almanyadaki aşı karmaşası

güse güse
almanya'da bir çok aşı merkezinin kapanmasına neden olan karmaşa.

sevgili dostlar öyle saçma olaylar oldu ki almanlar tepkilerini aşı olmayarak gösterdi. o, şu kadar tane hazırladık diye ilan edilen aşı merkezlerinin çoğu kapandı.

aşı ilk bulunduğunda kimse aşı olmak istemedi.
insanları teşvik etmenin çeşitli psikolojik yöntemleri vardır. biri, aşının kıtlığı olduğu, sıranın zor geleceği, aşı olmuş olmanın büyük bir şans olduğu havası vermekti ve almanya bunu uyguladı.

önce yaşlı insanlar için biontech aşısı olarak işe başladılar. yalnız huzur evlerinde bir sürü ölümler oldu.
bunun üzerine bir korku oluştu.
bu sefer dediler ki işte öğretmenler doktorlar gibi insanlarla temas halinde olan ya da yaşlılarla yaşayanlar vs. bunlara aşı yapacağız. ama astrazeneca aşısı. astrazeneca en ucuz aşıydı. biontech'i sadece 80 yaş üstü diye sınırladılar.

bu sefer insanlar aşı olmaya başladı. tanıdığım yaşça genç ve doktor olan almanlar vs.

sonra birden astrazeneca kanda bir değeri etkiliyor diye haber oldu ve aşı durduruldu.

ben de her gün yerel gazetenin covid blogunu okuyorum.

derken ab bilmem ne bakanı bir açıklama yaptı: "astrazeneca başka ülkelere değil önce sadece bize söz verdiği sevkiyatı yapmalı" şeklinde.

bu arada ab parlementosunda kavgalar çıktığı haberi geldi. en baştan aşı için firmalara bir sürü para verildi ama sevkiyat sorunu var diye.

sonra astrazeneca serbest bırakıldı yine. iyi de aşının muhteviyatı değişmeden ne oldu da yine serbest oldu? kan değerleri etkileniyordu hani?

derken oldukça karmaşık bir süreç başladı ve tüm aile doktorlarında isteyen aşı olabilir dendi.

bu sonuca kadar merkelle bir çok kez görüşüldüğü haberleri yapıldı.

sonra istenen marka ve istenen yerde aşı olunabilecek gibi seçeneklerle kapsamlar genişledi.

o kadar çok garip ve tutarsız durum oldu ki akıllı avrupalılar isyan etti ve aşı olmuyorlar.

ben tıp eğitimi almadım ama burada avrupanın en iyi tıp fakültesi diye meşhur olmuş heidelberg tıp fakültesi mezunu jinekoloğuma onun ne yapacağını sordum. kendisi aynen şöyle söyledi: "üçüncü faz sonuçları gelmeden hiçbir aşıyı olmam. bağışıklığımı güçlendirir tedbirleri uygularım. bir aşı bu kadar hızlı insanlara uygulanmaz, bu kadar hızlı bulunmuş olması bile bir garip" dedi.

sonra birden bir eyalet başbakanı çıkıp su bitiyor, susuz kalacağız, kuraklığa az kaldı diye sürekli demeç vermeye başladı. almanyada "su sorunu" haberleri abesle iştigaldi.

bu su sorunuyla eş zamanlı olarak merkez yönetim, dünya iklim sorununu sürekli konuşmaya başladı.

aşılar ne oldu? diye bir düşündüm.

çok fazla karmaşa oldu. böyle olunca kim aklıma geliyor biliyorsunuz…

sonra psikolojik manipülasyon yöntemlerini ve canımın içi nikola tesla'nın insanlığın nefretinin gücünün dünyayı aydınlatabileceğini söylediğini hatırladım.

bir an dedim ki acaba tüm bu iklim değişiklikleri vs. biz dünya insanları öyle olduğunu kesinlikle kabul edip buna inandığımız ve bunu sürekli yapılan haberlerle düşündüğümüz için oluyor olabilir mi?

insanlığın düş gücü böylesine etkili olabilir mi?

sonra ben de düş gücümü daha iyi bir dünya için kullanmaya karar verdim. ben mina urgan gibi insanlığın yaratıcı gücüne inanmayı seçtim.
ben müziğe, dansa, sanata inanıyorum.
ben tek bir yaratıcı olduğuna ve onun, bizleri kendi halifesi olarak dünyaya göndermiş olmasında bir amaç olduğuna inanıyorum.

ben düşleyerek sadece yürekten inanarak bu dünyaya barışı getirebileceğime eminim.

sizi de beklerim.

sadece düşlüyoruz. voldemortla birlikte zeybek oynadığımız günleri düşlüyoruz.

kolay gelsin.
bu başlıktaki 2 giriyi daha gör