arda yı görünce barış ı satan şerefsiz muhabir

dedim bak dedim yanlış adama çattın dedim dedim bak dedim yanlış adama çattın dedim
ben hayatımda böyle nankör, böyle kadir kıymet bilmeyen, böyle kapitalist zihniyete kendini kaptırmış pezevenk bir muhabir daha görmedim arkadaş.

barış özbek efendi efendi konuşuyordu maç hakkında. zor maç olduğunu, uefa'ya hala katılabileceklerini söylüyordu. tüm kameralar üstünde. muhabirler de pür dikkat onu dinliyor. fakat kenardan arda turan gözükünce bir anda "arda geldi ardaaaa ardaaaaa" diye böğürmeye başladı şerefsiz. kameralar kapandı. mikrofonlar önünden alındı. tüm suratlar barış'tan geri çevrildi. çocuk da neye uğradığını şaşırdı.

ilk oturduğumuz mahallede uğur diye bi arkadaşım vardı. bi de ali vardı. ali'yi pek sevmezdim. uğur'u daha çok severdim. uğurlar yazlığa gitti sonra, 1 ay falan dönmediler. ben de ali'ye kaldım. yediğim içtiğim ali'yle ayrı gitmez oldu. fakat sonra uğur döndü ve ben yine ali'yi siklememeye başladım. yine uğur'la oynar oldum. ali de pencereden bizi seyrederdi mazlum mazlum.

ve ben şimdi barış özbek'in suratında gördüm o ilk fırsatta satılan tırt fakat mazlum insan profilini. çok pişmanım ali. biliyorum çok geç artık ama anlayabilmem için bunların yaşanması gerekiyormuş.

ve sen pezevenk muhabir. hadi ben küçücük çocuktum o zamanlar. vefa gibi bir kavramın pek bilincinde değildim. peki sen niye böylesin? arda yokken barış vardı ulan. yapılır mı bu ona. ne yaptı o çocuk sana? ne yaptı sana da ilk fırsatta siktiri çektin çocuğa. hem de 70 milyonun önünde. ntv muhabiri olmuşsun ama adam olamamışsın. yazık.
tori tori
arda iyi çocuktur ama barış da iyidir. barışla konuşurken arda geldi, muhabir hemen sattı.

recep diye bir arkadaşım vardı, çok severdim. sonra gitti mustafa'yı sattım sonra. o da iyi çocuktu. ben çocuktum. muhabirin yaptığı ayıptı.
belki de bunların yaşanması gerekiyordu.