antalya da 4 kişilik ailenin evde ölü bulunması

1 /
orlov orlov
fatih'teki intihar vakasının bir benzeri antalya'da yaşanmış. iki çocuklu aile evde ölü bulundu. intihar mektubunda ailenin ekonomik sebepler nedeniyle intihar ettiği belirtilmiş.

pislik gazetecilerin başka sebep bulup bulamayacağını merak ediyorum. bu haberin manipüle edilmesi daha zor olduğundan yayın yasağı getirilme ihtimaline karşın şu özeti kopyalayayım:

"antalya'da dört kişilik şimşek ailesi evde ölü bulundu. ilk incelemeyi yapan sağlık ekipleri siyanür zehirlenmesi olabileceği tespitinde bulundu. evdeki kokudan etkilenen 3 polis memuru ve 3 sağlık görevlisi hastaneye kaldırıldı. intihar notunda baba selim şimşek 9 aydır çalışmadığını ve maddi zorluklar çektiklerini söyledi."

kaynak: www.ntv.com.tr
hürriyet müsavat uhuvvet hürriyet müsavat uhuvvet
istanbul fatih'te 4 kardeşin ekonomik zorluklar nedeniyle ölümünden sonra yine maddi sıkıntılar nedeniyle anne baba ve 2 çocuklu bir ailenin siyanür ile intihar etmesi hadisesidir.

babanın geride bıraktığı mektupta 9 aydır işsiz olduğu yazılıymış. iktidar tarafından ne kadar üstü örtülmeye çalışılsa da ekonomik bir krizin içerisindeyiz. yiyecekten giyeceğe her türlü ihtiyaca zam yapıyorlar. vergi oranları inanılmaz seviyede, bir de üstüne hergün farklı bir ad altında değişik vergiler çıkartıyorlar. halk geçinemiyor, sözde milleti temsil eden kendini bilmezler mecliste "asgari ücrete şu kadar yumurta alınıyor" diye laubalilik yapıyor. insanların artık en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaması ve borç içinde yüzmesi sebebiyle hayatlarına son vermesi bu şartlarda gayet olağan. yakında bu tarz ekonomik kaynaklı intihar haberlerine yayın yasağı geleceğinden kimsenin şüphesi olmasın.
ruhu gezenti ruhu gezenti
ne yazacağımı bilemiyorum, sadece çok üzüldüm. çaresizlik hissi çok çok kötü.

ayrıca ekonomik kriz yok diyen ve buna sebep olan herkesin allah belasını versin.
orkestrada çelik üçgen çalan şanslı orkestrada çelik üçgen çalan şanslı



ilk gördüğümde ne çok da canımı yakmıştı bu karikatür...

intihar kavramı toplumsal yönü ağır basan, ekonomik ve kültürel bir olgu olarak karşımıza çıkmakta. intihara götüren motivasyon hayatta kalma dürtüsünün yok olması temeline dayanmaktadır ve insanlık tarihi kadar eski bir davranış bozukluğudur. özellikle son 10 senede inanılmaz bir şekilde intihar vak'aları artış göstermektedir ve bu durum 2014-2015 sonrasında hızlı bir artış göstermiştir.

bana göre bu yaşanan elim durumların sebebi hayatımızın hiç bir alanında '' adalet '' kavramının kalmamış olmasından kaynaklı. sosyal adaletsizlik, ekonomik adaletsizlik, kültürel adaletsizlik ve vahimdir ki hukukta adaletsizlik...

onurlu insanlar için hayat her geçen gün zorlaşıyor. youtube'da bir mini belgesel serisi takip ediyorum. '' alanında iş bulamayanlar '' isimli bu seriyi izleyince her seferinde içim parçalanıyor. gencecik insanların gözlerindeki umutsuzluk, o isteyip de elde edememe ve kendi hakkının adaletsizce başkalarına verilmesine hergün seyirci olma. üstelik elden hiçbir şey de gel(e)memesi... ahh ne çok acı var.

gerçekten hak ettiği bu mu insanlarımızın. kendi hayatlarına son vermek mi? ya medya? medyaya ne demeli? ateist kitabı yüzünden intihar ettiler, kafirlik yüzünden intihar ettiler falan falan. yarın bir gün de iskandinav ülkelerindeki intihar oranlarını haber yaparak bir normalleştirme çabası içerisine girerlerse hiç şaşırmayacağım.

google'ı açın ve intihar kelimesinin ardından bir şehir ismi yazarak arama yapın. yerel haber sitelerindeki intihar haberlerininin sayısını görünce gerçekten hayret edeceksiniz.

gerçekten de zarifoğlu'nun dediği gibi;

ne çok acı var be..
yürek nasıl dayanıyor, bence bu kısmı mucize..
ne çok acı var... ne çok zalim var, ne çok mezalim..
ne çok mazlum var...

mezalim; eziyet
kızıl kurt kızıl kurt
olayın üzerine yazacak o kadar çok şey var ki.

bir şey söylesek, hemen gelip ''ölümler üzerinden siyasi propaganda yapıyorsunuz'' diyorlar. kusura bakmayın da, birilerinin ekonomiyi yönetmeyi becerememesi, ülkede üretimi bitirip tamamen dışa bağımlı hale getirmesi ve bunun neticesinde refah seviyesi düşen, işsiz kalan, karnını bile doyuramayan, bunalıma giren halkın birbirini ya da ailesini öldürmesini elbette yazmak, anlatmak zorundayım. çünkü bu intiharların, cinnetlerin sebebi tamamen ''ekonomik ve siyasi'' arkadaşım. buna ne kadar kulak tıkarsan, ne kadar yazmaktan, anlatmaktan vazgeçersen intiharlar da, cinayetler de bir o kadar artacak. siz ve yanlı basın, ölüme odaklanıyorsunuz, insanları ölüme götüren nedenleri irdelemiyor ya da bunun gayet farkında olmanıza rağmen 3 maymunu oynuyorsunuz.

yazık, çünkü ne ilkti, ne de son olacak, bunun cezasını toplumca hep beraber çekeceğiz, çekiyoruz da. havalar soğumaya başladı, kışın insanlar mecbur zamlı doğalgazları kullanacak, zamlı elektrikleri tüketecek, muhtemelen yılbaşından sonra gelen bir dizi zamlı fiyatlardan gıda tedarikini sağlamak zorunda kalacak, daha çok borçlanacak, borçlar daha da fazla buhran ve stres getirecek. hekimler bu konuda benden daha iyi bilir, sağlıksız beslenme ve yüksek stres neticesinde hastalıklar ve kanser vakalarında da hızla artış başlayacak, çünkü yaşayamıyoruz, yaşatmıyorlar, aldığımız nefese kadar vergi içindeyiz.
ravenhow ravenhow
birkaç farklı sitede defalarca kez haberi okudum ve halen meseleyi anlayamadım. ya ben bu sabah ters tarafımdan uyandım ve fazla duyarlı bir haldeyim ya da ülke olarak biz tamamen kaybolmuş vaziyetteyiz. biri beni dürtsün, desin ki şöyle yanlışsın, böyle haksızsın. yahu ortada bu çocukları çok kötü bir hayat bekliyor diye düşünüp onları öldüren bir baba var. ben mi yanlış anlıyorum acaba? bir annenin böyle bir karar alabileceğine ihtimal bile vermediğim için belki de karısını bile öldüren bir adam var ortada. bu haberi okuyup da bu vahşeti 'parasızlıktan intihar eden aile' olarak görmek için ne düşünmek lazım anlamıyorum.

çocuklarının ve karısının yemeğine zehir mi kattı acaba bu adam? hepsinin öldüğüne emin olduktan sonra mı kendisini öldürdü? eminim ki 9 yaşındaki ceren ve 5 yaşındaki ali'nin de parasızlık canına tak etmiştir, intihar edelim demişlerdir. kadın eminim ki çocuklarını öldürmeyi kabul etmiştir.

bu olayda babanın bu vahşetini ekonomik kriz ve bozuk devlet yapısı üzerinden hafifletmeye, anlamlandırmaya çalışanlara ölen çocukların çocukların fotoğraflarına bir kere daha bakmalarını öneririm. bu masumların hayatı pis politik oyunlara ve konulara meze edilmemeli.
dumrul dumrul
intihar ve cinayet olayları kriz dönemlerinde birbirinden ilham alır ve bir salgın şeklinde baş gösterebilirler.

bu toplumsal çıkışsızlığın, çaresizliğin ve çürümenin bir yansımasıdır. bunun sorumlusu da bu insanları çaresizliğe boğan orospu çocuklarıdır.

ilk olayda bütün borazanlarını aynı anda öttürdüler. vay efendim yoksulluk diyenlerin maksadı başkaymış, açlık değil de psikolojik bi şeymiş falan filan. sanki psikolojik sorunlar hayattan bağımsızmış gibi. aç kalmışsın parana sürekli el konuyor, alçak bir rejim ülkenin geleceğini komple kararttığı için geleceğe dair umudun yok. elbette psikolojik sorun var. ya ne olacaktı?

bu iş daha uzar onu söyleyeyim. insanların intiharları bir çığlıktır, sen bunun üstünü örttükçe daha kuvvetli bağırırlar. işler çok daha pis yerlere gidebilir.

iktidardaki alçak hırsız sürüsü ise insanların çaresizliğinden besleniyor. elbette olayları gürültüye getirecek. intihar edenleri suçlayacak, yayın yasakları getirecek... hatta bu intiharlardan faydalanmaya çalışacak. cehape, pekaka, fetö, kokteyl, amariga, israyil, ateyizler bik bik. malımızı bilmiyor muyuz?
dumrul dumrul
pek çok şeyin telafisi de tedavisi de vardır ama dünyayı yanlış anlamanın telafisi yoktur. kendi geleceksizliğine, kendi çıkışsızlığına, kendi çaresizliğine senelerce alkış tutmuş olmak gerçekten de acı değil mi?




pekii çözümü hala "siyanür satışı yasaklansın" gibi geyiklerde arayanlara ne demeli? 1 milyon kişi intiharın eşiğindeyse mücadele etmemiz gereken tehdit kaynağı siyanür mü, yoksa ülkeyi bu hale getiren hırsız sürüsü müdür?


ıasybd ıasybd
doymak bilmeyen bazı orospu çocukları yüzünden sıradan insanların alanları o kadar daraldı ki, artık tek kurtuluş olarak ölümü görüyorlar. her gün hayatta kalma telaşesi, her gün endişe, her gün korku ile ancak bu kadar direnebiliyorlar. sessiz sedasız yaşamak zorunda bırakılan garibanlar, sessiz sedasız ölüp gidiyorlar. bu insanları bu bok çukuruna sürükleyen orospu çocukları geberemeseler de seyretsem dünya gözüyle. bu düzene bir damla olsa bile su taşıyan herkesin de allah belasını versin. mahvettiniz caaanım memleketi, tarumar ettiniz insanları, cehennem kütüğü orospu çocukları.
gelutopya gelutopya
kimse iktidarı ekonomiyi suçlamasın. bu intiharlar tüm toplumun suçu. yani yaşayanların, tüm reşitlerin... çünkü birbirine gerçek anlamda ilgi göstermeyen bir toplumuz. kendisi ile ilgilenmeyen bir topluma olan inançsızlık bunlar. kim sabahları paylaşmak için uyanmakta? kim nasıl harcayacağından önce nasıl paylaşacağını düşünüyor? kim nasıl yapmalı diyerek uykuları kaçıp sabahın ilk ışıkları ile biraraya gelecek adam bulmaya çıkıyor?

meydanlarda el çırpıp, ıslıklar çalarak üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini düşünen insanlarız. kaçmak dışında bir eylem ortaya koymayan direnişçileriz. bu nedenle başı sıkışan, aman yandım diyen arkasını döndüğünde hiç birimizi göremiyor. suya sabuna el sürmeyen hayiflanmaların ve söylenmelerimizin nasıl derin bir uçurum olduğunu böylesi büyük felaketler ortaya koyuyor.
everybody loves mahmut everybody loves mahmut
insanın böyle boğazının düğümlendiği anlar olur. ne diyeceğini bilemez. ama bir yandan da söylenecek çok laf vardır. en iyisi ben susayım bir şey demeyeyim. artık gerçekten umudum kalmadı.
1 /