ankara

329 /
uaral uaral
1950-1970'li yıllara ait atatürk bulvarı ve kızılay meydanı görüntüleri. insanların giyimlerine, yüzlerindeki ifadelere dikkat;

eflakinyas eflakinyas
13 yıldır beklediğimdi.
natoyoluna metro gelmesi hayaldi, gerçek olacak gibi duruyor.
ankara da kesinlikle ulaşımın olmadığı tek yerdi
şaka filan da değil, hele trafiği berbattı
otobüs bulmak hele eziyetti
bu metro hattı evime 30 dk uzaklıkta olacak ama olsun diyorum zaten benim evimle durak arası 25 dk sürüyordu. 5 dk için sorun etmeye gerek yok.
sanki bi an yapıldı bitti bile hissettim. ne biliyim çalışan bir belediye başkanının olması beni mutlu etti.



kucukkadın kucukkadın
daha önce istanbul'a gelirken hissettiğimi artık ankara'ya giderken hissediyorum. artık ankara'ya gitmek ait olduğum yere gitmekti. anılarıma, hayatıma, bırakmak istemediklerime kavuşmaktı. ankara tüm geçmişimdi. şu an olduğum kişi olmamı sağlayan her şeydi.
sevgiler ankara'
aşmış adamı aşan adam aşmış adamı aşan adam
bir garip rekreasyon anlayışı olan coğrafya. geçen hafta oğlana spor malzemeleri almak için içinde dechatlon olan bir alışveriş merkezine gittik, malum kapalı mekan, mimari tasarımı ve havalandırması da "orama da korona burama da korona" şeklinde. alabildiğine kalabalık. dükkanlar sırayla insan alıyor, starbucks'ta saçmasapan uzun bir sıra var. yanlış anlaşılmasın ucuz starbucks/converse karşıtı falan değilim; ama kaleyi düzenlemişler, içeride yürüyüş yapılabilecek güzel yeşil alanlar yollar var. kör topal her ihtiyacınızı karşılayacak bir işletme var, ben afyonkarahisar'dan gelip burada leziz ve bolkepçe köri soslu tavuk eşliğinde günbatımının tadını çıkarıyorum, ankaralılar sıkış tepiş mekanda koyun gibi latte arası bekliyor. çoğacayib
gidenlerden gidenlerden
şu sınırlar içerisinde yüreğime yumru gibi oturan o kadar şey yaşadım ki.
bağlı olduğum; ama artık "başka bir yerde açsam gözlerimi güneşin doğuşuna" dedirten yer. illallah ettirdi. insan evinden kaçmak ister mi? istiyorum ,evet.
göğüs kafesimde alevler, kafamda örümcekler.
iyi olamıyorum, iyi edemiyor. bir sessiz harf bile ödünç vermiyor ankara bu aralar. kıymet bilmekle de ilgisi yok ki, severdim aslında. ama neyi sevsek elimizde patlıyor be ankara!
ah be ankara!
dudu hatın dudu hatın
mutlaka bir gün ya da bir hafta gidip gezeceğim başkentimiz. bu yıl mayıs ayında gitmek istemiştim ama pandemi nedeni ile vazgeçtim. ben seviyorum gri, sıkıcı başkentleri gezmeyi.
329 /