annenin ölmesi

1 /
azureel azureel
hayatı size zindan eden, sadece borçlu olduğunuz için tahammül ettiğiniz varlık yoktur gezegende, ne büyük kayıp. öz çocuğuna kötü davranan psikozlarıyla, delüzyonlarıyla sizleri de sorunlu yapan kişi yoktur artık.

insan yavrusunu birey hale gelinceye kadar eğiten sorunlu bir kişiliğin imalatı, hatalı bir birey olarak, arkasından gözyaşı dökmek yerine, belki de bir hayrat yaptırıp, (annenizin yaşarken yapamadığı) dünyaya faydalı olacak ufak da olsa bir işi;
siz onun yerine yapmalısınız.
ona olan borcunuz, ölümünün ardından bir hayrat ile kapansın.*
kornish kornish
her düşündüğümde mahvolduğum, tek çözümün aileyi toptan götürecek bir kaza olduğunu düşündüğüm, yaşamım boyunca şahit olmak istemediğim şey.
r feynman r feynman
insanın kendisini hazırlaması gerekli olgulardan biridir.

acıdır lakin bu hayatın gerçeğini saptırmaya yetmez, yetmemiştir, yetmeyecektir de.

durumun çaresizliği hakkında yapılabilecek bir yorum yoktur lakin insanın kendisini yavaş yavaş bu fikre alıştırması gereklidir ve gün gelip kalp kasları kasılmaz hale geldiğindeki insan psikolojisini desteklemek ile ilgilidir. hiç bir olgunun veya olayın insan bünyesine olan etkisi yaşanmadan bilinemez, (kısmen) yakınsanabilir.

söylenildiği gibi acıdır, yaşanması en istenmeyen duygulardan biridir (diğeri için (bkz: babanın ölmesi)) zira hayatın getirdiği olaylar sizi daha önce nefes almaz hale getirmez ise yaşanacak olgudur, göz ardı edilemez. bu haliyle yürekte hissedilen sancıların esas sebeplerinden biridir.

en üzüntü verici yönlerinden biri ise o anlarda kişinin kendisini hayat yolunda yalnız kalmış olduğu hissine itmesi ihtimalidir.
gblack gblack
ölüm kaçınılmaz ve her canlının mutlak sonu olduğuna göre annemizin ölümünü düşünüp duracağımıza, annemiz öldükten sonra muhtemelen keşke şöyle yapmasaydım, böyle böyle yapsaydım, onu hiç üzmeseydim tarzı cümleler kurmamak için bunları şimdiden yaparak o öldüğünde annemi mutlu etmek için elimden gelen herşeyi yaptım umarım hakını ödeyebilmişim diye düşünmek ve yaşamak daha uygun olur sanırım.

(bkz: canım annem)
fempusay fempusay
pek hafife alınıp kıyısından geçilip gidilebilecek bir olay değildir. özellikle gelişme çağında yakalamışsa sizi bu mukadderat, alaşağı eder. yıkılmaz sanılan blokların birden çökmesi ve altında kalınması hissi verir. tutunulacak dalların ansızın kırılmış olduğu anlaşılır. kapısız evlerde oturulur, uykusuzluk gönüllü kabul edilir. ağlamak, sıradan bir eylem haline gelir. çizgi filmlerde bile anneye olan özlem yakalanır, ondan yoksun olmanın acısına tutulur insan. gece güne dönmez, gün geceden sıyrılamaz olur. yaşam bütünüyle karmaşıklaşır; anlamsızlıklar ile dolar taşar. acı, gencecik bedeni bir zehirli yılan ısırığında olduğu gibi artarak sarar. yemeden, içmeden, sevgiden kesilir insan. umut, son kez el sallar bahçe kapısından göz yaşları eşliğinde çıkıp giden beyaz örtüler içindeki kadınla beraber. anne, bir ömür boyu en gizli en mahrem alanlarda saklanır. ondan başka kadın sevilmez. onun yerine-yanına- hiç bir şey eklenemez.
zordur kısacası; ama atlatılır. yüce yaratıcı, unutmak gibi bir başka fonksiyon eklemiştir insana. etkisi uzun sürse de onun yokluğuna da alışılır bir zaman sonra. normale dönülür. ama her anne kelamında hazan basar, terlenir, yutkunulur, ağlanır içten içe veya apaçık. her canlı ölümü tadar. bu anne olsa bile. sonra geri kalanlar yaşamaya uğraşır onun geride bıraktıklarına sarılarak.
zordur işte anlatılmaz.derdi veren şifasını da veriyor anlaşılan bu olur. perde iner, seyirciler gündelik yaşama geri dönerler. *
sycokiller sycokiller
her gece olduğu gibi o gecede arkadaşlarımla oturuyordum. ne kadarda mutluydum ,her şeyim yerli yerindeydi, aşılması imkansız koca bir dağ gibi kendimi büyük kollanmış ve güvende hissediyordum, yüreğimde o kadar büyük bir sıcaklık vardı ki çünkü uzaklarda biryerlerde beni bekleyen, kapıyı bana açıp, kollarını boynuma dolayarak "yavrum hoşgeldin"diyecek birileri vardı. ne büyük mutluluktu bu. aniden gecenin sessizliğini yırtan bir telefon sesi; annemin melodosi çalıyordu. yüreğim çırpınmaya başladı, korkarak açtım telefonu acı bir ses: -memlekete dön oğlum anneni kaybettik. telefon ellerimin arasından kayıp yerde paramparça olurken bende parçalanıyordum, koskaca dağ ufacık olmuştu, üstünden atlanılan bir çakıl olmuştu. içim eziliyordu, konuşamıyordum sadece etrafıma bakıyordum sesler annemin sesleri yankılanıyordu kulaklarımda. dünya durmuştu. sessizce otobüse binip eve döenerken bir umut tanrıya yalvarıyordum allahım yalan her şey diye yalan olsun ne olur şaka bunlar diye. elimde, tüm umutlarımla aldığım annemin en sevdiği çiçek ile kapıda duruyordum evimin kapısında, zile bastım ve yüreğim haykırdı; "anne aç kapıyı yalvarırım" ama kapı babam tarafımdan açıldı, ağlıyordu bir anda yıkıldım, dizlerimin bağı çözüldü, kapıya yığıldım, ağlayamıyordum bir türlü taki o ana kadar; son defa annemi göreceğim ana kadar. morgda sessizce yürürken kolumdan tutuyorlardı, buz gibi odaların birinin önünde durduk, içeri doğru yürüdüm ellerim, ayaklarım her yanım donakalmıştı. ordaydı, yatoyordu, buz gibi bir yerde bir örtünün altında. yanına gittim son defa dokundum son defa öptüm yanaklarından, deli gibi ağlıyordum, tanrım ne acı şeydir bu ölüm. tabuta koyduklarında "annem dar ve ufak yerleri sevmez" diyordum içimden "çıkarın" diye haykırmak geliyordu içimden ve mezarına geldiğimizde yere yığıldım uyandığımda annem çoktan toprağın altında idi. elimde en sevdiği çiçekle mezarının önüne çöküp "neden bırakıp gittin" diyordum.artık annem sonsuzluğa varmıştı. yüreğime can veren yüce varlık yoktu artık. uykusuz geceler onun yokluğunda lanet gibi çöküyordu üstüme ve ben o lanet gecelerde "al beni yanına" diye içten içe haykırıyordum .tek tesellim sadece bir keşkemin olmasıydı. keşke daha fazla yaşasaydı.
işte annenin ölmesi böyle bir durum. *****
offfffbea offfffbea
insanın aklına geldiğinde bile içini burkan, gözlerinin dolmasına neden olan, içinde birden annesini ve sonra diğer akrabalarını arama isteği uyandıran, yanındaysa gidip sıkıca sarılmayı düşündüren olay. allah kimsenin başına vermesin.çok üzücü çok..
cupid cupid
ancak yaşayanın anlayabileceği ve bir şeyin değeri ancak onu kaybettikten sonra anlaşılabilirin en acı örneği
1 /