir. eğer onların kötülüğü kaldırmaya ne güçleri ne de istekleri varsa o zaman onlar ne her şeye gücü yeten, ne de iyilik severlerdir. ve son olarak eğer tanrılar kötülüğü kaldırma gücüne sahipseler ve kaldırmayı istiyorlarsa o zaman kötülük nasıl ortaya çıkmıştır?''
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
hem dini hem de dindışı cevabı en basit haliyle: çünkü biz * öyle istiyoruz. demek ki iyi, kötü ile; aydınlık, karanlık ile yeterince mücadele etmiyor/etmek istemiyor/edecek gücü bulamıyor. demek ki burası tanrı'nın değil şeytanın dünyası (demiyoruz elbette). demek ki benim içimde de iki parmak gnostiklik var (bunu da kayıtlardan çıkartıyoruz).
sondanikinciosmanli sondanikinciosmanli
epiküros'un atladığı hadise şu olabilir, kötülük tek başına somut bir kavram değildir, iyilikten yoksun olma durumunun sonucudur. daha basit bir deyişle, kötülük yoksa, iyilikte yoktur.

burada biraz diyalektik felsefeye iş düşüyor. ama şu soru tümevarım yapmak konusunda bize bir şeyler söyleyebilir, dünya'nın yönetimi insanlarda iken dünya bu kadar kötü bir yer haline geldiyse, insan ırkı kötü müdür? bence böyle bir genelleme yapamayız. kötülük ve iyilik sürekli bir denge ve savaş halinde aslında.

benim inandığım yaratıcı'nın çalışma sistemi bu, bize gümüş tepside saf iyilik değil, iyi ve kötü arasında tercih yapabileceğimiz bir irade vermiş.
dumrul dumrul
soruyu epiküros soruyor. dolayısıyla soru "allah"lık bir soru değildir. kabaca yaratıcıdan bahsediliyor.

bir sorunun cevaplanması, soruyu tam olarak anlayarak mümkün olur. organize dinlerin yaptıkları net bir yaratıcı tarifi vardır. onun gücü, potansiyeli, istekleri bellidir. siz ise salt mantık yürüterek genel bir yaratıcı tasavvuru oluşturabilirsiniz.

özellikle müslümanlar ve hristiyanlar bu ikisini sürekli birbirine karıştırıyorlar. kafalarındaki kendilerine özel yaratıcı tasavvurunu kendi dinlerine ihale ediyor ve soruları öyle cevaplamaya çalışıyorlar. çünkü bu dinlerin sunduğu profil, savunulması hiç de kolay bir profil değil. size özgün bir argüman oluşturma serbestisi tanımaz. tam da bu yüzden bu gibi tartışmalarda islam mitolojisiyle hiç ilgisi olmayan deistik ya da panteistik bir tanrı profilini önümüze koyarlar.

kusura bakmayın onun adı allah değil.

ben bir ateist olarak "bir yaratıcı var olsaydı" diye söze girerim. bu yaratıcının niteliklerine erişmek için de önce malzemeye bakarım.

yani diyelim ki 50 bin sene evvel mağarada takılan, dünyası mağarasından ibaret olan bir adamın kafasındaki tanrı profili ile seninki aynı olabilir mi? 1400 yıl önce dünyası arap yarımadası, mısır ve anadolu'dan ibaret olan bedevininki ile gelecekte diyelim ki mars kolonisinde yaşayanınki bir olabilir mi?

benim baktığım evrende en az 2 trilyon galaksi olduğunu biliyoruz. bunlar sürekli bir akış halinde. bizimki gibi milyonlarca evrenin de var olma ihtimali yok değil. dünyamız ve etrafında döndüğümüz yıldız, evrenin oluşumu sırasında ortada yoktu. gözlemlediğimiz evren 15 milyar yaşındaysa bu sürenin üçte ikisinde bizim yıldızımız yoktu. bu ne demek? "hooop ol dedim oldu" masalını geçiyoruz. yıldızların ve gezegenlerin oluşum süreçlerini biliyoruz. bir yıldızın bir galaksinin parçası olduğunu biliyoruz. galaksilerin merkezlerindeki kara delikleri filan biliyoruz. insanın oluşum sürecini de biliyoruz. bu da şu anlama geliyor. bir yaratıcı varsa, o sadece bir sistem yaratıyor. sonra bu sistem kendi kuralları etrafında işliyor. yıldızlar doğuyor ve ölüyor. galaksiler doğuyor ve ölüyor. gözlemlediğimiz evrende muhtemelen bizim gibi milyonlarca gezegende yaşam başlamış ve bitmiş olabilir. başlamış ve devam ediyor olabilir. yarın ya da 10 milyar yıl sonra başlayacak da olabilir. (hatırlayın evrenin var olduğu ilk on milyar yılda bizim yıldızımız henüz doğmamıştı bile...)

şimdi profilimizi kabaca oluşturduk. böyle bir dünyada kötülüğün olması, tanrıya dair bir şey söylemez. 2 trilyon galaksi yaratmış. senin ne bok yediğinle niye ilgili olsun? senin varlığını biliyor olmasını beklemen bile gülünç. sen kimsin? nesin sen?

15 milyar yıllık evren içinde senin varlığın 3 milyon yıllık bir şey. yani insan, evrenin 5000'de 1'i ölçüsünde genç. bir gün 86.400 saniyeden oluşuyor. bunu 5.000'e böl. yani bütün bu süre bir gün olsaydı ilk hominidler saat 23:59:43'de ortaya çıkmış olacaktı. 24 saatin son 17 saniyesinde yani... birey olarak senin varlığın mikro salise bile değil. ama sana deniyor ki bugün kaç göte baktığını sayan bir allah var. insanlığa gönderdiği mesajında "muhammed'in evine kapıyı çalmadan girmeyin, çok oturmadan evinize dönün" filan diyen, venüs'ü yıldız sanan, göğü direksiz tutuyoruz diyen, yıldızların üstümüzde olduğunu filan düşünen bir allah var.

kendi kendine sorman gereken ilk şey bu o zaman: sen kimsin aslanım? ne kötülüğü? ne iyiliği? senin için bir virüsün tek bir atomu neyse şu evren için sen de osun. bak virüs bile değil.

bu benim yaratıcı profilim. ama eğer soruyu islam açısından yanıtlayacak olursak işte allah'ın kafasına esmiş insanı yaratmış, sonra melekleri toplamış şuna bi secde edin demiş. hepsi etmiş iblis etmemiş falan filan... ondan sonra iblis demiş ki ya sen ne diyon, ben bunların hepsini sapıtırım. allah demiş hadi bakalım yapabiliyon mu yapamıyon mu? sınav başlasın. kazanan sonsuza kadar huri öpecek, kaybeden sonsuza kadar kaynar irin içecek.

ciddi ciddi buna inanan ve başkalarının hayatını da buna göre düzenlemeye kalkışan insanlar bu sınav geyiğiyle tatmin olabiliyorlar.

o zaman şöyle soralım: şimdi allah beni geri zekalı yarattı. o kadar geri zekalı yarattı ki benim ceza ehliyetim yok. sınava girecek durumum yok. sen 100 sene çok iyi bir insan olarak yaşayıp sınanacaksın ve müslüman olmadan ölürsen sonsuza kadar cehenneme gideceksin. ama ben öldükten sonra doğrudan cennete gideceğim. niye? çünkü allah beni çok sevdiği için geri zekalı yarattı.

ya da ben bebekken öldüm. sınavsız direkt cennet yolcusuyum. beni böyle ayrıcalıklı kılan şey ne?

buradaki mantık sorununu görüyor musunuz mesela?

özetle epikürlere elbette çok şey borçluyuz ama onların küçük dünyasında yaşamıyoruz. dolayısıyla hala onun sorularını sormak zorunda kalmamız herkesi dehşete düşürmeli. insanlık olarak birazcık olgunlaşma vaktimiz gelmedi mi?
ünsüzdüşünür ünsüzdüşünür
bir kahraman olmak için önce bir kötüye ihtiyaç vardır. eğer ortada bir kötü yoksa belki de "o kahramanlar" kötüleri yaratıyorlarlardır.

bu olayı, amerikanın işidi yaratıp onunla onunla savaşmasını, daha sonra tüm dünyaya kendisini demokrasi havarisi olarak tanıtmasını örnek olarak gösterebiliriz.

yani allah varsa niye kötülükler var diye sormak yerine, allah olmasaydı kötülükler olurmuydu diye sormak bence daha mantıklıdır.
elcordobez elcordobez
zira allah yok. kozmoz'da tanrısal bir güç varsa bu sadece insandır. bu gücünü de genel itibariyle negatif yönde kullanır. doğaüstü yahut fizik ötesi bir tanrısallıktan bahsetmiyorum elbette. doğada başka hayvanların ve hatta bitkilerin evirimi üzerinde bile hüküm sahibi olan bir doğa içi güçten bahsediyorum. bugün de gezegenin ve kendini kıyametini hazırlayan korkunç bir güç hali.

14 yıldır bazen ağzım açık bazen de böyle bok gibi bölüm yaptıkları için söve söve izlediğim supernatural dizisinden bahis açmadan edemeyeceğim bu başlık hasebiyle. dizide allah kaçmış gitmiş. şeytanlar zaten puşt, sonraki sezonlarda ortaya çıkan melekler şeytanlardan bile fazla yozlaşmış. 9 sezon allahı bekledik. allah kendine retro bir bar yapmış ve tükenmişlik sendromunda çıktı karşımıza. tanrı gitar çalıp türkü söylüyordu. porno arşivi vardı allahın. lan dedim ben yıllarca ben böyle bir allaha taparım. biliyor musunuz yıllarca öyle bir allaha taptım hatta gizli gizli. son sezonda gördük ki bütün pisliklerin arkasında bu allahın kirli kibri varmış. bakalım 15. sezonda neler olacak.
neverendingblueroad neverendingblueroad
ben de buna ibrani mitlerinden biriyle yorum getirmek istiyorum.

yehova yerden toprak aldı, ondan bir insan yaptı, burun deliklerine hava üfledi. aden'de içinde yok yok olan bir meyve bahçesine yerleştirdi. yaşam veren bir ağaç ile iyilik ve kötülüğün bilgisini meyvelerinde taşıyan bir ağaç da bu bahçedeydi. yehova insanı yani ademi uyararak bu bilgi ağacının meyvesinden yememesini aksi halde hemen öleceğini söyledi.
yehova adem için yarattığı hayvanların ona arkadaşlık edemeyeceğini görünce adem uyurken kaburgalarından birini çıkardı, ondan bir kadın yarattı.
kurnaz yılanlardan biri havva'ya yaklaşıp yehova'nın bahçedeki belirli bir ağacın meyvesinden yememesini tembihleyip tembihlemediğini sordu. havva da evet adem söyledi, bir tek ağaç var meyvesinden yememizin yasak olduğu dedi. yersek ölürmüşüz dedi. yılan bu doğru değil dedi, ölmezsiniz. o bilgelik ağacı, yerseniz kendisi gibi olacağınızı biliyor o yüzden yehova yasakladı onu size dedi. bu fikrin aklına yattığı havva, ademle birlikte yasak meyveden yediler. bir anda anlama yetisi kazandılar ve çıplak olduklarını gördüler. utanarak en yakındaki incir ağacının yapraklarıyla örtündüler. yehova'ya meyveyi yediklerini söylemeseler de o, utanç duygusu içinde olduklarından anladı yasağı çiğnediklerini.

bu mit müslümanlardaki yaratılış anlatılarına ve yunanların pandora efsanesine çok benzer. aslında cem yılmazvari olacak ama iyilik de kötülük de kaynağı insan olan kavramlar. çünkü tanrı dediğimiz şey içimizde, tıpkı şeytan dediğimiz şey gibi.

bir de sir bernard mandeville'in arıların masalı kitabında yer alan iyi kovan, kötü kovan teoremi de bu kavramları karşıtlık gerekliliği hususunda ele alır. kovanlardan birinin sakinleri erdemli, idareli, kanaatkar, mütevazıdır ve basit bir yaşam sürmektedirler. kötülük kovanındakiler ise müsrif, savurgan, özentili ve maddi şeylere tutkuları olan sakinlere sahiptir. bize ilk kovan iyi geliyor olabilir, kötü kovanın işe yaramadığını hatta yok edilmesi gerektiğini düşünebiliriz ancak bir ekonomist böyle düşünmez. kişisel israf kalkınma için gerekli ekonomik üretkenliği teşvik eder çünkü.
kısaca iyi ile kötü bir bütündür. ying ile yang birbirinin içine asla geçmez, bir olmazlar ancak tek başlarına da bir işe yaramazlar. kötülük iyiliğe kılavuzdur. bunu inananlar için allah, inanmayanlar için usları yaratır.
kaptonur kaptonur
allah herkesi hür iradesiyle baş başa bıraktığı için kötülük de iyilik gibi sevgi gibi mutluluk gibi insanın içinden çıkan bir duygu olarak düşünülmelidir.

işin dini boyutuna bakılırsa hepimiz sınavdayız. bunun taşağını geçebilirsiniz çünkü irade size ait. allaha küfür de edebilirsiniz yine irade size ait. benim takıldığım asıl konu ise her kötü şeyin sebebini allaha bağlayıp hiçbir iyiliği allaha bağlamamak. epikuros denilen vatandaş kötülüğün olmasının veya olmaması gerekliliği düşüncesini allahın varlığıyla sorguluyorsa iyilik gördüğü zaman neden aaa allah varmış lan demiyor peki? neden yapılan bütün kötülükler bakın allah olsaydı böyle olmazdı veya allah kötü biri çünkü buna izin veriyor diye bir düşünceye sevk ediyor sizi? allah kendisi demiş zaten ben sizi özgür iradeyle gönderdim diye. ee insanın insana kötülük yapmasında allahın suçu ne peki? siz her kötülük karşısında görünmez bir el mi istiyorsunuz? hoop o benim kulum geri bas diye bir şey mi duymak istiyorsunuz göklerden? eğer böyle bir şey bekliyorsanız çok beklersiniz bebeler. bu dünyada herkes hür iradesiyle vardır isteyen istediğini yapar. kötülük de yapar iyilik de. kötülük gördüğünüzde allahı sorgularken iyilik gördüğünüzde bir zahmet yine sorgulayın acaba mı diye yoksa çok iki yüzlü oluyorsunuz. kötülük allahtan iyilik insandan he amk.
2
muhafazakar pileyboy muhafazakar pileyboy
felsefede teodise, klasik kaynaklarda "ta'dil ve tecvir", teolojide "kötülük problemi" başlığıyla tartışılan bir sorudur. yukarıda sayfalarca süren cevapların bir kısmının ciddi ciddi mantıklı ve araştırmalara dayanan açıklamalara yer verdiğini görmekle birlikte sözlük ahalisinin ekseriyetle bu konu hakkında okuma yapmadığı çok belli.

ilahiyat fakültelerinin "sistematik kelam" dersinde bu konuya uzunca bir süre ayrılır. okumalar aquinalı thomas, maturidi, gazali, eş'ari, mu tezile ve cebri görüşlerden; leibniz, kant, hick, hume, weber'e kadar çok kapsamlı şekilde ele alınır. mehmet aydın'ın "din felsefesi" kitabı, sorunu temelden periferiye doğru özet olarak anlatmakla birlikte, ileri okumalar için spesifik olarak metin özdemir'in "islam düşüncesinde kötülük problemi" ile genel anlamda şaban ali düzgün hocamın "dini anlama kılavuzu" kitaplarına başvurulabilir.

kötülük ikiye ayrılır: ahlaki (moral theodicy) ve doğal (natural theodicy)

doğa olaylarının yani insan faktörü olmaksızın, insan iradesinden bağımsız meydana gelen "kötülük" olan sel, deprem, tsunami vb. kısmının tartışmasını cevap uzayacağından verdiğim referanslara bakmaya salık vererek bırakıyorum.

en kısa şekliyle 'ahlaki kötülük'ü kendi düşüncelerimle açıklayacak olursam:

tanrı insana antropoloji yapıyor, insan da tanrı'ya teoloji yaparak karşılık veriyor. yani kutsal metinlerde bize deniyor ki "sen yap", biz de ona "sen neden yapmıyorsun" diye soruyoruz. "tanrı mutlak iyi veya mahza adil ise neden kötülük var" ya da "demek ki tanrı yok ki kötülükler var" şeklindeki iki önermenin de cevabı insanın kendisinde yani "irade" kavramında bitiyor. tanrı bizim tanımladığımız şekilde kötülük yaratır dersek kötülük yaratık olarak bir varlık kategorisine yükselir. halbuki kötülük iyiliğin yokluk halidir, tanrı'nın yarattığı bir şey değildir. bu anlamda ehl-i sünnet doktrinindeki 'şerrin de allah'dan geldiği' fikrine katılmıyorum. tanrı her şeyi 'iyi' yani hikmete binaen yaratır. örneğin; üreme organlarımız neslin devamı, sevginin göstergesi olarak verilmiştir. bunu tecavüz için kullanıp o eylemi ve sebebi kötü yapan, onu kullanım amacı dışında negatif olarak kullanan insanın kendisidir. o zaman insandan kaynaklanan kötülüğe tanrı ancak insan eliyle/kudretiyle müdahale edebilir (nehyi an'il münker), kötülüğü yaratanı cezalandırabilir (ahkam) sonucuna varırız. insanın halife kılınmasının yani yeryüzünde diğer canlıların üstünde asalet sürmesinin temel esprisi en iyi techizata sahip olan varlığın insan oluşundadır. o sebeple sorumluluk, öğüt, emir ve yasaklar, salih ameller insana yüklenmiştir. tanrı yeryüzüne inip darfur'daki aç çocuğu doyurmaz, bunu insana söyler, insan yapar, insanın yapması beklenir, beklenmelidir. tanrı bunun için gereken vicdan, korku, umut ve dayanışma duygusunu insana vermiştir. bu manada filistin'e düşen bombalarda tanrı'ya kızmanın, akp'nin hukuku çökertip zulmetmesinde tanrı'yı suçlamanın mantıksal çerçevede bir anlamı yoktur.

edit: imla
seanvictorydawn seanvictorydawn
bir yerde adalet araniyorsa, o yerde iyi ya da kötü diye ayirim yoktur.
herkes kötüdür.

türkiye'de allah diye bir sey yok.

çünkü türkiye'de daima adalet araniyor. yenisi geliyor. eskisi gidiyor. surekli daha zalim, daha serefsiz ve daha sevimsiz oluyorlar adalet getirenler.

karanliklar lanetler ve en büyük belalar bizimdir. kendini kötü adletmeyen terörist olsun.

(bkz: kötülük varken allahlar niye yok)
3 /