asala

1 /
jineps jineps
agop agopyanın liderliğini üstlendiği lübnan beyrutta kurulan ve 1975 yılında yine beyrutta dünya kiliseler birliği bürosuna yaptığı bombalı saldırıyla ismini duyuran ermeni terör örgütüdür. hınçak partisi yanlısıdır ve marksist_leninist doğrultuda ilerleyerek bir ermeni devleti kurmak amacını güderler ve bu amaçla kuracakları ermeni devleti topraklarını içinde bulunduran türkiye'ye ve onun yanındaki bütün milletlere düşman olduklarını açıkça ifade ederler.işin ironik kısmı burdan sonra başlar zaten.bu örgüte şuanda katılmak istediğimiz ab'nin içinde yer alan fransa ve daha birçok ülkenin saman altından destek çıkıyo olması enteresandır. ayrıca ülkemizde bu terör örgütlerine marksist_leninist türk örgütleri de destek vermektedir.bu örgütlere katkılarından dolayı yunanistanı da azımsamamak lazım tabii.
iki ekmek bir malboro iki ekmek bir malboro
agop tarakçıyan ve agop agopyan tarafından 1975 te beyrut`ta kurulmuş ermeni terör örgütüdür. yankı uyandıran olayları orly ve esenboğa havalimanı baskınlarıdır. gizli harekatçılar ve abdullah çatlı örgütü ortadan kaldırmıştır.
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
soner yalçın'ın teşkilatın iki silahşörü adlı kitabında adı geçen terör örgütü.soner yalçın bay pipo'da olduğu gibi bu kitapta da nedense doğruluğuna çok güvendiği aydınlık dergisinden yararlanmış ve bazı yanlış varsayımlar ortaya atmıştır.örgütün orly havaalanı baskınında fransızları katledilmesiyle fransa'nın desteğini çektiği gayet açık ortadır ancak fransa,çökertilmesi için uğraşmamıştır. dönemin askeri yönetimi daha doğrusu devlet yönetimi(kenan evren) bu olayların karşılığı olarak cevap verilmesini istemiş ancak diplomasi ile bir yerlere varılamamıştır.sonrasında karşılık için devlet görevlileri ve askeri subayların gönderilmesi düşünülmüş ancak herhangi bir başarısızlık veya görevlilerin yakalanması diplomatik bir krize yol açacağından o zamanlar yurtdışında bulunan abdullah çatlı ve arkadaşlarına işler ihale edilmiştir.ilk eylemler gözdağı vermek amacı ile başlatılmış olup paris'te bulunan sözde soykırım anıtı ve asala radyosu havaya uçurulmuştur.türk diplomatlarının şehit cenazeleri artınca gözdağı vermekten vazgeçilmiş,doğrudan örgütün kilit noktasında yer alan kişilere paris,belçika,atina ve beyrut'ta suikastler düzenlenmiştir.avrupa devletlerinden desteği azalan ve yöneticileri öldürülen örgüt de dağılma sürecini girmiş ve yokedilmiştir.
turgon turgon
"armenian secret army for the liberation of armenia" nın kısaltılmış halidir, günümüz itibariyle kapısında el pençe divan durduğumuz avrupa birliği üyesi dostlarımız(!) tarafından el altından desteklenmiş, 1975-1983 yılları arasında onlarca türk büyükelçisi, konsolosunun ve masum aile bireylerinin öldürülmesi olaylarını gerçekleştirmiş "katil" bir örgüttür. gönül tabi ki 9 mart 1983'te belgrad büyükelçimiz galip balkar asala tarafından katledildiğinde, avrupalı dostlarımızın "hepimiz türk'üz, hepimiz galip'iz" diyerek slogan atmalarını istemiştir, en azından bize karşı samimiyetlerini ispatlamış olurlardı.

ne hikmetse asala'nın 1983 yılında çökertilmesinden kısa bir süre sonra, pkk eylemlerine başlamıştır...
freyjaa freyjaa
kendilerini "ermeni ulusal kurtuluş ordusu" olarak nitelendiren ve bayrağında ulaşmak istedikleri ermenistan'ın haritasının olduğu örgüt. 70 ve 80'lerde ki sağ-sol çatışmasından yararlanarak, "hazır ülke bölünmüşken birazda biz bölelim" diye yola çıktılar. tıpkı aynı dönemde aynı şekilde yola çıkan abdullah öcalan ve pkk gibi..
aquila aquila
türkiye ile ermenistan arasında imzalanan protokollerin ardından ermeni halkının üçüncü mücadele döneminin başladığını duyuran terör örgütüdür.
minik sizofren panda minik sizofren panda
yayınladıkları bildiri ile türkiye'nin doğusundaki toprakların ermenilere kazandırılması ve soykırımın tanınması yönündeki mücadelelerin devam etmesini isteyen, ermeni terör örgütü.

----spoiler----
"batı ermenistan ın kurtarılmasına yönelik mücadele 35 yıl önce somut faaliyet aşamasına geçti. 1975 yılında yeni mücadele dönemini başlattık ve laftan işe geçtik. beklenmeyen, sert ve güçlü saldırılar karşısında türk devleti paniğe kapıldı ve ermenileri gözardı etme politikasıtekrar şekillendirmek zorunda kaldı.
katledilen halkın çocukları, türkiye ile güç diliyle konuşmaya başladı. böylece tüm dünya kamuoyu ermeni halkının halen yaşadığına ve hakkını talep ettiğine tanık oldu.

kaybolan 60 yılı geri götüremeyeceklerini anlayan genç ermeniler halkı olumlu bir geleceğe götüreceklerine inandıkları için ölmeyi ve cezaevlerinde yıllarını geçirmeyi kabullendi. ancak diaspora ve karabağ’da tanık olduğumuz şiddet olayları ermenilerin yaşadıkları realiteye bir tepkiydi. çünkü barış misyonlarının sonuç vermediğini gören bir halk, şiddete başvurmak zorundaydı.

ermenistan ve ermeni diasporasının tutum ve bakış açıları yaklaşmalıdır. nüfuzu türkiye’deki bir büyük kent kadar küçük olan bir ermenistan devleti de kaliteli ve modern bir yapıya kavuşmalıdır. böylece genç diaspora kuşaklarında ermenistan a sadakat duygusu pekişebilir.
oysa ermenistan’daki diaspora görüşlerini dikkate almadan gerçekleşen her türlü siyasi değişim, çeşitli ülkelerle yaşayan ermenilerin vatana bağlılık duygusuna zarar verecek."
asala: türkiye önünde sonunda dağılacak eri̇van - 47 türk diplomatı katleden ermeni terör örgütü asala, 1915 olaylarının 95. ve örgütün 35. kuruluş yıldönümü nedeniyle ermeni ajanslar ara... ntvmsnbc
----spoiler----
marantz marantz
konusunda ve gerçeğinde türk yapımcılar tarafından neden filme dökülmediğini hep düşündüğüm bahsi geçen olayları yapan ezik örgüt

(bkz: munich )
badschussenried badschussenried
bittiğini düşünmediğim. am erikadaki ermeni lobilerin ermeni gençlerine silahlı eğitim vermelerinin nedeninin de türkiye olduğunu. beni böyle düşünmeye iten sebepdir
kıkırdak kıkırdak
şerefsiz ermenilerin kurduğu,bir çok diplomatımızı şehit eden,abdullah çatlının(hayranı falan değilim sadece gerçek) elebaşını geberttiği ermeni örgütü.pkk nın bunun devamı olduğu söylenir ki pkklıların kökenleriş bunu doğrular.
puxa vida puxa vida
kara propagandadan rekor düzeyde etkilenmiş örgüt:

"öncelikle belirtmeliyim ki; hiç bir halk diğerinden ne üstün ne de aşağıdadır, yeryüzünün bütün halkları sınıflı toplumlarla birlikte egemen sınıfların sömürü ve baskısı altında nice acıları çeşitli biçimlerde yaşamışlar ve yaşamaya devam ediyorlar. ancak bu yazıma konu olan zohrab'dan ötürü ermeni halkına iltimas geçeceğimi de baştan belirteyim,kendini türk olarak kabul eden bir ailenin çocuğu olarak.
bu yazıyı yazarken karşımda zohrab'ın bir fotoğrafı var; demli çayların biri gidiyor biri geliyor, sigaraların ise biri sönüp diğeri yanıyor, yani sohbetteyiz zohrab ile...
aslında o'nun hakkında çok şey bilmiyorum. hakkında bildiğim, 7 ağustos 1982 günü ankara esenboğa havaalanı'nda geçen ömrünün son dakikalarına ilişkin sarkis hatspanian adlı bir ermeni yazarın bir web sitesinde yazdığı bir kaç paragrafta anlatılanlardır sadece.
bu yazıyı okuyan o'nu tanıyanlar olursa eğer; kimbilir o'nun hakkında daha çok şey öğrenmeme de yardımcı olurlar belki... ama o'nun hayatının sadece son saatleri hakkında öğrendiklerim benim açımdan yeterlidir.
ve zohrab'ın 7 ağustos 1982 günü yaşamının son saatlerine sığdırdığı kahramanlık hikayesi, koca ermeni halkını tanımamız için de yeterlidir bence.

ermeni halkına karşı yeminli düşmanlık eden faşistlere anlatmak istediğim hiçbir şey yoktur bu yazıda... bu yazıda seslenmek istediklerim başta ben olmak üzere bu ülkede sosyalizm adına mücadele yürütüp, ermeni halkına yönelik yapılanları kimi zaman samimi, kimi zaman 'laf olsun' diye eleştiren, kimi zaman ise hiç sesini çıkarmayan örgüt, kurum ve insanlardır; onların vi̇cdanlarıdır...

anadolu sosyalist tarihini yazarken ''jön-türkler''le başlattık, mustafa suphi ile devam ettirdik, osmanlı'nın son dönemlerindeki sosyalist örgütlenmelerden hiç bahsetmedik; ermeni idiler, rum'dular kurucu ve önderleri. nedense biz sosyalistler de sosyalizmin anadolu tarihi'ni yazarken bir ayrımcılık yaptık. kimileri buna itiraz edecek, ima ettiğim örgütlenmelerin sosyalist değil, ''ulusal'' nitelikli olduğunu iddia edeceklerdir biliyorum. hatta ulusal sözcüğünün ötesine geçip, ırkçı milliyetçi sözcüklerini kullanacaklardır belki de...
1915 soykırımı'na dair de anadolu sosyalist hareketi'nin çekingen bir tavır içinde olduğunu da söylemeliyim...
ama amacım bunu da tartışmak değil, daha yakın bir tarihe damgasını vuran bir örgütlenmeye ilişkin anadolu'daki sosyalistlerin tavrına değinmektir.

zohrab ismi birçok insana tanıdık gelmeyecektir biliyorum. bu nedenle asala adından bahsederek başlayayım; hoş asala'nın da özellikle orta yaş altındaki insanlarca tanıdık olmadığını biliyorum.
asala, yani ''ermenistan'ın kurtuluşu için ermeni gizli ordusu'' adlı örgüt 1975-85 yılları arasında yaptığı silahlı eylemleriyle ermeni sorunu'nu dünya kamuoyunun gündemine sokmuş ve özellikle 1915 yılında yapılan ermeni soykırımı'nı reddeden türkiye cumhuriyeti'ni uluslararası kamuoyunca baskı altına alınmasını sağlamıştır. (bu noktada çeşitli emperyalist devletlerin parlamentolarında soykırımı kabul eden kimi yasaların çıkarılmasından yola çıkarak aslında bu işin arkasında emperyalist güçlerin olduğunu iddia edenlerin bu safsatalarının tam aksine, bahsi geçen bu emperyalist ülkelerdeki aydın, devrimci güçlerin ve halkın etkisiyle bu parlamentolarda bu kararlar alınabilmiştir.)

asala adı anadolu'daki egemenlerce en basitinden ''eli kanlı ermeni terör örgütü'' olarak anılır. asala'yı kimse ama hiç kimse savunmaya dahi cesaret edemez.
birincisi ermeni'dir, ikincisi silahlı mücadeleyi temel alan bir örgütlenmedir.

egemen sınıfların kendilerine yönelik hangi nitelikte ve güçte olursa olsun aldığı tavır her zaman aynıdır. kendisine karşı çıkanlar, dış güçlerce yönlendirilirler, teröristtirler, düşünceleri yoktur, masum insanlara zarar verirler vb...
aslında anadolu'daki sosyalist, devrimci örgütler de egemenlerce benzer tanımlara maruzdurlar. ve bu nedenle de asala'nın yanında en çok onlar yeralmalı iken, adeta böyle bir örgüt hiç olmamış gibi davranmayı tercih etmişlerdir.

cumhuriyetle beraber kaç nesil ermeni ve rum halkına karşı çocukluğumuzdan başlayarak tüm hücrelerimizle düşmanlıkla büyütüldük.
sosyalistler olarak egemen sınıf iktidarlarına karşı hem de azımsanmayacak derecede mücadeleler örgütleyip, bedeller ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. ama ''dünyadaki temel çelişki egemen sınıflarla emekçi sınıflar arasındadır'' deyip, diğer çelişkileri görmezden gelmek, önemsememek, geçiştirmek; ulusal sorunları yeterince ciddiye almamak bize pahalıya patlayacaktır... ulusal sorunların olduğu ulusların bir yanını o ulusların egemen sınıfları oluşturuyor olsa bile büyük bir yanını da o ulusların emekçi sınıfları oluşturmaktadır.

7 ağustos 1982'de ankara'da bir kahramanlık destanı yazılmıştır.

7 ağustos 1982'de ankara esenboğa havaalanında yaşananlar adı "devlet güvenlik güçleri" olanların 3, trt tarafından olay yerine ulaşan 2 ayrı gazeteci ekibinin 2 kamerası, yani toplam 5 kamerayla baştan başa filme alınmış olunmasına rağmen o güne dair türkiye kamuoyu yaşanan gerçekleri hiç öğrenememiş, daha doğrusu geniş kamuoyunun yaşananları öğrenmesi istenmemiştir. o kayıtlar halen trt'nin ve devletin arşivinde mevcuttur; kimbilir birgün bu kayıtlar belki de birilerince yayınlanacaktır...

sosyalistlerin, devrimcilerin o gün yaşananlara dair, olan biteni bilmemek gibi bir mazeretleri olamaz. biliriz ki faşizme karşı yiğitçe savaşan nice devrimcinin direnişi, egemenlerce karalanmış, yalan yanlış bilgilerle kamuoyuna yansıtılmaya çalışılmış ve direnişin etkisi yok edilmek istenmiştir. bu, kızıldere'den, denizlerin idamından, i̇brahim kaypakkaya'nın parça parça kesilip katledilmesinden bugüne yaşanan her direnişte yaşanmış gerçeklerdir.
o güne dair de, yani 7 ağustos 1982'e dair de egemenlerin kamuoyuna verdikleri mesajlar gazete manşetlerine böyle yansımıştır:
''kahpece saldırı'', '' ankara'da asala katliamı, halka ateş açan ermeni teröristler katliam yaptı'' ''ve köpeğin sonu!..''

faşist 12 eylül cuntasının başbakanı bülent ulusu'ya yönelik askeri bir eylemin yaşanan bir aksilik sonucu başarılamamasının ardından, asala savaşçıları, hiç tanımadıkları havaalanında uçak pistine giden yönü aramaya çalışırlarken, birinin havaalanı güvenlik görevlilerince, omuzladığı içi silah dolu ağır çantasının şüphe uyandırması üzerine kontrole tabi tutulmak istendiğini gören diğer arkadaşının silahını çekip havaya ateşlemesiyle, yakınlarındaki yolcu salonuna doğru koşup kalabalığa karışırlar . bulundukları salonun iki girişine yakın durup olası saldırıya karşı mevzilenebilmek için de birbirlerinden ayrılmak zorunda kalırlar.
i̇şte kahramanlık hikayesi burada yaşanır zohrab sarki̇syan'ın...

orada yaralı olarak yakalanıp daha sonra 12 eylül cuntası tarafından idam edilecek olan levon ekmekçi yan'ın üyesi olduğu tugayın sorumlu komutanı zohrab sarki̇syan (türkçe ve kürtçeyi çok iyi bilen bir marksisttir) yolcu salonunda bulunan yüzlerce insana şöyle seslenir:
"biz sizin asala olarak duyduğunuz ermenistan'ın kurtuluşu için ermeni gizli ordusu'nun neferleriyiz. politik amaçlı askeri bir eylemde bulunmak için ankara'da bulunuyoruz ve az sonra burayı kuşatma altına alarak, kan gölüne çevirmeye hazırlanan asker ve polis güçleriyle son kurşunumuza kadar çarpışarak şehit olmaya adayız. ancak, hükümetleriniz tarafından size sunulduğu gibi gözü dönmüş caniler olmadığımızı bilmenizi istiyoruz. biz, memleketi işgal altında bulunan bir halkın çocuklarıyız ve hedefimiz sadece türk devletini temsil eden odaklara düzenlediğimiz saldırılarla, dünya ve insanlığın çığlığımızı duymasını istiyoruz. batı ermenistan'ı işgal eden türk devleti düşmanımızdır, ama bu topraklarda yaşayan halklara karşı kesinlikle kin gütmüyoruz. şu an, yanımızda burayı patlatıp, yok etmeye yetecek kadar cephane olduğu halde, masum halktan tek bir insana dahi zarar gelmesini istemediğimizin şahidi olacaksınız. sizleri rehin alarak buradan özgürce uzaklaşmak için pazarlık malzemesi yapmayı bile düşünmediğimiz halde, canlarınızın vatandaşı olduğunuz devlet tarafından hiçbir kıymete değer bulunmadığını birazdan anlayacaksınız. o nedenle de burayı acilen terk edin ki kör kurşuna kurban giderek, devletinizin asala hakkında anlattığı yalanlara alet edilmeyesiniz. biz askeriz ve sadece askere karşı dövüşmeyi biliriz"

tam da zohrab'ın dediği gibi olur her şey. o ve yoldaşı masum insanları korumak için hem orada bulunan halktan insanlara hem devletin katillerine uyarı yapmalarına rağmen, hedef gözetmeksizin kurşun yağdıran cuntanın ölüm mangaları halktan 8 kişinin ölümüne
72'sinin yaralanmasına sebep olup, bunu asala'nın yaptığını iddia edecektir. zohrab ise teslim olmayı bir an bile aklından geçirmeden direnerek ölümsüzleşecektir. zohrab'ın silahlarından çıkan kurşunlardan ölen iki kişi de özel eğitimli kontrgerilla elemanlarıdır.

ne acıdır ki yaşanan bu direniş hiç bir sosyalist kaynakda yeralmamıştır anadolu'da...
böylesi cüretli eylemlere ve direnişlere hiç de yabancı olmayan anadolu sosyalistlerinin bu konudaki sessizliğinin mutlaka bir yanıtı olmalıdır. ve gecikmiş de olsak bu onurlu direnişi selamlamalıyız...

ben bu onurlu direnişi gecikmiş olarak da olsa saygıyla selamlıyorum...
selam olsun 12 eylül cuntasına karşı savaşanlara!..
selam olsun faşizme karşı mücadelede toprağa düşenlere!..
ve selam olsun kardeşi̇m zohrab sarki syan'in onurlu di̇reni̇şi̇ne!...

tamer çilingir"
davut de souza davut de souza
zamanında türkiye'nin pek çok konsolosluk görevlisine saldırılar düzenlemiş ve saldırıya uğrayan bu görevlilerin tamamına yakını ölmüştü.saldırıları çoğunlukla devletin kurumlarına(özellikle konsolosluklara)yönelik olsa da bazı saldırılarında sivil vatandaşlarda ölmüştü.
renas aö renas aö
7 ağustos 82'deki esenboğa havalimanı saldırısına kadar pek sivillere saldırmamamış ve türkiye'nin üst kademe bürokratlarından bir çoğunu öldürmüştür .

o havalimanı saldırısı zaten sonları oldu sanırım; sonra dağıldılar.
1 /