annenin vefat haberini almak

ila ila
o an duruyor zaman. sonra da bir daha hiç eskisi gibi dönmüyor dünya senin için. hiç.

bir de şu var. anneler ölmüyor, bir yumru olup hep takılı kalıyor boğazında.
dupduru dupduru
kucuklugume dair pek birsey hatirlamiyorum, ama bu haberi aldigimda manasini anlamadigimi cok iyi hatirliyorum. cok kucuk yasta annemi, babami ve abimi trafik kazasinda kaybettim. tek kurtulan o mucize cocuk bendim. gozlerimi actigimda, taburcu oldugumda, yetistirme yurdunda dahil hep annemi bekledim. devaminda bir turk cift beni evlatlik edindi. oz annem babam olsalar bu kadar olurdu. simdi bu guzel insanlar da yaslaniyor artik. kullandiklari ilaclarin cogalmasi, hareketlerinin agirlasmasi, telefonda konustugumuzda ozellikle annemin titreyen sesi. her istedigimizde yanlarinda olamiyorsak da iyi olduklarini bilmek teselli. allah buyuklerimize, ozellikle annelerimize saglikli sihhatli omurler ve su haberi en gecinden versin.
cekubalim cekubalim
başı kollarımdayken son nefesini verdi. aslında haberini almak ya da buna şahit olmak... ikisi de oldukça acı, insanın yüreğini değil bütün benliğini yakan bir şey. o çaresizlik, hayatın hiçbir evresinde yaşanmıyor bir daha. çok, çok acı.
tarçınlıhavuç tarçınlıhavuç
bu zamana kadar birçok ölüm haberi aldım; arkadaşlarımı, akrabalarımı, babamı kaybettim. ölüm konusunda hep çok tecrübeli görürdüm kendimi. bu konuda artık daha anlayışlı olabileceğimi ve ölümün de hayatın bir parçası olduğunu kabullendiğimi düşünürdüm ama gelin görün ki o işler öyle değilmiş.

annemin ölümü ani bir ölüm değil, bir sürecin beklenen sonucuydu. doktorlardan her an hazırlıklı olmamız gerektiğini duydum defalarca ama bir insan annesinin ölümüne nasıl hazırlıklı olabilirdi ki? 20 değil, 100 yaşına da gelsem annemin ölüm fikri bile ağlatmaya yeterdi. sonunda olan oldu. hastanede yan odasındayken tam odadan çıktığım esnada haberi aldım. sanki benim gitmemi beklemişti, onu öyle görmemi istememiş gibiydi.. hiç ağlamadım, dondum kaldım. boğazıma bir şey oturdu ve 2 sene geçtiği halde hala o şey orada düğümler beni.

annemin ölüm haberini alana kadarki süreçte de yaşadığım öyle şeyler var ki kendi kendime "şu an hayatımdan 10 sene gitti" dediğimi çok hatırlıyorum. ölüm haberini aldığımda bir 10 sene daha gitti, onu toprağa verdiğimde de.

bu öyle bir şey ki kimsesiz/sahipsiz hissediyorsun. hayatına devam ediyorsun ama boşlukta süzülüyor gibi. "bi tek annem olsun, bana bi şey olmaz" derdim hep. gittiğinde öyle kötü şeyler oldu ki kendimi tanıyamaz hale geldim. tabii ki gülüyorum, mutlu olduğum zamanlar oluyor ama temelde acı var, bitmek tükenmek bilmeyen bir acı. durduk yere benim annem yok diye ağlayabilirim mesela. kaç yaşında olursak olalım, annesizlik çocuklaştırıveriyor insanı. kaldırıma oturup hüngür hüngür ağlıyorsun özlediğinde. annesizlik çok zor arkadaşlar.
ya umutlar da biterse ya umutlar da biterse
dünden beri hastane ev sonra tekrar hastane. saçma salak doktorlar ve o öyle yatarken insanın aklına o ihtimal geliyor.

yaşayanları telkin edecek bir söz yok öyle bir ihtimal de yok.