anlamamız gereken en önemli durum

güse güse
kuran'ı ve allah'ı tam olarak anlamış insanların çoktan farkına vardığı ama dinlerinden nefret ettirilenler için açıklama gereği duyduğum durum.

sevgili dostlar dün ebu leheb ve ebu cehil başlığında islam tarihine aşina olanların çok iyi tanıdığı, son ana kadar iman etmemiş iki kafiri yazdım.

şimdi allah sonsuz rahmet sahibi ve de mahşerde peygamberimiz "tamam" diyene kadar kendisine şefaat hakkı vermiş. çünkü tüm peygamberler, kendilerine kötü muamele eden, kalplerini kıran milletlerinin helakı için allah'a dua etmiştir. ama hz. muhammed çok zulüm gördüğü halde " bilmiyorlar, affet" diyerek böyle bir yolu seçmemiştir.

yani anlayacağınız, islam peygamberi mükemmel bir insandır, sevgi doludur.

kendileri hakkında cehennemi garantileyen ayet indiği halde son ana kadar tövbe etmeyen insanlar mı daha kötüdür? yoksa peygamberi tanımış, sohbetinde bulunmuş, dostluğunu kazanmış ama öldüğü an bambaşka davranmaya başlamış insanlar mı?

bir düşünelim…

ebu leheb peygamber efendimizin öz amcasıydı ve doğduğunda bir yeğenim oldu diye sevincinden bir sürü kurban kesip dağıtmış.
ayrıca peygamberimize yaşadığı süre boyunca kol kanat germiş, adeta bir baba gibi sahip çıkmış amcası ebu talibi korumuş. ebu talib hz. ali'nin babasıydı ve peygamberi canından çok seviyordu, mekkede çok önemli bir şahsiyetti, güçlüydü ve ölene kadar peygambere sahip çıktı. ama sözle iman etmedi. kendisi vefat edince peygamberimiz mübarek elleriyle tüm bedenini sıvazladı ki kabir ya da cehennem azabı sevgili amcasına değmesin. ama allah peygamberimize ayaklarının altını unutturdu.

buradan ne anlıyoruz? allah'ın " seni alemlere rahmet olarak gönderdik." dediği peygamberinin bile şefaati bir yere kadar, peygamber de neticede bir insan, yaratıcıyı kabul etmek, dille söylemek önemli.
ve yıllarca taptığı, atasının dedesinin inancını değiştirmek istemediği için, hakkında ayet indiği halde, allah'a bile meydan okuyarak son ana kadar kafir kalmış bir adamın bile ebu talib'i peygamberi desteklerken desteklemesi, ayrıca yeğenine duyduğu sevgiden dolayı fakir fukara doyurmuş olması gibi sebeplerle bir açık kapısı var. peygamberin şefaati ve allah'ın affına kalmış. yeter ki pişmanım desin.

ama gelin görün ki, peygamber kızını üzmüş, " babamı görünce sizi şikayet edeceğim, beni üzdünüz" dedirtmiş, evini yakmaya yeltenmiş, müslümanım demiş insanlar da var.

hz fatıma üzüntüsünden babasının hemen peşinden vefat etti. ve hz. ali'den kendisini gece gömmesini ve mezarının yerini de kimseye söylememesini istedi. öyle de kırılmıştı.

hz. fatıma nerede yatıyor? ben onu bulmak ve ziyaret etmek istiyorum mesela. mezar ziyareti çok severim. neden kimse " bu niye böyle?" diye sormadı. bu kadın niye böyle bir şey istedi? neyi düşündürtmek istedi? gerçekten allahı, babasını, kendisini anlayan, seven insanlar mı onu bulsun istedi?

bu, peygamberin en sevdiği evladı, kapısının kendi mescidine açıldığı, soyunun kendisiyle devam ettiği evladını kırmış müslümanlar var.

acaba allah katında kim daha kötüdür?

doğruyu bilmiş, anlamış, ama kendi doğruları sebebiyle açıkça düşmanlık etmiş ve son ana kadar da bu düşmanlıktan vazgeçmemiş olan mı?

doğruyu bilmiş, anlamış, iman ettiğini söylemiş ve buna rağmen, tüm şahit olduğu mucizelere rağmen, peygamberin ağzından çıkarken duymuş olmasına rağmen, bilerek ve isteyerek islam maskesi altında kötülük yapmış olan mı?

kötü olan kimdir?

peygamberimiz ölüm döşeğinde söylemek istediği, ümmetine vasiyet etmek istediği konular için kağıt kalem istediğinde verilmesine engel olan, orada bulunan peygamber eşleri bunu yapanlara kızınca da peygamberin, " bu kadınlar hepinizden hayırlıdır." dediği insanlar mı kötüdür?

bu insanlar kimdir? bilen var mı?

iyi günler.