anfernee hardaway

ninca ninca
orlando magic'de adını duyurmuş, daha sonra izini kaybettiğim fakat şu an new york'ta olduğunu öğrendiğim, kariyeri başarılarla dolu olan 4 kez all star'a seçilmiş, performansı sürekli değişkenlik gösteren fakat playoff oyuncusu sıfatının cuk oturduğu bir abimizdir. zira playofflardaki istatistikleri normal sezona göre daha yüksektir genelde.
bardij bardij
nba tarihinin en şanssız oyuncularından birisidir. sol dizinden yaşadığı sakatlıklar ve aynı yerden geçirdiği 6 ameliyat yüzüden çok erken tırmandığı zirvede kalmayı başaramamıştır. nba'deki henüz ikinci sezonunda finale yükselmiş, 2. ve 3. sezonlarında nba'in en iyi beşine girmeyi başarmıştır ve shaq ile birlikte orlando magic'in tarihinin en görkemli günlerini yaşamasını sağlamıştır. eşsiz saha görüşü, durdurulması imkansız hücum reprtuvarı ve pozisyonuna göre sahip olduğu muazzam fiziksel üstünlükleriyle jenerasyonunun en iyi guard'ı olmuştur. şimdi elinde basketbol topuyla dolaşan çocuklar için dwyane wade ne ise, benim gibi ortaokul yılları 90'ların başına denk gelenler için de "penny" odur.

forvet fiziğindeki bir oyun kurucu olarak, henüz kolej yıllarındayken efsanevi magic johnson'la kıyaslanma şerefine nail olmuştur. penny, kadrosunda magic'i de barındıran 1992 olimpiyat milli takımı'nın (bkz: original dream team)idmanlarına davet edilen oyunculardan birisidir. ikili ilk kez orada karşılaşmıştır ve magic onun için şöyle demiştir:
"benim için onun basketbol oynayışını izlemek aynaya bakmak gibi birşey"

penny'nin hikayesi klasik belalı bir mahallede büyüyen fakir zenci çocuğu hikayesinden farklı değildir. memphis'in en pis mahallelerinden birinde büyümüştür. hatta yakın arkadaşlarından biri, önceki gün oynanan maçta kendisine sert bir faul yaptığını söyleyen birisi tarafından penny'nin gözünün önünde vurulmuştur. ama penny, böyle bir ortamdan ite kopuğa bulaşmadan sıyrılmayı başarmış ve lise kariyerini treadwell lisesinin en skorer oyuncusu olarak ve tennessee eyaletinin mvp'si seçilerek tamamlamıştır.

birçok üniversiteden burs teklifi alan penny, tercihini evine olan yakınlığı nedeniyle memphis state'ten yana kullanmıştır. fakat üniversitedeki ilk yılında notları çok düşük olduğu için ncaa'de oynayamamıştır. fakat sonraki iki sezonda kendisinden beklenen patlamayı yaparak üstüste konferansında yılın oyuncusu seçilmiştir. son senesinde all-american team'e de seçilmiş ve üniversite tarihinin bir sezonda en çok sayı atma rekorunu kırmıştır.

1993 draft'ı nba'in en unutulmaz draftlarındandır. 1992'de draft lottery'i kazanarak 1. sıradan shaq'ı seçen orlando, o sezon play-off'ları son anda kaçırarak 1993 draft'ında da lottery'e kalmıştı. fakat normal sezonda 41 maç kazandığı ve play-off'u son anda kaçırdığı için 1. sıradan seçme hakkını kazanma şansı 66'da 1'di. fakat nba draft lottery tarihinin en büyük mucizelerinden biri oldu. 66 top içersinden düşen top, üzerinde orlando magic yazan tek toptu. bu büyük mucize sayesinde orlando, 1992'den sonra 1993'te de 1. sıradan seçme hakkını kazandı.

1993 draftında chris webber'in birinci sıradan seçilmesine kesin gözüyle bakılıyordu. ama birönceki draft'ta shaq'ı seçerek pota altı sorunlarını halleden magic'in gözü, draft'ın en iyi guard'ı olarak gösterilen penny'deydi. beklendiği gibi magic ilk sıradan webber'i seçti. penny ise üçüncü sırada golden state tarafından seçildi. ve iki takım arasında nba tarihinin en büyük draft gecesi takası gerçekleşti. orlando, penny ve üç birinci tur draft seçimi hakkı karşılığında webber'i golden state'e gönderdi.

önceki sezonda shaq!ın takıma katılmasıyla büyük ivme yakalayan magic, eksik parçayı bulmuştu. shaq, penny ikilisi toplamda 45 sayı, 19 ribaund ve 9 asist üreterek takımı, tarihinin en iyi derecesi olan 50 galibiyete taşıdı. jordan'ın basketbolu bırakmasıyla doğan büyük boşluğu orlando magic'in spektaküler ikilisi doldurmuştu. sezon boyunca medyanın en çok ilgi gösterdiği takım olan magic, play-off ilk turunda sürpriz bir şekilde indiana'ya elendi. fakat penny için harika bir yıl olmuştu. çaylak all-star maçının mvp'si seçilmiş, toplamda 190 top çalarak nba tarihinin çaylak rekorunu kırmıştı. yılın çaylağı ödülünü ise kıl payı farkla chris webber'e kaptırdı.

1994-95 sezonu ise orlando için rüya sezondu. 1989'da kurulan takım, ligdeki henüz altıncı sezonunda 57-25'lik derecesiyle doğu konferansının en iyi derecesini elde etti. magic, shaq-penny ikilisine horace grant'in de katılmasıyla her açıdan güçlü bir takım halini almıştı. 21 sayı, 7 ribaund ve 4,4 asist ortalamaları yakalayan penny nba'deki henüz ikinci sezonunda hem all-star'a hem de nba'in en iyi beşine seçildi. takım doğu play-off'larında boston, yeniden baskete dönen jordan'lı chicago ve indiana'yı eleyerek finalde houston'ın karşısına çıktı. hakeem'li houston karşısında pek bir varlık gösteremeyen orlando süpürülmekten kurtulamasa da herkesin ortak görüşü geleceğin bu takıma ait olduğuydu.

takım gelişimini 1995-96 sezonunda da sürdürdü ve takım tarihinin en iyi derecesi olan 60-22'yi yakaladı. penny ise tekrar nba'in en iyi beşine seçildi. herşey orlando için iyi gidiyordu. tabi birşey dışında. michael jordan delirmişti. emeklilikten sonraki ilk tam sezonunda iyice zıvanadan çıkan jordan, takımını tarihin en iyi derecesi olan 72-10'a taşıdı. kimse doğu konferansı finalinde hangi takımların karşılaşacağını merak etmiyordu. chicago ve orlando'nun karşılaşacağı çok açıktı. öyle de oldu. fakat son derece yetenekli kadrosuna rağmen orlando, jordan'a verecek bir cevap bulamadı ve doğu konferansı finallerinde süpürülmekten kurtulamadı. bu sonuçla büyük hayal kırıklığı yaşayan orlando taraftarlarını ise daha büyük bir hayal kırıklığı bekliyordu. free-agent olan shaq takımdan ayrılarak lakers'la anlaştı. bu olay nba ve orlando tarihinde bir kırılma noktasıydı.

1996-97 sezonu geldiğinde artık shaq yoktu, penny de sakatlıkları yüzünden toplam 23 maç kaçırmıştı. fakat sahaya çıktığı 59 maçta ortaya koyduğu performansla takımını play-off'a sokmayı başardı. play-off ilk turunda orlando, miami ile eşleşmişti. o zamanlar play-off ilk turları 5 maç üzerinden oynanıyordu. ilk iki maçı miami güle oynaya kazanmış ve orlando'ya toplamda 52 sayı fark atmıştı. üçüncü maçın ilk çeyreğinde ise 20 sayı öne geçmişti. ama penny'nin söyleyecek birkaç sözü vardı. o maçta 42 sayı atarak maçı tek başına aldı. sonraki maçta da 41 sayı atarak seriyi 2-2'ye getirdi. artık herşey son maçta belli olacaktı. son maçta penny 33 sayı atsa da arkadaşlarından gerekli desteği bulamadı ve maçı ve seriyi kazanan taraf miami oldu.

ve işte o an geldi çattı. 1997-98 sezonunun henüz başlarında penny sol dizinden çok ciddi bir şekilde sakatlanarak ameliyat oldu. herkes penny'nin sezonu kapattığını söylüyordu. normali de buydu. fakat penny belki de kariyerinin en büyük hatasını yaparak all-star maçında, doktorların tüm itirazlarına rağmen sahaya çıktı, ve o maçta tekrar sakatlanarak kariyerini derin bir çukurun içine attı. penny aynı dizinden 4 ameliyat daha oldu ve her ameliyatla atletik özellikleri, hücum potansiyeli ve özgüveni daha da azaldı.

bundan sonrasını yazmayacağım. çünkü bence penny basketbolu 1998 yılında yani zirvedeyken, ligin en iyi guard'larından biriyken bıraktı. bundan sonrası benim gibi onun gençliğini ve neler yapabileceğini bilenler için tatsız bir film izlemekten başka birşey değildi. belki çok uzun bir giri oldu. muhtemelen kimse de bu girinin tamamını okumayacak. ama zaten ben bu giriyi insanlar okusun diye değil kendim içiz yazdım. bir basketbolsever olarak penny'e bu kadarını borçlu olduğumu düşünüyorum.

o artık 35 yaşında ve şu anda houston'da nba geri dönebilmek için yoğun bir şekilde çalışıyor. bu giriyi onun sözleriyle bitirmek istedim:

"ı am still rehabbing my knee and ı don't know if ı will actually play basketball again but whatever happens ı am prepared. ı think to complain about anything at this point in my career would seem ungrateful for all the wonderful moments the league has allowed me. this is actually an exciting time for me, ı have new roads to go down and ı am finding that as you approach milestones in age you really are able to put everything in proper prospective. ı am stıll blessed and ı am happy."
anfernee "penny" hardaway