ankara da aşık olmak

1 /
sizofrenkedi sizofrenkedi
zuhal olcay ın seslendirdiği feci* bir şarkı...

ankara'dan bir kuş uçtu güneye doğru
kanatlarında sevdanın kar bulutları

gün batımı masum gülüşler ağlamaklı
yine birşeyler aldı gitti ayrılık hüzünleri
yeni birşeyler aldı gitti ayrılık...

gözlerin bugün garip ve ince bir hüzün
ankara'da sensiz olmak zor iki gözüm
sözlerin bugün kırık,umarsız,kördüğüm
ankara'da aşık olmak zor iki gözüm.

yine deli yangınlar oldu bugün akşama doğru
gökyüzünün sensiz sessiz haykırışları

son sevgi sözcükleri, son fısıltılar
yine birşeyler aldı gitti ayrılık hüzünleri
yeni birşeyler aldı gitti ayrılık...

gözlerin bugün garip ve ince bir hüzün
ankarada sensiz olmak zor iki gözüm
sözlerin bugün kırık,umarsız,kördüğüm
ankara'da sensiz olmak zor iki gözüm
ankara'da yalnız olmak zor iki gözüm
ankara'da aşık olmak zor iki gözüm...
fempusay fempusay
başka bir yerde aşık olmakla arasında zerre kadar fark olmayacak bir durumdur. ancak benim aklıma gelen bu durumda algının bir başka nesne ile özdeşleştirilmesi olmaktadır. şöyle ki; insanların bir duruma ilişkin duyu organları ile elde ettikleri enformasyonları içselleştirip hafızada kümeleştirirken onları, başka nesnelerle ilişkilendirmektedirler. şimdi işin teorik kısmı pek anlaşılamayacağından olsa gerek içimden bir de örnek vermek geldi:
ankara'da gördüğünüz bir karşı cins insanına ilk etapta -sonralarda da olabilir- duyumsadığınız beğeninizi ankara'ya has bir araçla, nesne veya yapı ile ilişkilendirirseniz bu halde ankara'da aşık olmak; başlı başına bir farklı değer olarak karşınıza çıkar. bir zamanlar ankara'da -fakülte dönemleri- böyle bir durumla karşılaşmıştım. ve o zaman ben de bu karşı cins insanını mesela kuğulu parkla özdeşleştirmiştim. şimdi ne zaman ankara'ya gitsem aklıma kuğulu park ve dolayısı ile bun karşı cins insanı gelir. bu böyle.
öte yandan ankara'da aşık olmak zaman zaman boğar da insanı. bunu da yaşamışlığım vardır. zira aşk başlı başına insanı kasvete, kedere, hüsrana sürükleyen bir durum olduğu içindir ki; insan ara ara bu bunalımlı durumdan sıyrılmak amacıyla kendini özgür hissedebileceği, yayılabileceği, ota boka gövdesini sarabileceği doğal yapılar aramaktadır. ayrıca bu çıkış arayışları aşka ayrı bir anlam da katabilmektedir çoğunlukla. örneğin istanbul memleketinde insan kendini bir başka hisseder genellikle. hem tarihi doku ve hem de doğal ortamların alabildiğine çok olması bu durumu gerçekçi kılabileceği gibi, istanbul memleketinin insan dimağında tanımı kelimelerle muhal olan bir tad bıraktığından mıdır nedir, aşk bambaşka yaşanır burada.
ankara hem zihnimizdeki geleneksel tanımlaması itibaryle ve hem de gerçek durumu hasebiyle oldukça soğuk, yüzü asık, kaşları çatık bir şehir olarak görülmektedir. şu hald eankara'da aşık olmak sanki biraz daha mı zor, biraz daha mı kaldırılamazdır? evet böyle.
gülümsün gülümsün
ankara'ya anlam yüklemeye çalışmak. sorun ankara değil, sorun aşık olmak. yoksa evet farketmez ankara veya diğerleri. zaten aşık oldun mu önemi kalmaz şehirlerin soğukluğu,sıcaklığı. gözün görmez ki, sadece nefes alırsın, sayıklarsın. kızgın bir ateşe yanlışlıkla dokunursun, canın yanmaz, garip garip etrafa bakarsın.
gülümsün gülümsün
bir yerde geçiyordu;
"ankara'da deniz olmadığındandır herhalde, insanlar birbirlerine bakarlar. istanbul'da ise insanlar denize bakarlar birbirlerine sırtlarını dönüp".

ankara'da aşık olmak, denizi görmeden birbirine bakmak.
istanbul'da aşık olmak, onunla yanyanayken denizi görüp aynı yöne bakmak.
heyiyaif heyiyaif
başka bir şehirde aşık olmakla çok da farkı olmayan bir durum. tek güzel tarafı, soğuk kış gecelerinde ayakların üşümez.e bu da bütün karasal iklimin yaşandığı yerler için geçerli.aşık olunan kişi şehirle müsemma ise durum değişir tabii ki.
1 /