arap

1 /
srce srce
osmanlıyı son döneminde sırtından hançerleyen millettir.
hz. muhammed bile bu millet için 'ben arabım, ama arap benden değildir' demiş.
daha ne olsun.
pj7 pj7
adam olup düzelmeleri için kendilerine 3 adet peygamber yollanmış olan amma ve lakin bir türlü imana gelmeye razı olmayan, pislikten rezillikten vazgeçmeyen milletin adı.
marooned marooned
halk arasında zenci ile karıştırılan tabirdir.zencilere-afrikalı,amerikan,fransız vs- olsun hepsine arap ve onüçbuçuk diyen ironik cemiyet vardır.arap sabunu vardır bir de.milletinden daha faydalı olan tek nesnedir bu da sanırım.
azwepsa azwepsa
dünyanın motoru adeta bu adamların kanını yakmaktadır. kimse bunları öldürmediği zamanlarda da dünya dönsün diye birbirlerini kesmişlerdir.

bir misal; haçlı seferleri sırasında mısır'daki halife frenklerin üzerine gidecek büyük bir ordu toplar. lakin, halifenin has askerleri ile kabilelerden katılanlar arasında tartışma çıkar. bu tartışma büyür ve savaşa döner... 18.000 kişi ölür. kaynak: üsame ibn münkız
afjeo afjeo
zamanında 400 yıl kendilerine sahip çıkmış, en iyi şekilde idare etmiş dedelerimizi arkalarından vurup ortadoğuda ingilizlerin, fransızların lejyonirliğine soyunmuş sonrada bu lejyonerliğine soyundukları ülkeler tarafından iç savaşlara sürüklenmiş, parçalanmış, birbirlerine düşman edilmiş, yeraltı ve yerüstü kaynakları sömürülmüş yani hakettiklerini bulmuş genellikle kısa boylu, koyu tenli ırk.

(bkz: allahın sopası yok)
hepgülserçe hepgülserçe
kadınlarına hasta olduğum millet.bu kadar seksi ,bu kadar cilveli ,bu kadar sıcak olmak genlerden ya da toplumdan geliyor olmalı.güzelleri çok güzel olup en önemli özellikleri şuh gözleridir.
billie jean billie jean
tersten okununca "para" şeklini alan millet adı. burdan da görüldüğü üzere bu millet coğrafyalarının kendilerine getirmiş olduğu avantajı sömürülerek de olsa kullanmış ve aşmış bir zenginliğe ulaşmıştır. hacca gidenlerden duyduğum kadarıyla son model mercedeslerde karpuz satan, araba sağa sola dokundu diye strese girmeyen tiplermiş bunlar. su desen o çölde nerden geliyo o bolluk diye sordum yer altından ırmaklar akıyo dediler. peygamberlar desen onlara çalışmış zaten habire. ayıramıyorum kafamda bunlar şanslı mı şanssız mı şimdi? bi de kralları her gittiği yere otuz parça valizle gider bunların, bi günlüğüne de gitse. ulan iki tane çarşafa dolanıyosun be ne var onların içinde, nakit mi taşıyosun?
she she
bir zamanlar türklerle beraber aynı topraklarda yaşamış millet. ırkçı söylemlere maruz kalan ancak herkes gibi olanlardan. paniğe gerek yok, onlar da nefes alıyor...
küller küller
arap düşmanlığı

"türkiye'de araplara gösterilen düşmanlığın uzak bir geçmişe dayanmadığını ve yakın tarihte iktidarı devralan iktidar seçkinleriyle sınırlı olduğunu söylemek mümkün. halen de belli küçük zümrelerin dışında araplara düşmanlık gösteren yok. osmanlıların bakış açısından 400 sene kendileriyle birlikte -hem de kaale alınacak hiçbir sorun yaratmadan yaşayan- araplar "kavm-i necip" idi. osmanlılar, bu sıfatı araplara saf ırklarından dolayı değil, hz. peygamber (sas)'in onların içinden çıkmış olması dolayısıyla layık görmüşlerdi.
19. yüzyılın ikinci yarısından başlamak üzere, batı karşısında önce askerî sonra psikolojik ve kültürel olarak yenildiğini kabul eden yeni osmanlı aydını, "geri kalış"ın sebeplerini islamiyet'te aramaya başlayınca, islam'la özdeşleştirdiği araplarla da herhangi bir akrabalık-yakınlık bağı içinde olmak istemedi. osmanlı aydını ve yöneticisi, ibn haldun'un deyimiyle "galibi taklit eden, ona derin bir hayranlık duyan mağlup" psikolojisi içinde olduğundan, batılı oryantalistler hangi gözle islamiyet'e ve araplara baktıysa, onlar da aynı gözle bakmaya başladılar. bu, köklü bir bakış açısı olarak günümüze kadar etkisini devam ettirmektedir.ç osmanlı'nın ümmet bilincini kaybetmesine paralel olarak ırk, üstün kavim bilinci kazandığını tespit etmemiz mümkün. bütün müslüman kavimlerde islam kardeşliğinin yerini ırk üstünlüğünün almaya başlaması aynı tarihsel gelişmelerin sonucudur. bunun ham, fakat çok haşin ve acımasız örneklerini ittihatçıların doğu'ya ve elbette arap âlemine karşı yürüttükleri politikalarda müşahede etmemiz mümkün. ittihatçılar ile geleneksel osmanlı arasında neredeyse hiç benzerlik yok. onların bölge, toplumsal, etnik kökenleri ile bürokratik konumlarına baktığımızda patolojik bir ruh hali içinde olduklarını görebiliyoruz. çöküş döneminde bir anda balkan ve kafkas müslüman kavimleri içinden çıkan elit tabaka, onları ezen iki merkezin farkına varıp kendilerinin periferiye ait insanlar oldukları hissine kapıldılar. balkan kökenli askerî ve bürokratik elitler için merkez artık batı avrupa (paris, londra, berlin vs.), kafkas kökenli bürokratik kadroya göre merkez moskova idi. her iki merkezden, kendi asıl merkezlerine, yani osmanlı payitahtı istanbul'a ciddi tehditler yönelmişti.

93 harbi, balkan savaşları ve arkasından gelen yıkım balkan ve kafkas kökenli osmanlı elitlerinde derin bir travmaya yol açtı. bir yandan topraklarını kaybedip anadolu'ya doğru çekiliyor, öte yandan onları ezen iki merkezin baskısı altında -ama özellikle avrupa'nın tazyikiyle- reform yapmak zorunda kalıyorlardı. bu, söz konusu eltilerin anadolu halkına ve imparatorluğun henüz ayrılmamış arap unsurlarına karşı sertleşmelerine sebebiyet verdi.

1442 buçuktepe isyanından beri zaten yönetimin esasını teşkil eden 'devşirme bürokrasisi', padişaha ve osmanlı tebaasına karşı gardını almış vaziyette idi. son gelişmelerle bu iyice su yüzüne çıkmış oldu. bir yandan ellerinin altında yıkılmakta olan bir imparatorluk, diğer yandan osmanlı halkının bütün değer sistemlerini altüst eden reformlar yapma teşebbüsleri bu yönetici ekibi iyice halktan kopardı, tebaaya karşı acımasızlaştırdı. zamanla öyle bir noktaya gelindi ki, osmanlı yönetici eliti batı'dan dayak yiyor, sonra hemen dönüp acısını kendi tebaasından çıkarıyor. çöküş döneminde ittihatçıların, araplara attıkları dayağın psikolojik arka planında böyle bir travmanın etkisi var. özellikle cemal paşa'nın zulümleri hâlâ vicdanları sızlatmaya devam etmektedir. bu yüzden bugün de bizim iktidar elitimiz batı karşısında özür dileyici, mazeret üretici bir konumda bulunurken, arap ve doğu söz konusu olduğunda bir anda kibre kapılıyor, efelenmeye başlıyor. suud kralı'nın geçen haftaki ziyareti dolayısıyla kopan fırtınanın arka planında yakın tarihe ait böyle bir travmanın derin izleri var."

ali bulaç

`http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=615084`
1 /