ama

2 /
paradoksu kucaklamak paradoksu kucaklamak
"ama" işin renginin değiştiği andır. an, o an ki iş tamamen bambaşka bir boyuta geçer.
ama öyle bir şey ki bir önceki cümlenin hükümdarlığını bitiyor, hilafeti ve saltanatı ortadan kaldırıyor ve cumhuriyet kurup o ana kadar baskılanmış duyguları da özgürlüğe kavuşturuyor.
bir nevi "freedom" çığlığıdır "ama".
"ama" ile bir önceki cümle yıkılıyor, gerçekliğini kaybediyor, tedavülden kalkıyor ve hiçbir dış devlet tanımıyor.
ilişik yaşam formu ilişik yaşam formu
öncesindeki ve sonrasındaki yargıların genellikle yalan olduğuna inanılan bağlaç... örneğin:
yakışıklı değil ama sempatik (öncesindeki yargı yalan)
size gelecektik ama aynı gün annemler geldi (sonraki yargı yalan)
evolet evolet
"her şeye rağmen, çok güzeldi!..." diye yazmışsın, birlikte geçirdiğimiz günlerle ilgili olarak-
daha önce de, hiç beklemedğim anlarda, durumlarda, konumlarda, bana "ne güzelsin!.." demiştin- beni her seferinde şaşkınlığa düşüren bir sözdü bu: sen, bana, "güzel" diyordun... - ne diyeyim ki!...

-evet, güzel sevgilim : yalnızca onların anıları işte, beni hala ayakta (?) tutan...
başka ne kalıyor ki elimizde, zaten ?..
hep unutamadığımız anılar oluyoruz işte...
unutmamağa çalıştığımız...
ama...
ama-

yanlış verilen bkz editi : alıntıdır efendim. "oruç aruoba"nın "ile" isimli eserinden.
gördüğüne inanma sen gördüğüne inanma sen
nil karaibrahimgil in bir şarkısı aynı zamanda. sözler şöyle hatta:

içimde bir his var ama
güzel ama, yapmasak!
oraları bilirim ama gelirim ama,
fazla kalmasak!
gitsek ama varmasak,
yansak ama yakmasak!
bu aşk bizi götürür ama
süründürür ama, fazla takmasak!
soruları severim ama,
cevaplarım ama, sağlama yapmasak!
biz hep böyle sarmasak,
gitsek ama varmasak,
yansak ama yakmasak,
gitsek öyle durmasak!
2 /