anayurt oteli

1 /
emma emma
yusuf atılgan ın en bilinen eseri. yalnızlığın insanları hangi yöne sürükleyeceğinin kestirilemediği, anlık kararların hayatı yönettiği ilginç bir öyküsü var. baş kahraman zebercet sorunlu bir insan. ilgiye, sıcaklığa ihtiyacı var. aslında ismi de dış görünüşü gibi diğer insanlardan farklı. bu arada zebercet yanlış hatırlamıyorsam zümrüt yeşili demek.
undeuxtrois undeuxtrois
lisede bu kitabı okumamız istenmişti, biz de adına bakarak otelde geçen bir gerilim, efendim işte bi takım aksiyon olaylar, hadi en kötü ihtimal otelde geçen enteresan bir iki olay beklentisiyle okumaya başlamıştık.
ki bu bir hataydı.
çünkü anayurt oteli hepimizin kabusu oldu, aynı anda hem sapık, hem ruh hastası, hem de mağdur ve mazlum olmayı başaran zebercet yüzünden otel kavramından soğuduk hepimiz, daha bi ürkek yaklaşmaya başladık.ayrıca zebercetin hastalıklı psikolojisini inceliycez de tez yazcaz diye canımız çıktı, kitaptaki her satırı defalarca okuduk, yazarın gizlediği bütün ayrıntıları bulduk, her kelime için ayrı ayrı analiz yaptık..
ve sonunda bu kitapla ilgili diyebileceğim tek bir şey var: çok edebi çok mühim bi eser olduğunu biliyorum..ama..yivrenç bi kitap efendim mideniz sağlam diilse okumayın, karartmayın içinizi zebercetin oteli sizi mi gerdi.
kandahar kandahar
milli eğitim bakanlığı tarafından 100 temel eser arasına alınan yusuf atılgan romanı. ama bakanlık geçenlerde okullara bir genelge göndererek bu romanın 100 temel eser arasından çıkarıldığını söyledi. sebep olarak da; eserin çocukların ruh ve beden sağlığı için tehlikeli olabileceği gösterildi. listeyi hazırlarken akılları neredeydi merak ediyorum.

not: kendi adıma sevindim desem yalan olmaz. yani adamların verdiği listedeki kitaplar o kadar kalitesiz basılıyor ki... piyasada 400 sayfalık kitap 50 sayfaya kadar inmiş durumda. hatta daha komiği bazı kitapların adı bile değişik yazılıyor. en azından bu mükemmel roman böyle bir kaderden kurtulmuş oldu.
yamuk prenses yamuk prenses
yusuf atılganın tek okuduğum kitabı. zebercet adında babadan kalma bir otel işleten umutsuz, yalnız ve kimsesiz bir adamın hikayesi. çabuk akıcı fakat biraz kasvetli bir kitap. sağlam kafayla okunmalı yoksa maazallah.
yer yer çoğu zaman yer yer çoğu zaman
içime afakanlar basıp, 5 dk'dan fazla izlemeye dayanamazken, geçenlerde oturup başından sonuna kadar izlediğim, memleketimde çekilmiş film. filmde saray sineması'nın, şimdiki adı uğur mumcu parkı olan büyük park'ın,uzun çarşı'nın, belediye meydanı'nın, hürriyet caddesi'nin eski hallerini görmek, "vay be eskiden böyleymiş demek ki buralar" demek nostalji yapmak hoştu. ama filmin başından kalkınca bir sıkıntı kaplıyo insanın içini. gariptir, siniri bozuluyor sanki insanın.
karyatid karyatid
yusuf atılgan ' ın hastalıklı eseri. cinsellik, toplum, yalnızlık üzerine yazılmış en hastalıklı , garip lakin güzel eserlerden biridir. filmi ise izlenesidir. okuduğumuz bir eserin ekrana yansıması daha bir duyguyu bize vermektedir.
strangelove strangelove
zebercet.

kitabın ana karakterinin adı bu: zebercet. zebercet o kadar yalnız bir adamdır ki onca sene anayurt oteli'nin resepsiyonunda binlerce kişiyi kaydetmesine rağmen bir tek zebercet bile uğramamıştır otele.

yusuf atılgan işte böylesine delirtici bir yalnızlık portresi çizmiş.
yalnız gelenler, fahişeler, eşcinseller, isimsizlerle anayurt otelinin duvarları yalnızlıkla sıvanmış sanki.
yusuf atılgan bir de yalnızlığın erotizmini de yaratmış. özellikle mastürbasyonu (orhan pamuk gibi değil) anlatımı okuyucuyu farklı bir şekilde etkiliyor. mastürbasyon en temel yalnızlık öğesi olup çıkıyor.

söylemem gerekir ki, romanı ilk başta takip etmek zor geldi. karakterlerin önemini zor kavradım. az kalsın es geçeceğim karakterlerden biri de ankara'dan gelen sahte isim kullanan kadındı. işte bu kadın zebercet'in yalnızlığının kopuş noktası oluyor. ne oluyorsa zebercet'in içinde bir fırtına kopuyor.

bir de milli eğitim bakanlığı'nın onayladığı 100 temel eserden biriymiş bu roman. bu kitap gerçekten çok güzel bir roman. devletin de onaylayabileceği türden siyasi değil tamam ama, fazla erotik. öyle bir çocuğun anlayabileceği ya da kaldırabilceği bir erotizm de değil. bu erotiklik yalnızlığın tasvirinde de bir araç aynı zamanda. yani bu erotik bir kitap dememeliyiz. fakat bir çocuk ya da bir ergen bu erotikliğe bir anlam veremez üstüne bir de bu kitap zavallı masum yavrularımızın körpe beyinlerinde yıkıcı bir etki yaratabilir.
1 /