alt komşum

güse güse
iyi bir komşuluk ilişkisi geliştirebileceğime emin olduğum ancak sonunda yine sükut-u hayal'e uğradığım komşu.

bundan önceki alt komşum iyi bir kadındı, sürekli konuşurduk, hiç evime gelmedi ben de gitmedim. kadın 3 farklı işte çalışıyordu. ama iyiydi. kocası da çok güler yüzlü bir insandı. 3.5 yıl komşuluk yaptık. giderayak nereye taşınıyorsunuz diye sorunca, adam evi tarif etti, en üst kat terası var…vs. iyi dedim bahçeyi aramazsınız. adam ekledi: " üstte kimse yok"
dostlar benim çocuğum çok ağladı. ama öyle böyle değil. bu adam bu noktada haklı. bir kez kapıma gelmediler. kendisine böyle dedi diye asla bir an bile kızmadım. bunlar gerçekten iyi insanlardı. allah bin kere razı olsun. o aylarca süren çılgın gecelerde ben binbir stresle insanları rahatsız ediyoruz diye düşünürken biri bile kapıya gelmedi. çok iyilerdi. üst komşum mektup yazıp bıraktı, üzülme geçecek biz rahatsız olmuyoruz, sakın strese girme. bunalınca kahveye gel diye. ama gelin görün ki benim hayatımın altı üstüne gelmişti. o komşum m'nin kıymetini bilemedim. kendisinden çok özür dilerim onu çok seviyorum. istanbul'a döndüğümde ne zaman isterse başımla beraber, her zaman beklerim.
gerçekten çok iyi almanlar var. çok iyiler. almanya ayaktaysa bunlar hatrına. bunlar oransal olarak azlar ama mesele şu ki kalbi sevgiyle dolu olanın titreşimi daha yüksek. bu nedenle almanya'yı ayakta tutabiliyorlar.

"eğer evrenin sırlarını öğrenmek istiyorsanız; enerji, frekans ve titreşim kavramlarıyla düşünün." nikola tesla

neyse bu yeni komşumla apartmanda, bahçede görünce konuşmaya başladık ve her seferinde sohbet biraz daha ilerlemeye başladı. ben de bir 3 ay sonra bize kahveye gelmek isterler mi diye sordum. almanlar öyle "hadi kahveye gel"den hoşlanmaz. kahveye gelmeyi isteyip istemediklerini sormalısınız.

olur dedi. o zaman dedim ben numaramı yazacağım ve posta kutusuna atacağım. bakın numarasını da direk istemedim korkmasın diye. hiç hoşlanmazlar.
ve bir de açık kapı, istersen cevabı sen de posta kutusuna bırak minvalinde. güzelce bir davet metni ve istediği zaman mesaj atabileceğini ve bir gün ayarlayabileceğimizi yazdım, notu attım.

ses yok. 1.5 yıl oldu. ben de haliyle durumu anladım ve merhaba diyorum sadece. sohbet etmiyorum.

bunu başka bir almana anlattım. bu tarz şeyler zamanla gelişir acele etmişsin dedi. ama dedim üst komşumla kankalar. onu da yeni tanıdı. ailece görüşüyorlar. her gün beraber bahçede oturuyorlar. hatta üst komşumun sesi o kadar yüksek ki, maşallah ne konuştuklarına da kayıtsız kalmak zorlaşıyor bu sebeple balkonda ses kesici kulaklıkla oturuyorum ki duymayayım. zira biz türkler başka insanları dinlemeyiz. bu alman da cevap veremedi tabii ki.

evet sevgili alt komşu. ben artık ülkeme döneceğim.
bir kahve de içemedik ama biz kahvenin 40 yıl hatrı olduğuna inanıyoruz. seninle 40 yıllık bir gönül yüküne girmediğim için hayli müsterih olduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.

bizim arabamızın aynısını, benim bisiklet römorkumun de aynısını, artık üretilmediği halde gidip bulup aldın. yaptıklarımı yapıyor ama benimle nedense muhatap olmuyorsun. evime gelseydin herhalde daha da kopyalaman gereken şey olurdu. bunu da yazayım, burada dursun. günü gelir okursun.