annelerin garip huyları

1 /
momo momo
her an lazım olabilecek bir şeyi rahat bulabilmemiz için kolay bir yere kaldırdıklarını iddia etmeleri ama günlerce aranmasına rağmen o şeyin bulunmaması.
duhanolmez duhanolmez
siz bilgisayar başındayken çağırır, "anne işim var ben sonra yerim!" dersiniz, laf sayar.
ona bilgisayar öğretmişsinizdir, bilgisayara oturur, yemek hazırlarsınız çağırırsınız "işim var oğlum ya dur bi!" der sesinizi çıkaramazsınız. çifte standart!

odanıza girerler, ne var ne yoksa yerlerini değiştirirler. düzeniniz vardır, eşyalarınızı bulabiliyorsunuzdur, düzenleyip odanızın ağzına s*çarlar.
elyria elyria
sürekli temizlik yapıp.dünyadaki en önemli şeymiş gibi gösterirler.hasta ederler. aksini idaa ederseniz de vay halinize. ben o hatayı yaptım. ne gerek var temizliğe boşver yeaa deme hatasında bulundum.sonra bi yarım saat kulaklarımı ellerimle kapayıp oturmak zorunda kaldım.bır bır bır konuştu.ağlıcam ya herkes üstüme geliyo.
deplaserhat deplaserhat
okul zamanlarında sabahları uyandırırken ' oğlumm kalk hadi saat 8 oldu geç kaldın ' gibisinden bi nara yükselir, halbuki saat daha 7 bile değildir.
camsap camsap
televizyon izlerken sürekli konuşmak. anaaa ben nerden bileyim yaseminle savaş niye kavga ettiler, niye dellendi savaş, nereye gitti falan. sürekli bir soru hali sürekli bir merak. dizi mi izliyor hayatı mı sorguluyor anlamadım yemin ederim.
sweet november sweet november
her daim yağmur yağacağını tahmin eder. evlatlarını şemsiye alın diye uyarır. yağmurdan şakır şakır olup, donuna kadar ıslanıp eve dönünce de, ben dedim diye söylenerek titreyen çocuklarına ıhlamur kaynatır.

haftalık pazar alışverişini yirmi liraya yapabilir.

yakası açık tişörtleri, boyu kısa etekleri silme bezi yapar, yıllarca da kullanır. elinde o bezle her göz göze gelindiğinde, yaptığı şeyle gurur duyarmış gibi, daha da şevkle siler etrafı.

telefonuyla bitişik bir hayat sürer. telefonu ilk çalışında açar. mesajlara tamam, evet, hayır, hemen eve gelin, bir kilo domates gibi kısasından özünden, anında yanıt verir.

ayağında yaz kış çorapla gezer. herkesin de öyle gezmesini ister.

kızı eve her geç geldiğinde, babanın duyabileceği yükseklikteki bir sesle; ''ee bulamadıysan sorun yok o zaman, ben yarın kendim bakarım, sen de gezdin bu saate kadar'' der.

yaşı kaç olursa olsun çocuklarına, her pazar akşamı ''banyo yapın, tırnaklarınızı kesin, çantalarınızı ayarlayın yatmadan...'' gibi bir sürü cümle kurar.

yüzme bilen aile fertlerini asla boylarını aşan derinlikteki yerlere yollamaz.

hiç ağlamaz.

hiç şikayet etmez.

edward cullen'a bayılır.
starfish starfish
zeytin, salça, reçel, konserve, turşu, kurutmalık, sirke, pekmez, erişte...vb. evde kendi kendine yapmak.
geçen market reyonunda bulgurların da tadı hiç yok, biz çocukluğumuzda dediği anda, yanında durmak istemedim, ama durdum ve bulgurun markasını değiştirme konusunda şimdilik ikna ettim. yakında bulgurumuzu da annem yapacak biliyorum!
1 /