ameliyat olmak

kaş bıyık kaş bıyık
nedense ameliyat olacak kişiler de dahil olmak üzere onların yakın çeverlerinin fazlaca büyüttüğü sıradan bir hadisedir.

tam olarak 1 aralık saat 7:30 da benim de başıma geldi...

bir gece önceden hastahaneye yatırılıp aç ve susuz bırakılmıştım. yanımda hiç kimse yoktu, ailem evde tv seyretmekle meşgul idi.

ertesi sabah saat 7:00 gibi sağlık personeli beni uyandırıp ameliyatta giyeceğim deli gömleğivari yeşil bir kıyafet verdi... son derece ciddi bir şekilde ''bunun başka rengi yok mu yaaa, bu ne böyle türbe gibi'' dedim. güldü ve gitti...

çırıl çıplak soyundum. gömleği giydim. sırtımdan düğmeleri iliklemesi için yanımda yatan hastanın refakatçisinden yardım istedim... kapıya sedye geldi ve kapıya kadar terliklerimle yürüdüm, sedyeye yattım ve yine aynı refakatçi terliklerimi yatağın kenarına götürdü. ve evet yine yanımda ailem yok...

ameliyathaneye giderken uzun koridorlardan geçtik. her koridoru geçişimizde ortam daha da soğuyordu...

ameliyathane buzhane gibiydi ve açıkça sordum;

''burası neden bu kadar soğuk, morga mı hazırlıyorsunuz?''... önce güldüler sonra da ilk ameliyatsın o nedenle daha ısınmadı burası dediler...

fazla oyalanmadan narkoz vermeye başladırlar ( yeminle onun kafasını hiç bir içki yapmıyordur) artık o kafayla '' taaam ben oldummm, kafam iyii'' dedim. sonra da süper bir soru yönelttim anestezi doktoruna;

''siz arada eve de götürüyor musunuz bundan''...
'' hııı götürüyoruz''... ve ben uyumuşum...

uyandığımda burnum bandajlıydı... susuzluktan ölüyordum ve saat 2 idi.

bana su vermeyen hemşireye bağırdım '' ne uyandırıyon o zamaaaaağğğn''

sonra başladım;

'' ulan allah, varsan da taaaaamına goyim yoksan daaaağğ'' ( narkoz etkisi)

evet bir ara yaşam değerlerim düştü ama sonra toparladım. tam 36 saat su vermediler. bütün doktorların annesi ile çiftleştim ben de.

ama geçti. uzatmayın, dramatize etmeyin.

haa merak edenler için söyliyim; hipofizimde nodül vardı burundan girip aldılar.
ezikzeki ezikzeki
çocukken yaşadığım olaydır. tabi çocukken oyun gibi geliyor adama, 'ulan ya narkozun etkisinden çıkamazsam, ölürsem' diye düşünceler uçuşmuyor pek. bir de ameliyat olmanın verdiği bir karizma vardır, ameliyattan önce ameliyat sonrası arkadaşlara hava atmayı düşünerek güle oynaya girilir ameliyata. ilk ve tek ameliyatım küçükken geniz eti mi bademcik mi ne ise öyle bir et parçasının alınması olmuştu. doktorun serum verip 'şimdi rakı içmiş gibi olacaksın, 10'a kadar say' deyişini hatırlıyorum bir de 3'e kadar anca saymamı ve sadece tavandaki floransların parlak ışıklarını. şimdi bakıyorum da doktor ne demiş lan öyle 9 yaşındaki çocuğa, sanki çocuk rakı tadını bilirmiş gibi. neyse efendim işin rezil kısmı ameliyattan sonra yanımda annemin olmayışı dolayısıyla ameliyattan sonra babamın beni giydirmesidir, o zaman babamı seviyordum tabi sevgim ikiye katlanmıştı, çok fedakarlık yapmıştı hakkını yememek lazım. bir de hastane odasında yaşlı bir amcayla arkadaş olmuştuk, ikimiz de narkozdan konuşamazken, bir şekilde bağ kurmuştuk.
anarzift anarzift
ameliyattayken lokal anestezi yedim yemesine ama narkoz da verdiler. ve narkoz bende kafa yaptı. ameliyattan iki gün önce de erdoğan'ın "ananı da al git" temalı atarlanışını izlemiştik tüm türkiye. hah işte, bende ameliyatta doktora aynen bu şekilde bağırdım. " parça pinçik ettin ulan ! ananı al git lan !!" diye. doktor az daha ameliyatı bırakıp gidiyormuşmuş, hemşire öyle dedi sonradan.
denizseldüşler denizseldüşler
bir hafta içerisinde iki defa geçirdiğim eziyet.

ilk ameliyatta vücudum narkoza alerji gösterdiği için yarı baygındım. ameliyatın yarısından itibaren bilincim açıldı ve tüm konuşulanları duydum,vücuduma yapılanları an be an hissettim. korkunçtu,narkozun etkisi geçti sanıp sesimi duyurmaya,parmaklarımı kımıldatmaya çalıştım ama mümkün bile olmadı. öylece tekrar ameliyat ettiler beni.

ruhumda derin yaralar açıldı,uzun süre hastaneye dahi girmek istemiyorum.
driving einstein driving einstein
narkozunu almak için 4.(ya da 5 hatırlamıyorum) kez olmak istediğim olay. göz kapaklarından olabilitem var. önce istemedim ama narkoz fena olmaz. hiç değilse temiz uyurum. ameliyatın çözüm olmadığını 2. ameliyatımda artık nefes alacaksın dedikleri burun kemiği eğriliğini düzeltme ameliyatında anlamdım. sırf narkozu var, başka bir olayı yok. ameliyattan ameliyata değişmekle, bazen sonrası öncesinden daha zordur.
hoenir hoenir
kısa bir süre evvel başıma gelen hadise. iğneden it gibi korkan bir birey olarak doktorun bana verdiği " bu hastalığın ilaçla yada başka şekilde tedavisi yok hoenir, ameliyat olmak zorundasın " cevabını duyduğum an başımdan aşağı kaynar sular döküldü. apar topar 3-5 gün içinde kan grubunu ehliyet aldığı zaman öğrenmiş bünyeme ne kadar tahlil, ultrason, mr varsa alayını çaktılar. başımdan aşağı kaynar sular döken doktorumun "yatışını yaptır, akşam 17:00'den sonra yemek yok, sigara yok. su bile içmiyorsun. yarın ameliyattasın. sakın korkma" cümlesi zaten benim kalp krizi geçirmeme yetti sanıyorum. idamlık mahkum gibi kendi ayaklarımla gittim hastaneye, kendi ellerimle bastım odama çıkan asansör düğmesine. sağ olsun daha sonrasında kahrımı çok çeken hemşire hanım ameliyat kıyafetlerimi getirince olayın ne kadar ciddi olduğunu, her şeyin kan vermekle bitmediğini anladım. kendi ellerimle giydim kıyafeti ve yine kendi ayaklarımla çıktım o sedyeye. hastanenin tavanlarını izleye izleye girdim ameliyathaneye. kafasını çok iyi yaşadığım ve bir o kadar da memnun kaldığım anestezimi yapan biricik anestezi uzmanı arkadaşla bir süre sağlık geçmişim hakkında sohbet ettik doktor gelene kadar. kendisine iğneden bile korktuğumu, bırak ameliyatı doğru düzgün ilaç bile içmediğimi söyleyince kollarımı bağladı. canım benim! damar yolumu açarken ufak çaplı bir sürtüşme yaşadık ama herhalde bu onun için ilk değildi, olmamalıydı. sonra biricik doktorum belirdi kapıdan. yüzünde piç bir ifade vardı. kendi kendime "ulan dedim acaba sırf para almak için mi yatırdı beni buraya, ya ilaçla tedavisi varsa?" diye düşünürken; "panik yapma, iyi olacaksın" dedi. o an nedense yumuşadım. tartıştığımız biricik anestezi uzmanı kankamın "şimdi uyuyosun" diyişi hatırladığım son cümle. adeta çizgi filmlerdeki karakterlerin bayılmadan önceki gözlerinin kayışı gibi kaydı gözlerim ve itiraf ediyorum ki hoşuma gitti. sonra beni kesip biçmişler sağ olsunlar. artık ne kadar yatmışım ne kadar kesmişler bilemiyorum. gözümü yarı buçuk açtığımda anestezi uzmanı kankam tokat atıyordu yüzüme uyanmam için -yada hırsını alıyordu bilemiyorum- sonra hangi ara olduğunu anlamadığım bir hızla odaya çıkardılar. yatırdılar yatağa ivedilikle. yamulmuyorsam* 1 saat çok rahat zangır zangır titredim. sonra bastılar serumu, bastılar ilacı. yattık tabii haliyle bir süre, sonra kibar bir şekilde defetme anlamına gelen taburcu olma mertebesine eriştim. yine hangi ara olduğunu anlamadığım bir hızla eve getirdiler. yine bastılar ilacı, bastılar serumu. hala daha basıyorlar gerçi...

işin özü; anestezi kısmı hariç en iyi ameliyatın ta amk! allah kimseyi mecbur etmesin. sırf o titreme, üşüme hissi bile iğrendirmeye yeter. eğer bir yeriniz kesilip biçiliyorsa o kesik yaralarına değinmiyorum bile. eğer aranızda benim gibi iğneden bile korkan varsa mümkünse anestezisini evden çıkmadan önce yesin, sevgilerle...
elcordobez elcordobez
pazartesi günü olduğum çük kadar bir çük ameliyatını anlatmak istiyorum. aslında hastaneye geçen hafta çarşamba günü yatmıştım. dünyanın en yoğun düzeyde iğne fobisi yaşayan müptezellerinden biriyim. üzerine bir de sıkı bir sinema izleyicisi olarak holywood tarafından beynimin karanlık dehlizlerine zerk edilen ameliyat fobisini de koy. 30'larıma kadar iyi idare etmiştim aslında. ama işte 30'lardan sonra bünyede hiç bir şey olmuyorsa bile kesin bişeyler oluyor.

rahatsızlığım varikosel diye türkiye erkeklerinde sıkça rastlanan skindirik bir durumdu. testislerde damarların aşırı büzüşüp büyümesi sonucu spremlerin yanması durumu. bu da geçici bir kısırlığa yol açmakta. doktorlar normalde bekar erkeklere ameliyat önermezler. azıcık bir ağrısı olur çek aq onu da derler. benim de son 5 aydır manastırda yaşayan rahiplerden daha bereketsiz bir cinsel yaşamım olmasına rağmen ağrım dayanılmaz boyutlardaydı. son evre varikosel hastalarında bu ağrı sıkça rastlanan bir durummuş. bir gece ağrıdan artık kendi daşşaklarımı kendim kesmeyi bile düşünmüştüm. bu hal ve şeraitte geçen salı aynı zamanda çok da sevdiğim bir manevi abim olan üroloğumun kapısını çaldım.

bir hastane çalışanıysanız hasta olmak bazen muhteşem bir his. herkes sizin için seferber oluyor. doktordan temizlik görevlisi dostlarınıza kadar ayrı bir ilgi ve muamele görüyorsunuz. sözlükteki bütün dostlarıma geçirecekleri operasyonları kamu hastanelerinde gönül rahatlığıyla yaptırmalarını salık veririm. sömürücü özel hastanelere vereceğiniz on binler ziyandır.

geçen çarşamba sevgili doktorum ilgili tetkikler için hastaneye yatışımı verdi. perşembe günü de ameliyata götürdüler. ama allahım nasıl korkuyorum yolda. ameliyat sıra bekleme salonunda potsop mu ne deniyor oraya ateşime bakan hemşirem yüksek olduğunu söyledi. ciğerlerimi dinleyen hekim abim de az üst solunum yolu enfeksyonu var dedi. tekrar pazartesiye kadar yatış sağlandı ve antibiyotik tedavisine geçildi.
sevinçten havalara uçtum. pazartesi hiç olmayacak sandım ama oldu. tetkik için yönlendirildiğim kbb hekimi de ameliyat için uygundur onayı verdi. nedense o kbb hekimine uzun bir süre düşmanlık hissetim ama geçti.

bilen bilir, ameliyat masaları abd filmlerinde milleti zehirli iğneyle idam ettikleri masaların tıpkının aynıdır. bir aklım dedi ki kaç. fakat ameliyat önlüğü harici çırıl çıplaktım. ve çalıştığım hastanedeydim. bir seçim yaptım ve hastane korüdorlarında o halde koşmak daha beter bir rezillik geldi. ama yani bir kaç gramla öyle geldi. önce mantıklı geldiği de olmuştu. damar yolundan ilacı verdiler. ilk saniyeler ''ben buradayım haa hala sizinleyim, abiler ablalar ne olur daha kesmeye başlamayın'' dediğimi hatırlıyorum bir kaç defa. sonrada ''bakın şimdi kas gevşeticiyi verdiniz , narkozu itelemeyi unutmayın sakın'' dedikten sonrası flu. işte bunlar hep holywood'un beyin amcıklamasının tezehürüdür.

ez cümle, ameliyattan korkmayın. bir sağlık sorununuz olduğunda gönül rahatlığıyla hekime gidin. bir ameliyat kararında en önemli unsur hekiminize güvendir. türkiye hekimlerine ve bütün sağlık çalışanlarına güvenin.
5
o neydi gız o neydi gız
bir çok insan gibi o neydi gız olarak bende bir ameliyat geçirmiş bulunmaktayım.çok önemli bir ameliyat olmamakla birlikte genel anestezi yapılarak komple uyumam sağlanmıştı.yani o 2 saatlik ameliyat süresince dünyada olup biten her şeyden habersiz, savunmasız ve kaygısız bir şekilde yatıyordum.hani ağır bir uykudayken ölüm uykusuna mı yattın denir ya, işte öyle.tam bir ölüm uykusu.bu konuda uzunca düşününce durumun derin bir uyku değil de aslında kısa bir ölüm hali olduğu kanaatine varıyorum.

ölümü tarif etmek için yaşamanın da anlamını sorgulamak gerekir elbette.çünkü yaşamı bilmeden ölümden de sözedilemez sanıyorum.yaşamak sadece nefes almak değil, insana özgü olan acı, keder nefret, sevgi gibi bütün duyguları hissetmek, düşünebilmek ve en önemlisi de üretebilmektir.bütün bunlar olmadan insan yaşamını anlamlandırmak biraz güç olacaktır.
mei kusakabe mei kusakabe
hayatımda biri nispeten daha ciddi, biri basit sayılabilecek iki operasyon geçirdim. bütün domuzluğumla "ağmaaaan ya bundan mı korkazayım" diyerek başım dik girdiğim hastanede, ameliyat öncesinde "lavman yapmamız gerekiyor", dediklerinde, "orayla bir işiniz yok ki niyeymiş" sorularımla , "göt benim, bağırsak benim" (reyize selam
) şeklinde uzun uzun direnmelerime karşın, bunun genel bir prosedür olduğu ve görüşü kolaylaştırdığı için yapıldığı ayrıca yapılacak bölge
(sol over) oldukça hassas olduğundan bunun yapılması gerektiğine iki adet prof tarafından ikna edilip, boyun eğdim. uyandığımda üşümek ve bir miktar duygusallık dışındaki tek sorunum ördek mevzusuydu zira işeyemiyordum. gece gece anneme de korkuyu salıp " anneaaa bunlar benim idrar torbamı filan aldılar yanlışlıkla herhalde" diye nöbetçi doktoru arattım. nöbetçi doktur çagatayi çagatay efendi hiç gelmeye bile tenezzül etmeden
"ayağa kalkıp klozete gitsin" dedi. psikolojik imiş meğer. böyle işte. iç açıcı değil pek.

şimdi benden gönül rahatlığıyla tiskinebülünüz. öptüm kib.
geceninmavikızı geceninmavikızı
hatrı sayılir zorlukta bir ameliyat geçirdim . sonrasında bir buçuk ay boyunca dişlerim tellerle dikildi ve pipetle sıvı almak suretiyle beslendim .zordu ancak ders niteliğinde bir süreç oldu benim için . tabağımda hiç yemek bırakmam ve doğru düzgün yemek seçmem ben .
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
iki gün sonra içinde bulunacağım durum. en genelinden anestezi de alıcam. büyük bir sağlık problemi yok ama ameliyatın da büyüğü küçüğü olmaz, hele genel anestezi varsa işin içinde. daha önce olacaktım aslında ama gripten dolayı mümkün olmadı. şimdi boğazım yine hafif yanıyor, vücut ameliyat lafını duyunca alerjik reaksiyon gibi grip ediyor kendini. neyse umarım kazasız belasız atlatır, güzelce yoluma devam ederim. stresliyim çok, ateş püskürüyorum ona buna. zor iş bunun psikolojisi.
6