amadeus

2 /
kejura kejura
çeşitli turizm acentaları ve havayollarında kullanılan uçak bileti ayırtmaya, almaya yarayan turizm bölümü öğrencilerinin ders olarak gördüğü biletleme programının adıdır.

ayrıca her sene belli yerlerde açılan kursları sayesinde, başarılı olanlara verilen uluslararası bir sertifika ile çeşitli turizm işletmelerinde çalışma kolaylığı sağlamaktadır.
mıncır mıncır
öncelikle peter shaffer ın oyunudur, sonra miles forman film haline getirmiştir. ama asıl ustalık shaffer ın oyun yazarlığında gösterdiği başarıdır, mozart ın hayatını belgesel tadında bırakmayıp salieri yle birlikte dinsel bir cerceve icinde ele alışıdır. amadeus un kelime anlamının "tanrının sevdiği, sevgilisi" olmasıda salieri nin gözünde mozart ın tanrı tarafından ne kadar kayrıldığını kanıtlar niteliktedir.
sophie sophie
başladığı yerde biten, 150 dk içinde hiç sıkılmadan izlenecek bir oyundur.15nci uluslararası istanbul tiyatro festivali nde sahnelenmiş olması merakımı fazlasıyla arttırdı ve sonunda bilet bulup izleyebildim.
adı salieri olabilirdi;çünkü bu salieri nin mozart tan çaldığı oyundur.salieri karakterini canlandıran celal kadri kınoğlu nun performansına hayran kalsam da beklediğimden çok daha az müzik vardı.sezonun en iyi oyunlarından biriydi.
floydian floydian
bir insanın tanrı ile savaşını anlatan mozart'ın hikayede nesne konumunda olduğu mükemmel bir film. otuz küsür kere izlenilse bile ilk kez izleniyormuş gibi gelir. sinemalarda gösterildiği yıllarda film çıkışlarında mozart kasetlerinin satışında büyük artış olmasına neden olmuştur.
los lunes al sol los lunes al sol
milos forman ın dehasını konuşturduğu müthiş film. başrollerdeki iki oyuncunun f.murray abraham ve tom hulce nin performansları da filmi unutulmaz kılan sebepler arasında tabi ki. salieri karakterinin mozart üzerinden tanrıyla hesaplaşması ve çıkışları çok zekice yazılmış ayrıca.

-dünyadaki tek besteci sen değilsin.
-hayır ama en iyisi benim.
mümtaz mümtaz
milos forman'ın tek kelimeyle harikulade olan bu filmi, bazı çok bilmiş türk sinema eleştirmenlerinin acımasız tenkitlerinden kendini kurtaramamıştır. çok dert değil, ama mesele başka. gösterime giren her türlü abuk türk filmini, sadece yerel yapım olduğu için aklınca yapıcı eleştirilerle destekleyen sinema eleştirmenlerimiz, iş yabancılara geldiğinde kendilerini tatmin etme yolunu tercih ediyorlar. amadeus'un başına gelenler de bu cinsten. neymiş efendim, filmde mozart'tan ziyade salieri'nin kırılan gururu söz konusu ediliyormuş. (bu arada "salieri'nin kırılan gururu"nu imdada çağırıyorum) mozart dediğiniz adam, hiç şüphe yok ki bugüne kalmış ender isimlerden biridir; ancak zamanında gerek sarayla gerekse diğer bestecilerle ilişki içinde olan bir "insan"dır. biyografik film çekeceğiz diye onu dünyadan soyutlamak, her şeyin dışında tek başına anlatmak, basit bir mersiye yazmaktan öteye geçemez. nasıl ki bizim dahi bestecimiz, klasik musikimizde her şeyimiz olan dede efendi, zamanında şakir ağa ile ciddi bir rekabet halinde ise, bu batı'dakiler için de böyleydi. işin tadı burada belki de. yani mesele, iki yüzyıl sonraya kim kalacak meselesi. bugün herkes var, ama iki yüz yıl sonra kimler olacak; bunu şimdiden bilmiyoruz. bizden de bir babayiğit çıksa ve bizim biricik dede efendi'miz ile ilgili bir film çekse ve şakir ağa'nın kırılan gururunu bize anlatsa. ama yok efendim, biz bunu değil de daha ziyade amadeus ve goya's ghosts gibi şaheserleri, o bilmiş ama çekilmez tavrımızla eleştirmeyi biliriz... bu arada (bkz: goya s ghosts)
ses işçisi ses işçisi
murray abraham ne kadar kaliteli bir oyuncu olduğunu bu filmde göstermiştir. mükemmel bir film olmasına rağmen film çarpıtılmıştır. salieri mozart'ı öldürmemiştir.
silmaril silmaril
müziğin kendisini sevenlere unutulmayacak bir iki saat yaşatan filmdir. mozart'ın bestelerinden sonra onu ölümsüzleştiren başyapıttır.
neutrox neutrox
enfes bir film... öyle böyle değil...

salieri'nin mozart'ın başucundayken yazdığı eser requiem'in confutatis bölümüdür ki o sahne canlandığında confutatis'i ilk defa dinlemiş hissine kapılırsınız ve sonunda mozart, salieri'nin gözlerinin içine bakarak "voca me cum benedictus" der. mozart, tüm dahiliğiyle, egoistliğiyle ve yıllardır salieri'nin başarısını gölgelediği için bağışlanmayı isteyen gözlerle salieri'e bakar ve ondan af diler. salieri'nin gözlerinde hiç bir pişmanlık belirtisi yoktur, tüm yaptıklarından dolayı en ufak bir pişmanlık bile duymamaktadır.

filmi özetleyen cümleyi salieri'nin ağzından dinlersiniz:

- tanrım bu nasıl bir cezadır ki bu adama böyle bir yetenek verdin, bana ise sadece bu yeteneği anlayabilecek bilgi verdin!
adamkitap adamkitap
akm'de sahnelenirken arka sıralardan seyredilmek sonunda kalınan ve zafer alagöz'ün karınca yavrusu gibi gözüktüğü oyun.
zafer alagöz'ün muazzam performansı arka sıralardan da olsa gözlerden kaçmıyor.
özellikle dekor muazzam.
can gürzap rejisiyle sahnelenmiştir.
ve yamulmuyorsam 80'lerde can gürzap bu oyunda amadeus rolünü oynamıştır.
parçın parçın
153 dakikalık görsel ve işitsel şölen şeklinde özetlenebilecek, 8 adet akademi ödülleri sahibi milos forman filmi.

sadece tutkunun yetmediğinin, bu dünyadan geçmiş insan üstü bi yeteneğin öyküsü. wolfgang amadeus mozart'ın çocuksuluğu ve saflığı; karşısında onu kıskanan, kötülük timsali antonio salieri, yaşadıkları dönemin ihtişamı ve insanda şok etkisi yaratan müthiş hazin sonu filmi mükemmel kılan ayrıntılar.

spoiler
en mükemmeli ise, ölümsüzlüğün vurgulandığı, salieri'nin pederle konuştuğu ilk sahne. mozart'ın ölümüne neden olmuş olsa da, onu öldüremediğini anladığı 32 yıl boyunca salieri'nin çektiklerinin özeti.
spoiler

e ne demişler salieri: iyiler erken ölür.

müzik, delilik ve cinayet. izleyin, görün.
2 /