aşık olmak

derune
sanırım bir sarhoşluk hâli. sustukça içrede büyümesi koskoca bir sevginin. eğer gerçekten vuku buldu ise bu; susmayı, yerinizde durmayı kendinize yakıştıramamak. evin içinde bir aşağı bir yukarı koşma isteği gelmesi... imkân olsa da şöyle çığlık atabilsem de boşaltsam içimi dışıma demek. çığlık atsam şöyle bir, apartmandakiler bir şey oldu zannederler de başıma iş açarlar mı ki? diye düşünmek ve vazgeçmek. boğaz patlayana kadar şarkı söylemek. sürekli ama sürekli gülmek, gülümsemek. okulun, ödevlerin, sonu ss ile biten tüm genel sınavların durması... bir göz kararması ki anne babayı rafa kaldırır. bir göz kararması ki ağbiyi ablayı tahttan kaldırır. kendinizden çıktığınız yolda vardığınız bir nokta ki, ben bir gülün dibine düştüm, diye ağlatır. o ûdunun tellerini şakıtırken, muhabbetiniz karnınızı ağrıtır. öpülür o mızrap tutan eller... öpülür de başa koyulur, yanaklara gözlere sürülür. rüyaları değil duaları süsler. kocam, akıl hocam, erim ve refîkim ile biten cümlelerin başlangıç yeri burası olur.

o değil de çok güzel diyor murat kekilli reis:

''salını da salını da düştün içime,
hadi çıkar çıkarabilirsen''

işte öyle bir hâl. derman bırakmaz.
bu başlıktaki 1624 giriyi daha gör