aöf

format at geçer format at geçer
sınav sisteminin içine ettikleri yetmediği gibi sınav yerlerini iyice saçma yerlere vermeye başladılar yarın çağrı merkezini arayıp sağlam bir küfür etmeyi planlıyorum. belki de yeri belirleyen adamlar hiç istanbul a gelmemişir.
gözyaşım gözyaşım
ikinci üniversite hevesi ile başıma bela ettiğim fakültedir. bugün 2013 - 2014 eğitim yılı güz dönemi sınavları başlamış olup, geçmiş yıllardaki soruların sorulduğunu görünce ' vay anasını bu da üniversite okumakmış peaahh! ' dememe sebebiyet vermiştir.

her neyse ben asıl konuya gelmek istiyorum.
evvelki senelerde varolan bütünleme hakkı ve ikinci üniversite okuyanların muafiyet haklarını ellerinden alan ağır kapitalist kuruluşumsu.
bu dönem aöf'te aldığım 8 dersin 5'ini kendi okulumda almıştım. muafiyet kalktığı için yine de almak zorunda kaldım. neyse dedim okur geçerim bir şey olmaz. ekimde kayıt olduğum fakülteye ve aylardır 4 dersimin kitabı eksik. işin komik yanı benimle aynı mağduriyeti paylaşan bir sürü insan var.
aklıma bazı teoriler gelmiyor değil. aylardır her hafta büroya gidip kitaplarımı sordum; ama yok cevabı aldım.
teorime gelince: büt yok, muafiyet yok, kitaplar desen istanbul gibi bir şehirde aylardır yok. millet derslerden kalsın okulu uzatsın biz de daha çok para kaldıralım derdindesiniz değil mi?
cokokurazyazarhicsusmaz cokokurazyazarhicsusmaz
türk dili soruları olarak bir yığın türk dili'nin tarihçesini oluşturan ama öğrenince bir b.kmuza yaramayacak şey sorulmuştu.
bir de ayrıcalıklı bir kelime vardı ve sadece onun anlamını bilip bilmediğimizi merak etmişlerdi: "ak" sözcüğü. bize ne çağrıştırıyormuş...
şıklarda da namusluluk, parlaklık falan vardı. ne garip..
sıpartakus sıpartakus
liseyi bitirdikten sonra üniversiteye gitmeyip "öyle uzaktaaan uzaktaaan" okuyup yönetici olan insanlara bir çift sözüm var. biz üniversiteye boşuna mı gittik godoş, şimdi de "uzaktan uzaktan hiç konuşmadan" çalış şurda kıyın kıyın.
delipedro delipedro
nereye yazacağımı bilemedim

girdiğim bir aöf sınavında kapı dibindeki sırada bir kız öğrenci oturuyordu. sınavın başlamasına 20 dakika filan var, erkenden gelmiş yerini almış, sınav hazırlıklarını yaparken biz de kadın gözetmenimle kimlik kontrolü ve oturma düzenini gerçekleştiriyoruz.

öğrenci, bir ara öğleden sonra gireceği sınavın yapılacağı okulun adresini bilmediğini ve bizim bilip bilmediğimizi sordu. şırnak'tan gelmiş üç aydır istanbul'daymış ve neresi nere pek bilmiyormuş. bulunduğumuz nokta üzerinden avm, cam, heykel tipi tarifler üzerinden bir de kroki çizdim elindeki boş bir kağıda.

insan bir teşekkür ederdi değil mi, etmedi. etmezse etmesindi.

ta ki sınavını bitirene kadar. herkes sınavını bitirince, adettendir, ya bitirdim hamlesi yapar gelin soru cevap kağıtlarını alın der ya da getirir kedisi teslim eder ve çıkar gider.

aaa! biz getirilen evraklara imza tasnif uğraşırken bir bakarım kız yok, sen evrakları masanın üzerine bırak, çıkabilir miyim bile deme, kolay gelsin filan deme, çek git. istemdışı gözetmenimle göz göze geldik ama benim ağzımdan hıamına goy...hasbinalaaah sözleri döküldü.

kadından utandım, kendimden de utandım.
kızıl kurt kızıl kurt
her sene boş boş işlerle uğraşan fakülte.

bu sene de 4 yanlış 1 doğruyu götürür sistemini getireceklermiş. ygs-lys'mi la bu 4 yanlış 1 doğruyu götürecek? örgün okuyanlarla eşitlik olması için sağlanacakmış. ben örgün de okudum böyle saçma bir sistem görmedim, hiçbir öğretim görevlisi ya da prof bize ''gençler 4 yanlış yaparsanız 1 doğrunuz gidiyor yalnız bizde böyle'' gibisinden bir laf etmedi. aöf'ün örgünle eşit olmadığını herkes biliyor çünkü özel sektörde aöf diplomalılar tercih edilmiyor. olmayan eşitliği nasıl getireceksiniz? örgünle eşit olmak istiyorsan, bütünleme de getir o halde, adamların diplomasını örgün diploma gibi prestij sağlar hale getir ki adam gibi bir eşitlikten söz edelim, değil mi? öbür türlüsü bir tarafın hakkını yemek oluyor.

gerçi benim şansıma. liseye başlayacağım sene 3 yıllık liseleri 4 yıla çıkardılar. üniversiteye gittiğimde okulda ne bütünleme vardı, ne çan vardı, ne yaz okulu. 60 ortalamayı tutturdun tutturdun, tutturamadın sene uzatırsın. şimdi de aha bu mallarla uğraşıyorum. hayır resmen hayat bana ''okuma kızıl kurt, yırt at diplomaları, sertifikaları'' diye bas bas bağırıyor, sabrediyorum.
driving einstein driving einstein
2. üniversite kapsamında işletme ve uluslararası ilişkiler bölümlerini ingilizce halde getirerek sevindirmiş harç parasıyla hem üzmüş hem de kendi ayağına sıkmış fakültedir.

normal programlar 275 tl iken ingilizce 2 program 550 tl... bunun mantıklı bir açıklaması yok oxford'dan hoca tutmadıysanız. 550'ye kurs ya da özel ders alıp ekstradan türkçe işletme veya uluslararası ilişkiler bölümüyle birleştirebilirsiniz, belki daha da ucuza gelir uzun dönemde. cidden ayağa sıkmak deyimini yapmışlar, ne diyelim bol kazançlar.
karsenger karsenger
bildiğin çöp yığını okullardır.

final tarihini karıştırıp 1 gün önceden haberim olduğu halde bilmediğim etmediğim, alanımla alakası olmayan derslerden 3.74 ortalama kasmışım.

asıl aptallık, vaktinde buralara gidip aynı anda 2şer üniversite bitirmek varken salak gibi gerçek üniversitelerde iddialı bölümlerde okuyup götü boklu özel sektörlerin kucağına atlamaktı.

evet aptalım...
1
ellisande ellisande
bu sene aöf marka iletişimi bölümüne hem ikinci üniversite okumak hem de tam zamanlı çalıştığım için çok kasmaz diye yazıldım. ilk ara sınavlar 25-26 kasım haftasonunda gerçekleşti.
şahsen 6 dersin sınavları çok güzel girdi bana. tabii ki sebebi "kolaydır ya çoktan seçmeli test" deyip hiç sallamadığım için çalışmadım hatta utanmadan önceki akşam rakının dibine vurdum. baya bilgiye dayalı sorular çıktı ve yapamadım. finallere öküz gibi kasacağım, zira herhangi bir dersten kalırsam çok bozulurum.
soolcan soolcan
dördüncü üniversite diploması için uğraşıyorum. ne aldığınız eğitim ne de diploma bir işe yaramaz. eskiden askerden kaçma yöntemi idi şimdi onun da bir ehemmiyeti kalmadı. bunu bildiğin halde neden gidiyorsun diyeceksiniz hobi gibi bir şey oldu bende bitince kendi boşlukta hissediyorum.