almanların en beceriksiz olduğu konu

güse güse
türkçe konuşmak.

arkadaşlar almanlar sizden birkaç ay içerisinde şakır şakır almanca konuşmanızı bekler ve çok iyi konuşurken de iyi olmadığınızı iddia ederler.

1. istanbul goethe enstitüsü'nde bir derste internetteki alıştırma modülüyle ilgili bilgi vermek üzere, teknik olarak görevli bir alman derse geldi, bize almanca sistemi anlattı. giderken de ağır bir alman aksanıyla türkçe " beni dinlediğiniz için teşekkür ederim" dedi.
elleri öpülesi türk öğretmenimiz arkasından " 15 yıldır burada konuşabildiği türkçe bu" dedi.

2. istiklal caddesi'ndeki türk-alman kitabevi'ne gittim. bir alman vardı. türkçe konuşarak istediğim kitabı söyledim zira istanbul'da bir kitabevi. tek kelime konuşmadan kitabı verdi.
insan bir merhaba, iyi günler der. onu bile diyemiyordu.

3. istanbul'da 15 yıl yaşamış bir almana "türkçe konuşabiliyor musun?" dedim. " konuşabiliyorum" dedi ve almanca devam etti. konuştuğumuz tek türkçe kelime buydu.

anlıyorum, türkçe matematik gibi bir dil ve almanlar için konuşması hayli zor.
ama en azından türkiye'de o kadar yaşamış olanlar konuşsa?

vallahi bizim türklerde bir dil yeteneği var. market kasasında çalışanı bile 1 yılda şakır şakır sesleri de taklit ederek konuşuyor.

biz çok zeki, kabiliyetli bir milletiz. ben bunu bu son 9 yılda çok çok iyi anladım.

eğer isterlerse almanlara da türkçeyi öğretiriz.

"istemek başarmanın yarısı" demişler. "yeter ki iste candan gönülden" de demişler. "iste iste iste" demişler.

başarabilirler.
acarabi acarabi
yıllar yıllar önce çalışacak işçi alımları yaparken insanlık kriterlerini göz ardı ederek çomarları ülkelerine sıkış tepiş doldurmak.
savaş sonrası dönemlerde mecbur olarak yaptılar ama şimdilerde çomarların nankörlüklerini gördükçe hayıflanıyorlardır.