arif keskiner

klavyedekisakız klavyedekisakız
yakında kitabını imzalatmak vesilesiyle kendisini ziyaret etmeyi planladığım yazar. hatta o anlatsın ben dinleyim istiyorum cesaret edebilirsem.

kitabının baskısı olmadığı için gece uykumu kaçıran insandır ayrıca. sahaflar sağolsun oldukça yardım ettiler bana. şimdilik yine mi çiçek elimde diğer ikisini de azmedip bulacağım.
victor lazlo victor lazlo
çiçek bar’ı kuran ve işleten, nalbant hasan’ın oğlu arif keskiner,(1938) küçük yasta, taaaa... adana’nin osmaniye ilçesinden yola çıkmış. ekmek parasi kazanmaya istanbul’a gelmişti...
nalbant hasan’ın oğlunun hikayesi
çok kimse onu “komünist arif” diye bilir. öğrenci iken, kurulduğunu duyduğunda üye olmak için tip’in kapisini çalan arif, kurulu düzene isyanını şöyle anlatır:
“babam nalbant olmamı istiyordu. annemin baskısıyla beni ortaokula göndermeye mecbur kaldı. ortaokula başlayalı bir ay olmuştu. 29 ekim benim ortaokuldaki ilk bayramımdı. üstümde annemin ördüğü kazak okula gittim. avluda toplandık. müdür geldi. törenin yapılacağı cumhuriyet meydanı’na gitmeden önce sınıfları teftiş edecekti. tek tek bütün öğrencileri gözden geçirdi. beş çocuğu öne çıkardı. bunlardan biri bendim. utanmıyor musunuz bu kıyafetle bayrama katılmayaö defolun’ dedi. birer de tokat çaktı. kovdu bizi... o zamanlar ortaokulda 225 kisi önünde kıyafetsizlikten kovulmanın fukaralık ile zenginlik arasında basit bir mesele olduğunu düşünerek üzerinde fazla durmadım. özünde herkes çıplak doğuyordu. ama doğar doğmaz sınıfsal bir ayrım başlıyordu... o, alın yazısı oluyordu sanki... bunun bir yerde yanlışlığı olmalıydı...”
arif, istanbul’da hem çalıştı, hem okudu. yüksek tahsilini tamamladıktan sonra yayınevi müdürlüğü , türkiye’de ve isveç’te gazetecilik yaptı. sonra üç arkadaşı ile “ekta film” şirketini kurdu. kafasını, ülkeyi tanıtacak dökümanter film yapma işine takmiştı. bu iş yürümedi. trt için “bay alkolü takdimimdir” adlı diziyi çekti. diziden para kazandı. kazandığı para ile de 1984 yılında çiçek bar’i açtı.
taksim’den sıraselviler’e giden ana yolun arkasındaki billurcu sokak’ta bir binanin kapısında “sinema sevenler kulübü” diye bir levha vardır.. .. işte orası “çiçek bar” dır. “sinema sevenler kulübü” ile “çiçek bar” arasındaki ilişki ne? diye soracaksınız...
arif keskiner’in çiçek bar’ı her gelene açık bir bar değildi... arif keskiner’in gerçek sinema seven dostlarını biraraya getirmek için işlettiği bir yerdi. onun için buraya derneğin üyeleri ile onlarin misafirleri, dostları kabul edilirdi...

(çiçek gibi, doğan kitap, şubat 2002)