amca olmak

1 /
hansvoralberg hansvoralberg
bir erkek kardeşe ve bu erkek kardeşin de bir çocuğu olmasını gerektiren eylem. kişi kendinin yaşlandığını hisseder. daha dün çorapla evin içinde top oynadığın ağabeyinin, şimdi baba olacak olması bununla birlikte yeğeninin senin pantolonun paçasından tutarak amca amca diyip etrafında koşuşturacak olması insanı duygulandırır. insan her ne kadar kabul etmek istemese de bunlar yaşlanıldığının en büyük kanıtlarıdır.

(bkz: ben bugün bunu yaşadım)
pug pug
abinin yada erkek kardeşin bir çocuk sahibi olmasıyla kişiye yüklenen aile içi statüdür.
onun dışında ise bambaşka bir duygudur. ailede en küçük sıfatını yeğene yüklemek. küçücük bir bebeği beceriksizce elde tutmaya çalışmaktır. memlekete her gidişte yeğene hediyler almak. çok küçük olduğu için her defasında sizi unutan yeğene kendinizi sevdirmektir. bebekle bebek olmaktır. çok tatlı çok güzel bir histir.
füçır füçır
bugün 3. defa oldum. değişik bir his, yeğen küçükken pek anlaşılmıyor da büyüyünce daha çok hissediliyor benim gibi çocuklarla iletişimi çok iyi olmayan birisi için.

öğleden sonra 4 gibi oldum. akşam aradım;

füçır: abi gözün aydın, hayırlı olsun. çok sevindim.

abi: hayvan herif çocuk yürümeye başlayacak neredeyse, bu zaman mı aranır?

f: abi kalbini kırarım bak. işteyiz heralde. hem sen dedin ya ne zaman olacağı belli değil ben seni ararım diye. neyse çocuk nasıl?

a: iyi maaşallah. 3,5 kilo, boyu da iyi, sağlıklı çok şükür.

f: utanmasan iki rekat namaz kılacaksın telefonda. hemen müslüman oldun bakıyorum. kime benziyor?

a: ağzına küfrederim bak füçır. yengene benziyor çokça. ama beni de andırıyor.

f: ohh çok şükür, allah' tan yengeye benziyor. dualarım kabul oldu. sana benzese tarla sıçanı gibi dolaşırdı ortalıkta. erkek olsa neyse, bir de kız çocuğu.

a: şu mutlu günümde illa ağzımı bozduracaksın yani.

f: hadi gözün aydın, maaşallah. sağlıklı ya, allah hayırlı etsin. haftasonu görüşürüz. öperim, selametle.

a: selametle yavrucum. gelirken mal gibi gelme.

f: la havle. sen iyice yüzsüzlüğü ele aldın.

a: heh heh. görüşürüz.

güzel duygudur.
danterelelli danterelelli
küçük yaşta tanıştığım durumdur. o zamanlar lise talebesiydim ve fena prim yapmıştım okulda amca oldum uleyn diye. ve bugün bayram dolayısıyla memlekete geldiğimde 2. kez amca olacağımı öğrendim bide kızmış(cinsiyeti belli olmuş yeni haber verdiler orasıda ayrı...)aile de kız kıtlığı olduğundan bide kız olması mutluluğuma mutluluk kattı.. yol yorgunu olmama rağmen uyuyamıyorum mutluluktan öyle bişey..
aptal değilim aptal değilim
bir baba olmak değil. baba olmadan yorum yapabilen ilk kişi de benim sanırım, ehe

küçücük bir varlığın size gülümsemesi dahi tabiri caizse yarrak gibi giden hayatınızı rengarenk yapabilir. tabi hayatım oldukça güzel. almak istediğim playstationun amına koyayım, yeğenimin güiümsemesi en dişli rakibime/dostuma beş çakmamdan kat be kat güzel.
aslında altıncı nesilim ama nüfusa geç yazıldım aslında altıncı nesilim ama nüfusa geç yazıldım
abinin evine poşetler dolusu cips ve çikolata alıp gitme sebebidir. normal şartlar altında asla yapmayacağın soytarılıkları yeğenini güldürmek için yapmaktır.

bizim ailede herkes bir başka kişinin isimini koydu sözlük. bir ben isim koyamadım. bu içimde bir uktedir. abimin ismini annem, benim isimimi abim, kızkardeşimin isimini de babam koymuştur. erkek kardeşim için de kızkardeşimle doğmadan önce bir anlaşma yapmıştık erkek olursa isimini ben, kız olursa isimini kızkardeşim koyacaktı. ben hayatımda hiçbir şeyi o kadar çok istememişimdir herhalde. hayatımın bir dönemi her gece yatmadan önce sırf erkek olması için bildiğim tüm duaları okurdum. ancak erkek kardeşimin erkek olacağı belli olduktan bir süre sonra isimini annemin rüyasında gördüğü ak sakallı bir dede "bu çok tatlı bir çocuk, bunun adı .. olsun" diyerek koymuştu. o dede artık her neydiyse yedi sülalesine ettiğim küfürün haddi hesabı yok. gidip millete lotoda tüyo vereceğine gelip hevesimin amına koymuştu pezevenk.

sonra aradan uzun bir dönem geçti abim evlendi yaklaşık iki yıl sonra da yeğenim doğdu. tabi yeğenim doğmadan evvel de isim tartışmaları başlamıştı tekrar. ben isiminin mustafa kemal olması konusunda ısrarcıydım. ancak kızkardeşim ve erkek kardeşim yeğenimin adının efe olmasını istiyorlardı. abim ise oğlunun adının dedesinin adı olmasını yani mustafa olmasını istiyordu. neticede beni pek siklemediler ve çocuğun adını mustafa efe koydular. yine hevesimi sikip atmışlardı.

sanki suçlu oymuş gibi suçu çocuğa yükledim. doğduktan sonra ilk bir hafta işim var diyip görmeye bile gitmedim. sonra biraz zorunluluktan "nasıl bir insansın sen?" demesinler diye abimleri ziyarete gittim. gittiğimde uyuyordu pek fazla ilgilenmedim de zaten. normalde çocukları çok seven birisi olmama rağmen onu ilk gidişimde hiç öpmedim hiç sevmedim. abimleri ayda en az bir defa ziyarete giden ben o doğduktan sonra 3-4 ayda bir gitmeye başlamıştım.

bir zaman sonra abimleri tekrar ziyarete gittim. birazcık büyümüştü. ben "nasıl bir amca lan bu?" demesinler diye yalandan seviyormuş gibi yapıyordum. işaret parmağımla eline dokunuyor gibi yapıp televizyon seyrediyordum. derken o yumuşacık elleriyle parmağımı tuttu. çok hoşuma gitmişti. bana bakıyordu, "aslında çok tatlı lan!" diyerek yanağından öperken kokusunu burnuma çektim. gerçekten dünyanın en güzel kokusu buydu. bebek kokusu. işte o an gerçekten içimdeki tüm hayalkırıklığı gitmişti. elimle kafama vurup "ağğh!" diyerek kendimi yere atmaya başladım. gülüyor, kahkaha atıyordu. o kadar çok gülüyordu ki nefes almaya vakti olmuyordu hatta annemler çocuk boğulacak diye korkmuşlardı.

bir süre sonra tekrar ziyarete gittim. efe uyuyordu. yengem "uyandırma sakın! uyanırsa ağlar. yarım saat susturamayız" dedi. ben de " tamam uyandırmayacağım tamam." diyip odasına girdim. uyurken bir tane öptüm. uyanmadı. sonra o tatlı yüzünün seyre daldım. arada bir de öpüyordum. derken son öpüşümde uyandı. ağlayacak gibi sızlanarak gözlerini açtı. karşısında beni görünce yüzündeki o ağlamaklı hal gitti ve gülmeye başladı. ben de mal bulmuş gibi sevinerek başladım soytarılık yaparak tekrar onu güldürmeye. efe'nin attığı kahkaha seslerini duyup odaya gelen yengemin o şaşkın bakışları arasında efe'yi güldürmeye devam ettim.

artık efe ufaktan konuşmaya başlamıştı. bir amcaya yakışır şekilde tabiiki efeye önce "beşiktaş","çarşı","amca" ve "lay lay lay beşiktaş" gibi terimleri öğretmiştim. çocuk o kadar benimsemişti ki trabzonspor'lu olan öteki dedesi "efe trabzon de bakim yavrum!","efe trabzon de sana çikolata alcam!" gibi sözlerle efe'yi kandırmaya çalıştıkça efe de ona "lolololooo besiktaa" diyerek karşılık veriyordu. annem her gece abimi özlediği bahanesiyle efe'yi görmek için msnden webcam ile abimlerle konuşuyordu. ben genelde işte çalışıyor olduğumdan efe'yi pek göremiyordum. efe de beni görmüyordu ancak annemlere devamlı "amdam yeede?" diye soruyormuş. anneme göre efe amcasına yani bana çok düşkündü.

bir gün tekrar abimlere gittim. ben eve girdiğimde efe yüzüstü yere yatmış hüngür hüngür ağlıyordu. abime nedenini sordum. ben bayırı çıkarken efe'ye "bak efe amcan geldi." demiş. efe'de sevinçle bilgisayarın yanına koşmuş. monitörün ekranında beni göremeyince yere yatıp ağlamaya başlamış. tabi beni görünce hemen sırıtmaya başladı. ve önce ona aldığım bir poşet dolusu çikolatadan birisini çıkarıp ona yedirdim. "seviyorum lan bu çocuğu. aşığım işte. hakikaten oğlum olsa bu kadar sevemem herhalde." gibi düşüncelerle bir yetişkinin yapması gerektiği gibi abimle sohbet etmeyip hatta abimi siktir edip, bir çocuk gibi efe ile oyuna daldım. bana oyuncaklarını gösteriyor onlarla oynamamı istiyordu. mecbur "han haaaan" diyerek kamyonuyla oynuyor, kişneyerek atıyla oynuyor, "dufşi dufşi" diyerek su tabancasıyla oynuyordum.

şimdi efe 3 yaşında ve abimler bizim eve çok yakın bir eve taşındı. abim ve yengem işe gittiği için efe gündüzleri bizde babaannesinin evinde kalıyor. ancak inanılmaz derecede yaramaz bir çocuk. çok aktif ve hiç yorulmuyor onunla yarım saat baş edemez haldeyim ancak o yarım saati hergün ona ayırmaya özen gösteriyorum. çocukluktan kalan alışkanlıklarımı ona bir bir aşılıyorum. pokemonu çok severdim ona her gün pokemon açıyor izletiyorum. ekranda pokemon oynarken beraber yatağa uzanıp izliyoruz. "pikaçu" ol diyor pikaçu oluyorum. "çarmendır ol" diyor çarmendir taklidi yapıyorum. skörtıl, balbazar hatta ciglipaf bile oldum sözlük. bildiğin "cigulipaf ciguliiii" diyerek evde dolaştım. uyuyor numarası yaparak beni yere yatırdı o ayrı mesele. sonra kulaklığımı alıp "o kızı aç kızı dinliyelim" diyor beraber kulaklıktan evanescence dinliyoruz. çocuğu aç diyor eminem'in my dads gone crazy şarkısını açıyorum. şarkıyı dinlerken "breyzii" diye sayıklıyor, şarkıyı söylemeye çalışıyor. dayısı sevmek için kucağına aldığında ağlıyor kucaktan kaçıp benim kucağıma oturuyor. yüksekten çok korkmasına rağmen koltuğun tepesine çıkıp tutacağımı bildiğinden bana doğru atlıyor. beraber beşiktaş maçlarını izliyoruz, beraber "kartal gol gol gol" diye tezahürat yapıyoruz. tv de ne görse istiyor, alıyorum. geçen kolumdaki beşiktaş bilekliğini görüp istedi "ancak öldüğümde çıkarırım" dediğim bilekliği gözümü kırpmadan çıkarıp verdim. hayvanat bahçesine gitmek istese mesela hemen götürüyorum. biraz daha büyüdüğünde allah'ın izniyle inönü'ye götürüp ilk aşıyı da yapacağım.

kısacası amca olmak duyguların en güzeli sözlük. özellikle de yeğeniniz size çok düşkünse.
demlememakarna demlememakarna
mükemmel hissettiren olaydır. sen ona tüm çocukluğu boyunca onu ne kadar çok, ölürcesine sevdiğini belli edeme, sana boş boş bakarken kilitlen, saçma sapan hareketlerine gülmeyince ondan kaç, kalabalık içinde ilgili ol ama kucağına verildiğinde yalnız kalsak keşke diye düşün, ama o seni her gördüğünde pırıl pırıl gözleriyle gülümsesin. karşılıksız sevgiyi bana ilk kez tattıran yeğenim galiba.
nicki martin nicki martin
16 yaşımda yaşadığımdır. yakın zamanlarında dayılık da eklenmişti. veletler büyüdüler el öpüp para kopartıyorlar, güzel duygu güzel.
biloperat biloperat
iradeniz dışında gerçekleşen durum.

amcayım. evet.

bebek işte, doğdu falan. minik şimdi, elleri ayakları var, fotoğrafını göstersem çok beğenirsiniz. yamuk yumuk her yeri. ayakları var, minicik parmakları, ekşittiği suratı falan var. saçları var pamuk gibi uçuşuyorlar, bazen elektrikleniyorlar elimi uzattığımda kendiliğinden konuyorlar avucuma.

hayır, ısrar etmeyin, fotoğraf yok.

ben amca olmaya hazır değilim çünkü. ah abi, kafan kopsun.

insan önce alıştırır falan, bak der, can, amca olmanın sorumluluklarını şu şu ve şu kitaplardan öğrenir, mis gibi kalifiye bir amca olabilirsin. nerede dostlarım nerede, sorarım sizlere? hala benim tişörtlerimi giyip fırsat buldukça da evden kaçıp benim yatağımda uyuyan bir adamdan böyle incelik, efendime söyleyeyim, böyle nezaket nereden görülebilir? tam manasıyla hazırlıksız yakalanmış, gözüne far tutulmuş tavşan gibi kaldım. hilmi duran gibi. şımardı, kilitlendi, dondu, kaldı. kaldım ben de. hop, amca caner oldum birden. baktım kucağımda yamuk yumuk bir şey. hay allah. ensesinden tut, bir de belinden. bak aynı sana benziyor amcası, bak burnuna. onun da iki tane deliği var burnun da senin de iki deliğin var. rahmetli barış manço, ne severdim seni.

öyleyken öyle. bir bakmışım, bir hafta sonu vay efendim neymiş, gazı var. hop caner göreve. hop neymiş, bez bitmiş.

abi, abi, kafan kopsun. ben daha adam olamamışken, oldu mu hiç amca benden?

bıyıklarım var, öpemiyorum hem çocuğu. ağlıyor, pis pis ekşi bakıyor bana. burnu da minik zaten. kulakları aynı abim, kepçe. ehe. yanakları demişken öptüğümde içeri göçtüklerini söyleyeyim de tamam olsunlar.

amcayım ben. yeğenim var. 6 aylık.

ps. abimi bilmeyenler için lütfen (bkz: evde abi beslemek) ve (bkz: ağabeyin evlenmesi/@biloperat)
ordinar ordinar
bugün daha da bir hissettiğim duygu. 4 aylık yeğenim kollarımda uyudu sözlük.

bayağıdır görmediğim yeğenimi bugün gördüm ve bana öyle sıcak davrandı ki. gözünü benden ayırmadı, sürekli güldü, gözlerimin içine içine baktı. kucağıma aldığımda hiç ağlamadı ve birkaç saatlik araba yolculuğunda bu devam etti. tabi yolculuğun sonuna doğru kucağımda uyuyakaldı. öyle masum uyuyordu ki bakmaya kıyamadım, bir iki kere baktım. daha sonra uyadığında hiç ağlamadı ve beni karşısında görünce zar zor açılan gözlerine rağmen yine gülümsedi.
1 /