ama

closer closer
hiçbir kelimeden nefret etmedim "ama" dan ettiğim kadar. hele ki üç nokta geliyorsa ardı sıra. keşke'yi de sevmem, gel gör ki anlamı açıktır. keşke görünce dersin ki yapılması olasıyken yapılmamış ya da yapılmaması daha iyi olacakken yapılandır insanin canını sıkan, değişik hikaye sonları yazdıran. ama'ya gelince, o başka. anlamıyorum.
ucu açık ama'lara tahammül edemiyorum. milyonlarca neden gizliyorlar. galiba sahibi açık ifadeler için yeterince cesur olmadığından, ya da karşısındakini açıkça kırmak istemediğinden eklenirler sona. belki de vicdani rahatlamaya sebep olsun diye, özellikle güzel cümleleri takip ederler. acımasızdırlar. küçük ama zehirli katil bir örümcektir adeta. insanın zihninde ve kalbindeki tüm umudu ve iyimserliği öldürür farkettirmeden. ne olduğunu anlamadıkça kişi, takılır ama'nın ağlarına. o andan itibaren cçırpındıkça daha fazla dolanır. her katil cinayet mahalinde bir iz bırakır ya, ama'dan geriye de pişmanlık ve sorgulamalar kalır. yaşanmış ve yaşanan, hatta yaşanacak her şeyi sorgulamaya başlar insan. ama örümceği 'acaba' yumurtlar hemen. deney farelerinden bile hızlı ürer. tek bir panzehiri vardır: güven. biraz hoşgörüye bolca güven katıp büyük bir bardak umutla beraber alındığında büyük izleri silinir gider. dikkatli olunmazsa tekrarlama ihtimali her zaman vardır...
bu başlıktaki 70 giriyi daha gör