arzum

düzen ve kargaşa düzen ve kargaşa
aşık reyhani'ye ait bir türkü

"arzumun peşinde pervane oldum,
bezdim yine bulamadım arzumu.
eşsiz ceylan gibi çöllerde kaldım,
tezdim yine bulamadım arzumu.

nere gidem bu belalı baş ile,
dünya sele gider gözüm yaş ile,
aşk düğmesin tırnak ile diş ile,
çözdüm yine bulamadım arzumu.

reyhani'yim bulamadım yerimi,
her dertten örnek var aç defterimi,
aşk yüzünden, nesim gibi derimi,
yüzdüm yine bulamadım arzumu."
gestalt gestalt
endüstriyel tasarım konusunda vasatı aşamayan mutfak cihazları üreten markadır. aldığım bir adet kettle, suyu dökerken etrafa saçmakta olup, aldığım bir adet portakal sıkacağım ise posasını durmadan dışarı atmaktadır. bu ürünleri dizayn eden mühendislere sesleniyorum. ey sabah 8 akşam 6 insanları; işinizi iyi yapın. birşeyler ürettiyseniz, denemeden raflara koyup bizi de mal yerine koymayın.
(bkz: müşterinin sabrının taştığı an)

edit: lafım arzum mühendislerine değil. onlarda yurtdışından getiriyorlarmış. her kim dizayn ettiyse işte.
betterthanwords betterthanwords
''anneler gününde bizi alın laaaannn'' diye pöykürmeden de reklam yapılabileceğini göstermiş markadır..
'seni seviyorum deyin yeter'' demektedir..
ki doğru olan da budur..

ha reklam mıdır? reklamdır tabii ki de..
önemli olan pöykürmemesidir..!!
sbpsz sbpsz
arzum adlı güzel bir şiiri hatırlattı bana.

arzum
sana hediyeler sunmak isterdim sevgili
hint’ten çin’den maçin’den
akdeniz’in içinden
kıbrıs adasından
ümmü haram türbesinden
bir avuç toprak
denizlerin dibinden
i̇nci mercan
yüreğimden süzülen bir damlacık kan
senden kıymetli değil sevgili
sana armağandır can
sana hediyeler sunmak isterdim sevgili
kuds-i şeriften
dağ yamaçlarından
zeytin ağaçlarından
bir narin yaprak
bir incir
mezopotamya’nın bağrından iki gümüş hançer
i̇ki nehir
hasanı öldürmeyen bir tas zehir
sana hediye diye sunulmalı sevgili
kudüs gibi bir şehir

sana hediyeler sunmak isterdim sevgili
avrupa’dan
tuna boyundan

mayıs güzellerinin saçından
bir sarı papatya
gazilerin nurla yazdıkları bir destan
bosna yetimlerinin
kosova dullarının
gözlerinden bir damla gözyaşı
sevgili
bir urumeli türküsü sana olsun armağan
sana hediyeler sunmak isterdim sevgili
diyarıbekir’den endülüs’ten bağdat’tan
dicle kenarından
bir karpuz çekirdeği
elhamra’dan
bir yeşil çini
ve bir bağdat hurması
doldursaydı avuçlarımın içini
ne hoş olur sevgili
bulsa seni kırk ermişin saadeti
rabbimin hediyesidir şeytanın adaveti
sana hediyeler sunmak isterdim sevgili
atmosfer ötesi seyyarelerden
zühre yıldızından
zühal gezegeninden
zurah’tan
gök çarşılarından
arş u kürsi’den
levh-i mahfuzdan;
kaderini armağan diye
alıp getirseydim sevgili
sana gösterseydim
sana hediyeler sunmak isterdim sevgili
mekke’den mısır’dan i̇stanbul’dan
yaldızlı bir kur’an’dan
sure-i asr’dan
üç ayet üç pırlanta üç nur
sana yakışan armağan budur

mekke’de inmiş
mısır‘da okunmuş
i̇stanbul’da yazılmış

senin gibi bir nura sevgili
bir nur olur hediye ancak

mustafa tanrikulu
enişte enişte
ben hayatımda bu kadar dandik ürünlere sahip bir marka görmedim. aldığınız ürünleri kalitesiz görme durumunu geçtim, ürünler ana işlevini bile yerine getiremiyor. o kadar para verip almış bulunduğumuz elektrik süpürgesinin çekmesi gereken en normal objeyi bile yerinden oynatmamasının yanı sıra dijital sıfatıyla yemekleri normal zamanından iki kat sürede pişiren, sıcaklık arttıkça dijital ekranı kafayı yiyen fırının nasıl bir mühendisin ürünü olduğu konusu hayal gücümün sınırlarını zorlar.