alparslan

lemuria lemuria
alp: savaşçı, arslan: bildiğimiz aslan. burdan yola çıkarsak savaşçı aslan gibi birşeyler ortaya çıkıyor. isminin kendisini belli ettiği hakketmediği bir şekilde, kalesine misafir olarak aldığı bir adinin suikati sonucu dünyaya gözlerini yuman, mert insan.
easy company easy company
1071 de malazgirt'te 4. romanus diogenes'in komuta ettiği bizans ordusunu yenen selçuklu sultanı. alparslan ile romanus diogenes'in savaştan sonraki konuşması meşhurdur.

alparslan: ben şimdi senin önüne esir olarak gelseydim ne yapardın?
romanus diogenes: ya öldürürdüm ya da konstantinopol sokaklarında sergilerdim.
alparslan: benim cezam daha ağır olacak. seni affedip serbest bırakıyorum.

gerçekten de alparslan romanus diogenesi serbest bırakıp hediyelerle geri gönderir. ancak istanbul'da kendi kendi yurttaşlarınca romanus diogenes'in gözleri kör edilip işkenceyle öldürülür.
karahisari karahisari
“kaç defa söyledim. biz, bu ülkeleri allahü tealanın izniyle silah kuvveti ile aldık. temiz müslümanlarız, bid’at nedir bilmeyiz. bu sebepledir ki, allahü teala, halis türkleri aziz kıldı.” sözleriyle gönüllerin sultanı olmuş tarihi şahsiyet..
değiştir bu ne ya değiştir bu ne ya
büyük selçuklu hükümdarıdır.1029 'da doğdu .1072'de harasan'da ölmüştür.malazgirt zaferiyle anadolu'yu türklere açmıştır.türkler bu zaferle edebi bir yurt kazanmışlardır.
nealırsanbimilyon nealırsanbimilyon
malazgirt savaşında kazandığı zafer çok büyük olsa da asıl büyüklüğü,ona verilen deha ve yanındakileri doğru seçmesidir denebilir. örnekle;

bir şair alparslana şiir yazdığını ve ona okumak istediğini söyler.alparslan izin verir.adam sayfalarca süren şiirini okur.bu belki bir saat,belki de daha uzun sürmüştür.
aşiir bitince alparslan birden bağırır,hiddetli görünmektedir.
alparslan:sen bu şiiri benden çaldın!
şair:efendim,böyle bir saygısızlığa,hadsizliğe nasıl yeltenirim?
alparslan:inanmadıysan okurum.

ve okur.
şairin eli ayağı titremeye başlar.son çırpınışlar ve korku içinde:
-aman efendim,bu nasıl olur?
alparslan:inanmadıysan bir de vezirim okusun!

ve oradaki vezir de okur.
şairi saran korkunun derinliği artar.artık canının gideceğine emindir.kelimeler,o şairane yeteneği,laf ebesi tavırları yok olmuştur.
bu nasıl olabilir?
tek düşündüğü budur.
alparslan noktayı koyar:
-ben dinlediğimi bir kerede,vezirim iki kerede ezberler!
nocturne nocturne
yaklaşık olarak 30 bin askerle birlikte bizans topraklarında ilerlerken keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla; '300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor' der. sultan alparslan hiç önemsemeyerek şöyle demiştir; biz de onlara yaklaşıyoruz...
keyif pezevengi keyif pezevengi
alparslan tam bir badass'tir. malazgirt'te diyojen "ahahah salarım üzerine makedon mızraklı pallaxlarımı anuna goyarım olm" demiş, hatta alparslan'ın ordusunun sayısından da üstün olduğu için (+10000 falan) sevindirik olmuştur. alparslan bunu yer mi? yemez tabii. alparslan bu durumu zaten bin kere yaşamıştır, "hay amına koyim gene mi yahu aynı bok" nidalarıyla bilinen taktiğini uygulamıştır: mızraklardan uzak dur, atlılar geri geri kaçarken ok atsınlar, 8 saat sonra filan pallaxların götünden ter akınca etrafını sar ve fatality.
(bkz: badass of the week: alp arslan alp arslan "the byzantine writers deplore the loss of an inestimable pearl: they forgot to mention that, in this fatal day, the asiatic provinces o... badassoftheweek )
hiçbirşeyinteoremi hiçbirşeyinteoremi
ölümü hakkında türk kaynakların mı yoksa başka kaynakların mı manipülasyon yaptığı konusunda şüphem olan selçuklu sultanı. şimdi vereceğim bilgiler amin malouf'un semerkant adlı romanından:

düşmanları, 9 çocuğu olmasına rağmen, kadınlara az ilgi gösterdiği için ona "efemine" lakabını takmıştır. bu sözcük kadınsı anlamında argo ve cinsiyetçi bir tabirle de karıkılıklı anlamına gelir. semerkant'a doğru sefere çıktığı sırada bir kaleyi ele geçirmek için epey zorlanır. fakat harzemli yusufun koruduğu bu kale sonunda ele geçirilir ve yusuf esir alınır. sultan alparslan kendisini bu kadar zorlayan bu yusuf'u merak eder ve huzuruna çağırır. en sonunda,

-dört kazığa bağlayın,gerip parçalayın!- der.

yusuf ise,

-erkekçe dövüşene bu ceza hak mı? diye sorar.
cevap gelmeyince de
-sana söylüyorum karı kılıklı! der.

okunu ve yayını alan alparslan askerlere esir yusuf'u bırakmalarını söyler. o güne kadar mükemmel ve korkusuz bir okçu olarak bilinen alparslan sinirin etkisiyle olsa gerek kısa mesafeden yusuf'u vuramaz. bunu fırsat bilen yusuf ise giysilerinin arasındaki hançeri çıkartıp sultana saplar. daha sonra askerler yusuf'u paramparça ederler; fakat dört gün boyunca can çekişen alparslan da ölür. can çekişirken,

"geçen gün, yüksek bir yerden orduma bakıyordum. ayaklarımın altındaki toprağın titrediğini hissettim.dünyanın hakimi benim! benimle kim boy ölçüşebilir dedim. tanrı bana, insanların en sefilini gönderdi. savaşta yenilmiş bir esir,bir mahkum...benden güçlü çıkıp beni tahtımdan ve canımdan etti" der.

bunların sonunda da ömer hayyam şöyle bir dörtlük yazar.

zaman zaman bu dünyada bir adam kalkar,
şişinerek işte burdayım der,
kısa bir düş boyunca sürer zaferi,
ölüm gelmiştir bile ve, işte buradayım!der.
1golturgetirir 1golturgetirir
türklere politikası olmamasına rağmen hesapta dahi yokken anadoluyu açan bir kale muhafızı tarafından kibri yüzünden şehit edilen büyük türk komutanı.
don quixote rosinantee don quixote rosinantee



"malazgirt savaşı, türkiye'nin
doğuş nedeni olarak düşünülebilir"

claude cahen, fransız tarihçi

selçuklu imparatorluğu'nun tarihte oynadığı en büyük rollerden biri anadolu'nun fethedilmesi ve bunun neticesinde buranın bir türk vatanı haline gelmesiydi. bu süreçte öne çıkan en önemli aktörlerse, 1071'de yaşanan malazgirt savaşı ve bu savaşta islam ordusuna kumanda eden sultan alparslan'ın askeri yetenekleriydi.
selçuklular, gazneli devleti'nin egemenliği altında bulunan horasan'ı işgal ederek bu bölgeye yerleşip bir devlet kurmalarını sağlayan 23 mayıs 1040'taki dandanakan savaşı'ndan sonraki yıllarda, genişleme ve yayılma açısından gözlerini batıya dikmişti. 1044 yılından itibaren anadolu'ya yönelmiş olan selçuklular, bizans'ta baş gösteren iç karışıklıklardan da istifade ile doğu anadolu'da etkili olmaya başlamışlardı.
isaak komnen'den (1057–1059) sonra bizans tahtına geçen . konstantin dukas (1059–1067), selçuklu akınlarını önlemeye çalıştı ise de, başarılı olamadı. türkmenler bu topraklara akınlar yapmakla yetinmişlerdi. anadolu'yu fethetmek haleflerine, alparslan'a kısmet olacaktı. alparslan, amcası tuğrul bey'in ölümünün ardından askeri konulardaki üstünlüğü, çabukluğu, azmi ve enerjisi sayesinde kısa zamanda diğer adaylar arasından sıyrılarak selçuklu sultanı olmayı başaracaktı. saltanat davasına girişen prensleri bertaraf ederek selçuklu imparatorluğu tahtına yerleşen alparslan'ın ilk işi amcası tuğrul bey zamanında başlanan 'rûm gazasına' devam etmek olacaktı. peki kimdi bu selçuklu sultanı alparslan?

ilk işi dağınık güçleri birleştirmek oldu
alparslan, 1030'da (kimi kaynaklara göre 1029) doğmuştu. çağrı bey'in oğlu, tuğrul bey'in yeğeniydi. gazne hükümdarı mevdut'a karşı 1044'te kazandığı büyük zafer kazandığı savaşla, askeri hünerini sergilemiş, babasının yönlendirmesiyle 1058'de belh, toharistan, tirmiz, kobadiyan, vahş ve valvalic gibi şehirlerin yönetimini devralmıştı. bu bölgelerde bir nevi yöneticilik stajı yaptı. 1060'ta çağrı bey'in ölümüyle alparslan'ın önü açılacaktı. horasan selçuklu devleti'nin başına geçti. 1063'te bu kez amcası tuğrul bey vefat etti. vasiyeti doğrultusunda vezir amidül mülk kündüri, tuğrul beyin yeğeni ve üvey oğlu süleyman'ı tahta çıkardı. lakin süleyman'ın dirayetinden emin olamayan selçuklu beylerinin adayı, hem askeri hem de idari açıdan yeterli olacağına inandıkları alparslan'dı. baskı altında kalan vezir kündüri, horasan selçuklu hükümdarı alparslan'ı rey'e çağırarak selçuklu tahtını ona devretti. kündüri'nin yerine nizamülmülk'ü vezirliğe getiren alparslan, ilk iş olarak birbirinden dağınık haldeki selçuklu beylerini bir bayrak altında toplayarak güç yığınağı yaptı. bunun ardından dönemin halifesinden bütün camilerde kendi adına hutbe okunmasını istedi. hem siyasi hem de dini desteği arkasına almıştı. artık rum gazasına başlayabilirdi.

batılıların gözünden alparslan'ın ordusundaki askerler...
selçuklular bizans'ın başını ağrıtmaya başlıyor
ilk etapta ermenistan ve gürcistan civarında selçuklulara toprak kazandıran alparslan, ardından bizans'ın en korunaklı mevzilerinden sınır şehri ani'yi kuşattı. şehrin etrafını çeviren heybetli surları ağaçtan burçlar, mancınıklar ve okçularıyla geçen selçuklu sultanı, 1064'de ani'yi hâkimiyeti altına aldı. durmadı. aynı yıl kendisi doğuda; tiflis'te kılıç sallarken, afşin, sunduk, ahmed-şah, türkmen, dilmaç oğlu mehmed, duduoğlu gibi kumandanları da anadolu içlerine akınlar yapıyordu. bunların arasından özellikle afşin bey, bizans'ın canını sıkmaya başlamıştı. önce 1067'de malatya'da bizanslılara mağlubiyet tattıran afşin bey, kayseri'ye kadar ilerledi.
öte yandan bizans'ta yönetim değişikliği olmuş, bizanslılar bugüne kadar iyi müdafaa edilmeyen ve etrafındaki çember giderek daralan anadolu'yu kurtarması için romen diyojen (romanos diogenes) gibi kudretli bir kumandanı imparatorluk makamına getirmişti. bu esnada selçuklu akınları, ege denizi ve marmara bölgesindeki noktalara kadar ulaşmış, aynı dönemde şii-fâtımî devletinin, islâm ülkeleri ve abbasî halifeliği için tehlike oluşturduğuna kanaat getiren alparslan, suriye üzerinden mısır seferine çıkmıştı. sultanın bu girişimi, bizans imparatoru diyojen'i fazlasıyla rahatsız edecekti. müslümanlar durdurulmalıydı. anadolu içlerine yaptığı birkaç hamle daha önce afşin bey tarafından bertaraf edilen diyojen, bu kez kararlıydı.
"doğumuzda bir islam tehlikesi belirmiştir…"
'doğu sınırlarımızda büyük bir islâm tehlikesi belirmiştir. bunu daha fazla büyümeden ortadan kaldırmalıyız. ordumla birlikte bu tehdide bir son vermeye gidiyorum.' diyen bizans imparatoru, alparslan ile yüzleşmek üzere, norman, slav, gürcü, abaza, ermeni ve rumeli'de yaşayan islâm dînini kabul etmemiş peçenek ve uz türklerinden oluşan 200 bin kişilik ordusuyla 13 mart 1071'de istanbul'dan anadolu'ya doğru ilerlemeye başladı. aynı esnada sultan alparslan da azerbaycan'ın hoy bölgesinde karargâhını kurmuştu. veziri nizamü'l mülk'ü, kendisine takviye asker toplaması için tebriz'e gönderdi. tam teçhizatlı 10 bin kişilik kuvvetiyle malazgirt'e doğru yola çıkmış, yol üzerindeki diğer kuvvetlerin de katılması ile selçuklu ordusundaki asker sayısı 40 bini aşmıştı.
malazgirt'e yaklaşılırken, alparslan'ın imamı buharalı ebu nasr muhammed sultan'a, 'ey sultanım, sen tanrının öteki dinlere üstün tuttuğu islam dini için savaşıyorsun, bu nedenle bütün hatiplerin minberlerden müslüman halkla birlikte senin için duada bulunacakları cuma günü, öğle namazı sırasında düşmana saldır. ben ulu tanrı'nın zaferi senin adına yazmasını beklerim' diyecekti. 25 ağustos 1071 günü taraflar savaş düzeni aldı. alparslan, birkaç bölüğü muhtelif emir ve beylerin kumandasında pusulara yerleştirmiş, kendisi de bizzat merkez hattında pozisyon almıştı. selçuklu atlıları sürekli olarak tekbirlerle, boru, davul çalıp haykırarak ve ok taciziyle bizans askerlerini moral bakımından çökertmeye çalışıyordu. bizans tarafıysa kulakları sağır eden çan sesleriyle karşılık veriyordu bu psikolojik yıpratma hamlesine. bütün hazırlıklarını tamamlayan ve ak giysiler giyerek 'ölürsem kefenim bu olsun' diyen alparslan, 26 ağustos cuma sabahı maiyetindeki bütün kumandanları toplayarak, savaştan muzaffer bir sultan olarak çıkmak için dua etti ve askerlerine şöyle seslendi "ben muhtesipler gibi sabırlıyım ve kendini tehlikeye atan kimselerin yaptıkları gibi gazilerin başında savaşacağım. eğer tanrı beni başarıya ulaştırırsa bu güzel bir sonuç olacaktır; eğer durum bunun aksi olursa oğlum melikşah'ı dinlemenizi ona itaat etmeniz ve onu yerime geçirmenizi sizlere vasiyet ediyorum."
bu arada alparslan, bizans karargâhının hendeklerle çevrilmiş olduğunu görünce, "eminim ki, onlar yenileceklerdir. çünkü sayılarının çok olmasına rağmen hendek kazmaları, onların korkaklıklarına delalet eder" diyecekti.
malazgirt'te zaferin adı: hilal
saldırıya ilk geçen selçuklular oldu. türkler, allah ve tekbir sesleri, kös ve boru gürültüleri ve naralarla ilerliyor, düşmanı hücuma kışkırtıyorlardı. alparslan'ın askerleri, uyguladıkları hilal taktiği gereği, sahte bir hücumun ardından geri çekilip, düşmanın ilerlemesine izin veriyor, sayıca az olmalarından kaynaklanan dezavantajı bu şekilde gideriyordu. alparslan, askerlerini, saf halinde bizanslıların karşısına çıkarmıyor, selçuklular, geri çekilirken de yoğun ok atışıyla düşman saflarını dövüyordu. bu esnada bizans ordusunun sağ kanadında saf tutan uzlar ile sol kanadındaki peçenekler, taraf değiştirip selçuklu ordusuna katıldı. bu gelişme bizans saflarında bozulmaya sebep oldu. imparator paniğe engel olmak için, ordugâhının türk akıncıları tarafından yağma edilmesi ihtimalini de düşünerek, geri çekilme emri verdi. sultan alparslan bizans ordusunun tam taarruz edilebilecek bir vaziyette pusulara yaklaşmış olduğunu görerek hücum emri verdi. pusuda bekleyen taze güçler sahneye çıktı ve muhtelif noktalardan gedikler açıp düşman saflarını birbirinden ayırdı. bütün bizans karargâhı zapt edildi. düşman hatları pozisyonlarını bozmuş, ilk kuşatılansa bizzat imparator'un kumanda ettiği merkez hattı olmuştu. imparator bir anda kendisinin ve savaşçılarının dört bir yandan ok yağmuruna tutulduğunu gördü. diyojen, o ana kadar bozulmamış olduğu anlaşılan sol kanadı yardımına çağırmak istedi fakat türkler ona da mani oldular; zira bizans ordusunun arkasına geçen ve sol cenahı da kuşatmaya başlayan selçuklu askerleri, bu kanadı da bozguna uğratarak dağıttı. böylece tamamıyla tecrit edilmiş olan ve takviye kuvvetlerinden de mahrum kalan imparator, esir düşünceye dek elinde kılıç, çarpışmaya devam etti. imparatorluğun uzun tarihi boyunca ilk defa bir bizans imparatoru, müslüman bir hükümdarın eline esir düşüyordu. esir alma şerefi de selçuklu türklerine ve onun kahraman hükümdarı alparslan'a nasip olmuştu.


kendine aşırı güveni sonunu hazırladı
malazgirt'in ardından sultan alparslan'ın hâkimiyeti anadolu'nun batısına doğru yayıldı. ama onun asıl niyeti, atalarının geldiği toprakları türkistan üzerine yürümek, türkleri tek bir bayrak altında toplamaktı. 1072'de kalabalık bir orduyla maveraünnehr'e doğru ilerlemeye başladı.
buhara'ya yaklaştı. uzun süreceği anlaşılan seferinin rotası üzerinde onlarca ele geçirilmesi gereken nokta vardı. bunlardan biri de amuderya nehri üzerindeki hana kalesiydi. kale, sapık bir inancın propagandasını yapan yusuf el-harezmi'ni hakimiyetindeydi. türkler kaleyi kuşattı. fazla direniş gösteremeyeceğine karar veren yusuf el-harezmi, teslim olmak zorunda kaldı. esir olarak sultan'ın huzuruna çıkarıldı. alparslan, kendisinin idam edileceğini söyleyince, çılgına dönen harezmi, hançerine davrandı. alparslan'ın korumaları hamle edecekken, sultan'ın işaretiyle kenara çekildiler. devrinin en iyi okçularından biri olarak bilinen alparslan yayını çekse de, ayağı kayınca, oku ıskalamış, bunu fırsat bilen harezmi, hançerini sultanın göğsüne sokmuştu. korumaları harezmi'yi öldürmekte gecikmeseler de, sultan ağır bir şekilde yaralanmaktan kurtulamayacaktı. olaydan 4 gün sonra, 25 kasım 1072'de, henüz 42 yaşındayken hayata veda ettiğinde, etrafındakilere göre, kelime-i şahadet getirip vefat etmeden önceki son sözleri şunlar olmuştu:
"düşmanlarımın üzerine yürürken, allah'a sığınır, ondan yardım isterdim. dün bir tepenin üzerinden askerlerime baktığımda, onların haşmetinden, büyüklüğünden, üzerinde durduğum tepe sallanıyor gibi geldi. dünyanın hükümdarı olduğumu düşünüp, yenilmez olduğum fikri aklımdan geçti. işte buna karşın cenab-ı allah da beni aciz bir kulunun eli ile cezalandırdı."
alparslan ölümünün ardından tahran yakınlarındaki rey şehrine defnedildi.
alparslan doğu roma'nın sonunu başlattı
alp arslan'ın zaferi anadolu'daki güç dengesini selçuklu türkleri ve müslümanların lehine olacak şekilde değiştirmişti. her ne kadar zaferin ardından bizans imparatorluğu bir dört asır kadar daha ömrünü devam ettirecek olsa ve haçlı seferleri anadolu'yu hedef alacak olsa da, malazgirt zaferi, selçuklulara, yenilmez armada gibi görünen bizans'ın yenilebileceğini göstermiş, türklerin anadolu'ya yayılışlarının sinyallerini vermeye başlamıştı.
selçuklu sultanı alparslan, sadece askeri alanda büyük işler yapmakla kalmamış aynı zamanda, medreseler kurdurmak, bilim adamlarına kol kanat germek, imar ve sulama tesisleri yaptırtmak suretiyle de, anadolu'da yerleşik düzene geçilmesinde rol oynamıştı. selçuklu askerlerinin ardından anadolu'ya girmeye başlayan müslümanlar, yerleşik düzene geçerek, imparatorluğun, kendisini maddi manevi açıdan besleyen topraklarla bağlantısını kesmişti.
aralarında edward gibbon'ın da olduğu birçok tarihçiye göre, malazgirt mağlubiyeti, doğu roma imparatorluğu için sonun başlangıcı olmuş, alparslan, bizans'ın ipini çeken süreci başlatmıştı.

notlar
• orta asya ve arap kaynaklarında mehmed ibn davud olarak da bilinir. küçük yaşlarda ata binmeyi ve ok atmayı öğrenmişti.
• alparslan malazgirt'te elde ettiği zaferle, hıristiyanlığın doğudaki kalesi kabul edilen bizans imparatorluğu'nun hâkimiyetini sınırladı. hıristiyanlık âlemi buna karşılık vermek zorunda kaldı ve neticede haçlı seferleri başladı.
• alparslan yeteneklerini ağırlıkla savaşlarda sergiledi. devlet işlerinin yürütülmesini daha çok veziri nizam al-mülk'e bırakmıştı.
• iktidarı sırasında imam-ı gazali, imam-ül-haremeyn cüveyni, ebu ishak eş-şirazi, abdülkerim kuşeyri, imam-ı serahsi gibi islam alimleri yetişti.
• imam-ı a'zam türbesi, harezm camii ve şadyah kalesi gibi pek çok eser inşa ettirdi.
• türkmenistan eski devlet başkanı saramurat niyazov'un talimatıyla, 2002'den itibaren türkmen takvimine göre ağustos ayı, alparslan olarak isimlendirilmeye başlandı.