anneler günü

sana söyleyeceklerim var sana söyleyeceklerim var
biraz uzun bir yazı olabilir. ya da gücüm yazmaya yetmez, orada keser giderim. bilmiyorum, kafamda bir sürü düşünce uçuşmakta. neyi nerede, hangi sırada anlatırım bilmiyorum. yazmak istedim sadece. oğlum burada yazdığımı biliyor. hatta onunla olan diyaloglarımızı kendime ve beraberliğimize bir not niteliğinde buraya gelip yazdığımı da biliyor. gün gelir nickimi veririm, isterse açar okur.
bir kitap okudum hayatım değişti demeyeceğim. aslında ona benzer bir şeydi. bir tırın altına girdim hayatım değişti. beni buradan tanıyanlar hikayeyi zaten bilir. seneye nasıl ve nerede tatil yapsak geyiğiyle ankara'dan i̇stanbul'a doğru araba kullanırken baktım ki freni almıyor araba. gerede yakınlarındayım. 20 nisan ve yollar gizli buzlanma sebebiyle buz pistine dönmüş durumda. 3 şerit yol, ileride en sol şeritte ön tarafı bana dönük şekilde duran bir mercedes var. kaza yapmış orada öylece duruyor. oraya kaçamam. orta şeritteyim ve önümde dorsesi bir sağ bir orta şeritte salınan, şoförün hakimiyetini kaybettiği bir tır var. az sonra altındayım çok belli. eşime yolda gizli buzlanma olduğunu söyledim. sakin ol, ilk aklına geleni yap dedi. araç manuel vites. motor freni, 1 diş el freni vs... hayatım şerit gibi akıyor gözlerimin önünden. annemi gördüm. babam en yakışıklı haliyle geldi sonra. derken araba spin attı ve bagaj kısmından tıra girdim. çarpmanın etkisiyle kafamı sol cama çarptım, bir kesi oluştu kafamda. i̇ndim, elimle kesiyi yokladım baktım kanıyor. zaten tüm hikaye de aslında burada başlıyor.
orada yaşadığımız can pazarını anlatmayacağım, hikaye bambaşka yerlere gider çünkü. bir ambulans geldi beni aldı, gerede devlet hastanesi'ne doğru gidiyoruz. sedyeye kafamı koyar koymaz gözümden yaşlar da akmaya başladı. bir nevi sinir boşalması yaşıyordum. hemşire sakin olmamı, geceden beri bir sürü yaralı taşıdığını, durumu en iyi gözükenin ben olduğumu, bunun için dua etmem gerektiğini söyledi. gözlerine baktım hemşirenin. samimi olup olmadığını anlamaya çalışıyordum. samimiydi.
hastaneye varır varmaz doktor yanıma geldi, kesiye baktı. başka şikayetim var mi yok mu diye sordu ve boyun filmi, kafa filmi, beyin tomografisi gibi bir sürü şey için istek kağıdı doldurdu. girmeyi reddettim. şaşırdı, kafasını kaldırıp sebebini sordu. hamile olabilirim dedim. kan testi istedi hamile miyim diye görebilmek için. sonuç negatif. ben yine reddettim girmeyi. haklı olarak doktor sinirlenmeye başladı. pozitif bilimin içindeki bir adama hislerim anne olduğumu söylüyor diyemezsiniz ki. ben dedim. testte çıkmasa da hissediyorum, hamileyim dedim. alın şu manyağı buradan dercesine bir bakışla "hanımefendi maalesef sizin hislerinizle vakit kaybedemeyeceğiz, girmek zorundasınız. i̇çeride gözle göremeyeceğimiz şeyler gelişiyor olabilir." dedi, beni paketledi ve allah ne verdiyse tüm radyasyonu yüklenip çıktım. üstüne damardan kas gevşeticiler, ağrı kesiciler falan.
hayatımın en büyük ihanetini ediyormuşum gibi bir his vardı içimde. bile bile nasıl yaparsın deyip durdum. bi tarafım da saçmalama işte, negatif çıkmadı mı kızım mecburdun bunları yaptırmaya diyordu. uzatmayalım ankara'ya geri döndük. üzerinden biraz daha zaman geçti ben tekrar test yaptırdım. sonuç pozitif. gözünüz aydın hamilesiniz cümlesini duymamla kafamı duvara vura vura ağlamam bir oldu. adam şok oldu tabii. meşru olmayan bir birliktelik mi gibisine bir soru sordu. yok dedim, evliyim ama bunlar bunlar oldu. baktım yüzünün şekli değişti, doktorunuza gidin hemen dedi.
gittim. olanları anlattım. yani anlatmaya çalıştım. sakin olamıyordum. kendimi suçluyordum nasıl bu kadar güçlü hamile olduğumu hissederken izin verdim bunlara diye. doktor beni sakinleştirdi. hamileliğin çok başındasınız ve rahime uzak bir noktadan radyasyon almışsınız dedi (aldığım ilaçlar ??)
kız kardeşim olsa doğur derdim dedi. elbette risk sıfır diyemiyordu. eşime baktım. ben zaten her türlü doğuracağım, nasıl geldiğinin bir önemi yok, bile bile onu öldüremem dedim. eşim bu konuda benimle aynı fikirde değildi. aldırmam gerektiğini düşünüyordu. hatta daha ileri gidip çocukta bir araz olursa yanımda olmayacağını, bir araz riski olduğunu bile bile nasıl doğurmayı seçecek kadar cahil olduğumu falan sordu bana. i̇çimde bir insan var insan diye ağladım.
özet geçeyim resti çektim, doğuracağım kimse yanımda olmasa da o çocuk doğacak dedim. 9 ayı hem çok mutlu hem de çok düşünceli geçirdim. doğum sabahı sesini duymamla hıçkıra hıçkıra ağlamam bir oldu. yanağıma koydular yanağını. sonra hemen pediatrist geldi kontrole. ayalarına bakarken "bir sorun yok değil mi?"dedim. "her şey yolunda gayet sağlıklı oğlunuz." dedi. o kazadan beri üzerimden kalkmayan tır o an kalkmıştı işte. binlerce şükür ederek içimden, dakikalarca ağladım. doktorum başımdan geçenleri ve olasılıkları benden daha iyi bildiği için acı bir gülümsemeyle baktı bana.
bizim hikayemiz böyle başladı. ben ondan ayrılmamak için söylenen, anlatılan, varsayılan her şeye direndim. i̇yi ki de direndim ki şimdiye kadar 13 yıllık harika bir yolculuk yaşadık beraber.
bu sabah yanımda olduğu son anneler günü. seneye olur da uçağa atlayıp gelir ve bana sürpriz yaparsa belki yine yanımda olur. kesin olan şey burada yaşıyor olmayacağı. hem bugünü zihnime güzel bir kareyle kazımak, hem de ona güzel bir anı bırakmak adına mükellef bir sofraya oturduk bu sabah. "bu günü, bu anı sakın unutma olur mu?"dedim. baktı gözlerime "unutmam elbette annem" dedi, tekrar öptü beni, teşekkür etti.
eee bu hikaye nereye varacak diyenlere... bazen bazı hikayelerin bir yere varması gerekmiyor. bu hikaye bir tırın altına giren arabada başladı, şimdi bir uçağın arkasından ona el sallayarak devam edecek. ona biçilmiş bir hayat vardı, ben vesile oldum sadece. geldi ve bana anne sıfatını verdi. hayatımı rengarenk yaptı. son nefesime kadar unutamayacağım güzel duyguları yaşattı bana.
biliyorum ki yaşadığım müddetçe de böyle olacak.
beni anne yapan yavruma sevgiyle...
tüm güzel annelerin, hayatın yükünü bir anne gibi sırtına almış güzel kadınların, evladını toprağa vermiş, onun acısıyla yaşamak zorunda kalmış ve bana göre bu hayatın en büyük sınavına maruz kalmış acısı hiç bitmeyecek annelerin mutlu, buruk ya da acı günü bugün. herkes kendi payına düşen duyguyu yaşıyor bugün. hepsine, ama en çok kendi anneme sevgiyle...
bu başlıktaki 389 giriyi daha gör