ambrose bierce

vandal mimar vandal mimar
ordu kökenli olmasına rağmen dönemine göre bir hayli muhalif takılarak sarkazm nâmına çokça saçmalamış; fakat arada da çok pis denk getirdiği kavram çözümlemeleri ile günümüzde dahi ibnemsi bir tebessüme sebebiyet verebilecek bir tür algıya sahip, poe-nasreddin kırması sinik adam.

örneğin din için; "havadaki pis kuşların yuvalarını yaptığı güzel bir ağaç" tanımlamasında bulunmuş, "kaşıntı" içinse "bir iskoç'un vatanseverlik anlayışı mı ne öyle bir şey işte" diyerekten alaycı cesaretini ortaya sermiştir. devrim yapmak için meksika'ya gitmiş bir de bu amca zamanında. gidiş o gidiş. douglas adams'ın etkilendiği şahsiyetlerden biri olabilir.
noryth aquanum noryth aquanum
19. yy. sonunda yaşayan amerikalı yazar/eleştirmendir. ironi üstadı olarak tanınır. ayrıca kaleminin çok sivri olduğu söylenir. öyle ki eleştiri yaptığı zaman bir yazarın/şairin ya yazarlık hayatını bitirir ya da göklere çıkmasını sağlarmış, o derece etkili ve sözü geçer bir adammış bu bierce.
kendisi daha çok korku öyküleriyle tanınır. korku öykülerinde kendi düşlerinin yanında dönemin amerika sının bazı güncel sorunlarını da işler(çinli göçleri, zenci düşmanlığı vs. ) korku öyküleri oldukça başarılıdır, ülkemizde de karanlıkta 33 yazar antolojisinde yer almıştır. ayrıca imkansız öyküler ve karanlığın kahkası isimli iki kitabı da kütüphanemde durmaktadır, ikinci kitapta özellikle devletle, politikacılarla ve insanlarla ilgili ağır ve doğru ithamlar yer alır, kesinlikle okunmalıdır.
bierce in daha çok eser verebilmesi olasıydı, ancak meksika ya devrimde yardımcı olmak amacıyla geçmiş, bir daha da kendisinden haber alınamamıştır. şanına yaraşır bir kayboluştur bu, sevdiği gibi bir kayboluş...
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
"bazı putperestler, taptıkları idol iyice yıpranınca onu denize atıp, yerine yenisini dikmişler ve dibinde hep beraber tapınmaya başlamışlar. "bütün bunlar ne demek oluyor" diye sormuş yeni idol. "neşe ve hüzün kaynağı babamız" demiş başrahip, "biraz sabırlı olun da size kutsal dinimizin doktrinleriyle ayinlerini açıklayayım." bir yıl boyunca teoloji eğitimi gören yeni idol, kendini ateist ilan edip nehre atılmayı talep etmiş. "bu canınızı sıkmasın" demiş başrahip "ben de öyleyim."
inanna salome inanna salome
''dünya üzerinde yeni hiçbir şey yok ama bizim bilmediğimiz çok şey var.''

''herkes delidir aslında. ama deliliğini analiz edene filozof denir.''


şeytan ın sözlüğü'nden;
azim; vasatlığın şerefsiz başarılar elde etmesinde kullanılan aşağılık bir erdem.
ceset; başkalarının merakına karşı uygar bir kişinin gösterebileceği en yüksek kayıtsızlığı gösteren kişi.
embesillik; bu sözlüğü eleştiren sansürcüleri etkisi altında almış ilahi bir ilham, kutsal bir ateş.
samimiyet; iki salağın ortak yıkımlarına doğru çekildikleri bir ilişki türü.
tarihçi; uzun menzilli bir dedikoducu.
telefon; münasebetsiz bir kimseyi uzakta tutmanın bazı avantajlarını yürürlükten kaldıran bir şeytan icadı.
yerliler; [1.] yeni keşfedilmiş bir ülkenin topraklarını sürerken bulunan düşük değerli zevat. kısa süre içinde toprağı sürmeyi bırakırlar; toprağa gübre olurlar. [2.] geleceğin leksikograflarını kendilerini tanımlama zahmetinden kurtaracak düşünceli insanlar.
zihin; beyin tarafından salgılanan gizemli bir madde çeşidi. başlıca uğraşı kendi doğasını saptama çabasından oluşur; bu çabanın boşluğu, kendisini bilmek için elinde kendisinden başka bir araç olmamasındadır.
zoka; oltayı yenilir yutulur hale getiren bir preparat. güzellik en iyi türüdür.
barba rossa barba rossa
yeni çıkan ken parker kitabındaki öykülerin ambrose bierce'ın eserlerinden uyarlandığı duyuruluyor.

"ken parker altın seri'nin 50. kitabı olan "asker hikâyeleri", usta çizerleri sadece berardi'nin değil, bierce'ın dehasıyla da buluşturuyor...

savaş insanların kitleler halinde ve şiddetle kavga etmesidir... özünde mantıksızdı, barbarcadır... öte yandan, askerlik saygın bir meslek, şehitlik önemli bir mertebe kabul edilir...

giancarlo berardi, serimizin yeni kitabında işte bu yaman çelişkiyi amerikan iç savaşı üzerinden irdeliyor. savaşın insanları hangi durumlara sürüklediğini, askerlik prikolojisini ve vatanperverlik kavramlarını sorguluyor. ve tüm bunları yaparken, sırtını 19. yüzyıl amerikan edebiyatının sağlam bir kalemine yaslıyor: ambrose bierce!

ambrose bierce'ın öykülerinden hareketle ortaya çıkarılmış "asker hikâyeleri", kompozisyonu itibarıyla en sıradışı ken parker maceralarından biri. çünkü anlatının şimdiki zamanını milazzo'nun alıştığımız üslubu ile okurken, ken'in ambrose bierce'ın dilinden bizzat dinlediği öyküler ise renato polese, giorgio trevisan, carlo ambrosini ve (bu kez ölüme özdeş karanlık tesirini yansıtan bir lavi tekniğiyle) ivo milazzo'nun çizgileriyle akıp gidiyor."

http://www.striphaber.com/n_goster.asp?cid=352