ape

morcivert morcivert
musa anter'e ithaf edilmiş yücelay sal şiiri.

"sevginizi bir çatı altında inhisar etmeyiniz."
musa anter

kardeşlerim
binyıllardır bizi artık sırtında taşımaktan yorulan dünya
bu köhne bu sarsak gezegen bir raslantıdan ibaret
şeyler ve adları hergün biraz daha sinsice kuşatınca
satır altlarını çizmek korkutmaya başlayınca anladım bunu
bundandı söylenecek sözün hergün biraz daha çoğalması
gövdesinde j taşıyan sözcüklere vurgunluğum bundandı

latif hanımlar kibar beyler
giderek dikleşen bir yokuşta sınandı insanın ömrü
ah umursanmadı da "başla" tetiğinin düştüğü yer
turşudan kaçıp tirşeye korkup semaya sığınarak
bitişe savruldu okları tembel bakışlarımızın

"sıradan sağlıklı"sınız küçücük bir çiselti
çarşınızın çağlar süren yangınını söndürmeye doymayıp
hiç bir iz bırakmıyor o yangından geriye
talan etmediniz tazgahlarını kurnaz bezirganların
da ısrarla şaşı baktınız gülün solduğu yere

artık kol yen dışında kırılıyor dikkat
hepiniz karlara dökülen kanı görüyorsunuz
sürekteki av yaralanınca bağıracak tabi
canı yanandan - ne garip- hala fısıltı bekliyorsunuz
kazık bir soru belki ama çakayım yine de
tüyü bitmedik yetimin tüyü için ne diyorsunuz

yazıklar ki hükmetmek çöreklenmiş gözlerinizin dibine
tarih çöplüğünün zirvesinde iktidar çığlıkları atıyorsunuz
halbuki haklılığın inadıyla karşı durmak da vardı
atlayıp zaman denen o güzel atın terkisine
gürültüsü sağır etti serin suları ama duymuyorsunuz
başlantı diye alkışlıyorsunuz bir çöküşün kreşendosunu

kuşağından yukarı bakamadığım aşiretim
saçının her telinde binbir şaibe gizleyen
kaçarken çift atan bu ruspik kamu
babamın babasına borcu var süsüyle
bir havuz problemini bin yıl geçti çözemedi

büyük kent mağlupları kuşbaz külhanilerim
yürek atışlarınızdaki o dayanılmaz bıçkınlık
daha sivri oluşundandı yürek uçlarınızın
değil mi öğrendiniz her yarayı bir acıyla dağlamayı
ne iş olsa yaparsınız derde devadan gayrı

kardeşlerim
artık taş eklemeyin bunca yıllık yüküme
kulbu sırlı bir küpüm dinlendirdim suyumu
çekinmeyin gelin öpün sızısını yüreğimin
ne heyecan ne hezeyan ne sitem ne sitayiş
evden kaçan bir çocuğun bıraktığı mektup bu

kardeşlerim
bu dünyada varlığımız bir şakadan ibaret
dilimdeki yangınla geldi geçti her günüm
haydi bir lorke tutturalım omuzlarımız şenlensin
ki çok hayıflanmasın bu dünyadan elini yıkadığına
sarısabır çiçeklerine teslim ettiğim ömrüm