anlık salaklıklar

2 /
harala gürele harala gürele
otobüste ineceği durağa az bir zaman kala nasıl olsa birileri duracak düğmesine basar diye es geçmek. sonra da, durağı pas geçmek tabii: kimsenin basmadığını anca böyle anlamak yani.

ama, daha sonra da, yürümek zaten sağlığa faydalı diye teselli bulmak.
lungapausa lungapausa
şapşik muhabbet kuşu, laptopa tüneyip, sırtını dönerek ekrana sıçar. hem de sulu. kendisinden daha şapşik lungapausa ise imleci o tarafa götürüp, boku ve izini temizlemeye çalışır!
conf300 conf300
yanlış otobüse binip kitaba dalmak. son durakta hiç gitmek istediğin yerle alakası olmayan bir yerde olduğunu anlayıp işe geç kalmak.
albia albia
bankaya bir hisimla girerken, aniden kendimi yerde bulmam.. sanki hayat sahnesinin spot isiklari birden uzerime cevrildi...soylemeden gecemicem benim icin endiselenen banka halki, cok iyisiniz.
yhg14 yhg14
minibüste şöför henüz yokken para uzatıp bir öğrenci demek .
dalgın bir anda asansörde inip çıkarken gitmem gereken katı basmadığımı fark etmem .
kasada beklerken "ee şifre şeyi çıkmadı " demek ama kartı elinde tutmak .
çöpü atacakken elindeki anahtarı da bırakıvermek . çöpü uzun süre karıştırmakla sonuçlandı . düşük zekalıyım ben .
küçükharfleyazılanherşeyyanlıştır küçükharfleyazılanherşeyyanlıştır
ocağa asimetrik koyulan tencerenin ocağa uzak olan tarafını kontrol edip soğuk olduğuna kanaat getirdikten sonra diğer tarafından tutuvermek. zaten gece gece üç buçukta beşamel sos yapmak başlı başına mallık ama onu göz ardı ediyorum. parmaklarım yok oldu. moral sıfır sıfır sıfır. allahını seven silverdin sıksın üzerime.
tarçınlıhavuç tarçınlıhavuç
arkadaş grubuna atacağım şu karikatürü bol random gülüş ekleyerek bir anlık dalgınlıkla hocama atmıştım...


tabii o zaman mesajı silme özelliği de yok.. başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü fark ettiğimde. allahtan hoca şaka kaldıran biriymiş de başım yanmadı.
la bocca della verita la bocca della verita
sabah kahvaltisi yapmam lazımdır ve her zamanki gibi tost, çay ve su almak için sıra bekliyorumdur. o esnada da aklımda bin bir tane farklı şey dönüyordur.

önümdeki kız "cay, su, tost" der ve alır. o esnada ben de aklımdan aa benimle aynı şeyi aldı, ama bı gariplik var, diye geçiririm. ( aynı şeyleri alıyoruz ama bu sıralama ben de : tost, şu, çay şeklinde, neyse. ) ben bunları düşünürken sira bana gelir.

karşımdaki kadın yüzüme bakıp siparişimi beklemektedir:

( +: la bocca -: kasiyer )

+çay, suuuuu...
çay, su, çay...
ayy! çay, suu...
( unuttum der gibi bakiyorum. )

- tost!
+evet tost :)

bu esnada göz göze geliyoruz ve ikimiz de bıyık altından gülüyoruz.

allah'tan ki hep aynı yerden yiyorum da kadın ne yedigimi biliyor :))

yoksa düşünsenize siparişini unutan bir salak...
2 /