amca

1 /
my dying bride my dying bride
küçük bir kız yanıma doğru gelir;
-amca, amca bakar mısın?
-...
-amcaaa!
-... (ne! bana mı diyor amca diye)
-amca bir saniye!
-efendim (ohaa! amca diyor lan hakkaten)
-buradan pembe bisikletli bir kız geçti mi?
-bilmiyorum, görmedim.

böyle bir diyalog yaşadım akabinde eve gidip aynaya baktım, acaba bende amca denecek surat var mı diye. yok yahu, daha gencim ben. gencim genç.. abi de sen bana

(bkz: insanın yaşlandığını anladığı an)
manidoo manidoo
geçen gün mahalle arasında top oynayan bir kaç veletin;bir ayak mesafesi kadar yaklaşan toplarını atmam için, bana uygun gördükleri,belirteç.

-amca topu atar mısın?
+atarım yavrum.
iamnotyoursenorita iamnotyoursenorita
baba yarısından ayrı bi' de sokaktaki amcalar var..
geçen gün arkadaşım sevgilisine 'iki beyaz tavşan' almak istediğini söyledi. düştük yollara. ama ya beyaz tavşan yoktu ya tavşan yoktu ya da petshopun kendisi yoktu.. "bakkallara ve tekel bayilerine sora sora bağdat bulunur" konulu yolculuğumuz beş semt ve beş saat sonunda elde var sıfır şeklinde sonlanacakken yolda gördüğümüz iki amcadan beyaz tişörtlü olanına 'beyaz tavşan' bulabileceğimiz bi' petshop sormayı çokta garip bulmadım. amcalara "pardon" dendi. petshop soruldu. beyaz tişörtlü amca gerçekten biliyor gibi duruyordu. "petshop.. petshop.." diye sayıkladı. ben içimden "tamam!" dedim, "kesin biliyor!". sonra beyaz tişörtlü amca elini göğsüne vurarak "ben olayım tavşanın!" dedi. hayal kırıklığımın derecesini anlatamam.. daha sonra bizim 'minik beyaz tavşanlar' iyice ütopikleştikçe ben o amcayı almamız gerektiğini yanımdaki zavallının kafasına kakıp durdum. hala da aynı fikirdeyim. o amcayı almalıydık. belli ki sevgiye ve şefkate açtı. üstelik beyaz bi' tişörtü bile vardı..
dün gece de mp3 çalarımın kulaklığı elimde, çantamdan bi' şeyler arayarak yürürken, yanımdan geçen kimliği belirsiz bi' amca kulaklığı elimden çekip aldı, yere attı, yetmedi bi' de üstünde tepindi. hemen akabinde bi' kaç adım geriye çekilerek "şimdi ne yapacaksın bakalım" der gibi yüzüme baktı. bunlar olurken benim elim armut topluyordu. evet. eğilip yerden üstünde tepinilmiş kulaklığımı aldım, amcaya "iyi geceler" dedim. yoluma devam ettim. aklım başıma üstünde tepinilmiş kulaklığımla otobüse bindikten yaklaşık onbeş dakika sonra geldi.. çok acınası göründüğümü tahmin ediyorum..
amcalarla olan maceralarıma bi' yenisinin daha eklenmemesini umut ediyorum.. nitekim artık sokağa çıkmaya korkuyorum..
nickimde değil nickimde değil
amca ve teyze nedense çok sıradan gelir bana yani sokaktaki de amca,baba yarısı denilen de amca ne anladım lan o işten ama ben yine de amcama amca diye hitap ederim o da bana kıç ya da ismail diye hitap eder neden bilmiyorum
1 /