aşık olmak istemiyorum

1 /
anosias anosias
özellikle daha önce aşkta hiç mutlu olamamış veya yakaladığı mutluluğu çabuk kaybetmiş kişilerin başına bolca sarf ettiği sözdür bu. aşkın getirdiği cennette değil, daha çok aşkın cehenneminde yaşamış insanlardır bunlar. yıllar boyu ya bir hayale aşık kalmışlardır ya da çok üzmüştür eski sevgilileri bunları. o kadar çok acı çekmişlerdir ki artık aşktan, aşık olmaktan, kendisine birinin aşık olmasından korkarlar. bu bir çeşit savunma mekanizmasıdır aslında, daha fazla yara almamak için kişinin bilinçsiz olarak oluşturduğu. kendini karşı cinsten, sırf aşık olurum veya bana aşık olursa ne yaparım diye çeker bu tip insanlar. bu yüzden bazen gerçekten mutlu olabilme şansları varken fark edemezler neler kaçırdıklarını. ama ne yazık ki bu istekleri bir gün kırılır ve kendilerini tekrar aşık olarak bulurlar bilinçsiz bir şekilde o karşılarındaki insana. o zaman pek fark edemezler istemedikleri şeyin başlarına geldiğini çünkü aşkın sinyalleri yoktur; pat diye bir anda da gelebilir, çok çok uzun zamandan sonra da, insan hazırlıksız yakalanır. karşısındakinin ilgisinden alakasından memnunken birden dank eder kafasına, ayılır, ne yaptığını fark eder. o zaman iki seçenekleri vardır: ya kendini karşısındakinden tamamen soyutlayacak yolun başında ortamdan uzaklaşacaktır ya da bir kere daha kendini ateş çemberine atıp aşkın tüm getireceklerine göğüs gerecektir; sonu gelene kadar yaşayacak, gülecek, ağlayacak, ayrılacak, mutsuz olacaktır.
azureel azureel
kötümser bir bakış açısı:
nedir ki aşk, zarardan başka. bu güne kadar hangi insan fayda görebilmiş aşktan. kim ki bazı özelliklerinden feragat (sondaki ek1'e bakınız) etmeden yaşayabilmiş aşkını.
bunlar belki de temel ögeler aşk'tan kaçmayı açıklayan

iyi de niye kaçar insan aşktan ben hala anlamadım. galiba aşık olma süreci nasıl acaba bunu incelemek lazım önce. ne tür olaylar, nasıl büyüklükte bir acı çektirir ki insana; bu sözü söyletebilecek nefret doğar insanın ta içinden.
-
5 dakika ara : içinden mi söylüyor kişi : "aşık olmak istemiyorum!" diye, kalbinden ?
yoksa sadece dili mi söylüyor? mantığı ondan böyle söylemesini istediği için söylüyor olabilir mi? mantık denilen mekanizma zaten hep mantıksız işler yapmıştır.
-
maddelemeye çalışalım, gereksiz faidesiz de olsa. aşık olmak insanın hayatına ne gibi olumsuzluklar getirir.

·etkilenmenin sıcaklığını hissederken derinden, sürekli;
boş bulunmuş birden, kapılmış iyiden iyiye, alev almış. teslimiyet galiba bu aşama, aşkın tepe noktası. izin vermek her şeye, seven insandan zarar gelmez, insan sevdiğini üzecek bir şey yapamaz. bizi sevdiğimiz şeyler yoğurup biçimlendirir hem, buna müsaade etmeliyiz.
iyi de ne ki aşk, teslim olduk diyelim, ya sonra. ilk izlenim; tamamen pembe bir dünya.
nedense saçma sapan bir cesaret geliyor aşkta. her şeye, sevdalı ile birlikte dayanılabilir düşüncesi hakim oluyor.
korkusuzluk, gözü karalık, biraz da karanlık, ama genel olarak delilik.
özet: kim akıl sağlığından olmayı ister ki.

·sürekli bir bağımlılık hissi;
nedenli nedensiz, sevgiliyi özlemek
durup durup şiir yazma denemeleri, kafadaki yâr hayallerine göndermeler yapıp kara kalem soyut şeyler çiziktirmeler. düşünceleri 1 kişiden ayıramamak, ne olursa olsun o anki iş, işi bırakıp hayallere dalmak.
özet: kim akıl sağlığından olmayı ister ki

·ebleh görünüm;
konsantrasyon eksikliğine bağlı olarak, motivasyon bozukluğu. sevdalıyı düşünmekle geçen uykusuz gecelerin çocuğu pörtlek gözler ve baygın bakışlar, sürekli dalgınlık, açık unutlan ağızdan salyaların damlaması potansiyeli, söylenenleri dinlememe, dinlenen şeyleri anlamama sendromları.
özet: kim akıl sağlığından olmayı ister ki

·aşkın ardından gelenler;
bitmeyen bunalımlar, sonsuz karanlık hissi sanki. sevgilinin güzel hatıraları akla geldiğinde; sonu gelmeyen dehlizlerde kaybolmuş, çırılçıplak koşan, üşümüş bir çocuğun kalbi gibi çarpan bir kalp. yarı depresif hâl, uyku bozukluğu. tabii ki geçici çözümler üretmeden olmaz : alkol bir de.
özet: kim akıl sağlığından olmayı ister ki.

o kadar da mantıksız değil miş bu aşk denilen çiçekten kaçmak, bulaşıcı hastalık ne de olsa.

ek1 : sizi siz yapan şeyin değerini her zaman bilin, çünkü o giderse siz esneyen bir insandan ibaret kalırsınız.

sonsöz : bile bile niye herkes aşık olmak ister? galiba bir sebebi var.
mutluluğu tatmanın tek yolu onu paylaşmaktır; çünkü mutluluk ikiz doğar.
geçmişteki hatalar ve üzüntüler geçmişte kalsın bırak. mevlana celaleddin i rumi'nin de dediği gibi
"dünle beraber gitti düne ait ne varsa,
bugün yeni şeyler söylemek gerek."
stocky2001 stocky2001
ben hayattan zevk almasını da bilmiyorum, ruhsuzum modumdakilerle, 18 yaşındayım, sorunluyum, ailemle kavga ettim tipindekilerin sözleriden biri daha
marla singer marla singer
bir kere gerçek aşkı ve bunun acısını yaşamış, yıpranmış, tükenmiş bir insanın, ikincisinde artık dayanamayacağının, yok olacağının farkında olmasından dolayı, aklının bir kısmında sürekli yazılı tuttuğu cümle. (icabında 30 yaşındada bir çocuk evlat edinirim, beraber yaşar gideriz modu.)
troke troke
her daim serzenebilirsiniz böyle.artık kaderemidir yoksa kendi kalbinizemidir bilinmez. aşık olmak istemiyorum a.k bi daha dersiniz. her defasında tekrarlarsınız aynı şeyi, kısır döngü misalidir. takılır kalırsınız bir yerinde. karşılıksız aşktır çoğu zaman sizi isyana getiren. acı çekmek artık geleneksel bir hal almıştır.

aşık olursunuz, acı çekersiniz, seversiniz ama karşılık göremezsiniz,üzülürsünüz, ağarsınız, çabalarsınız, çırpnırsınız, vazgeçersiniz, bakarsınız yine aynı yerdesiniz, isyan edersiniz, söz veririsiniz bir daha aşık olmayacağınıza ama bir bakarsınız atmışsınız kendinizi başka bir aşkın acı dolu kollarına...
meln meln
sebebi benmişim meğer
baksana yolun ortası şimdi
öyle ya da böyle

adını ne koydun bensiz geçen günlerin
tadını nasıl unuttun ?
ya sayısını ?

yeminim vardı ya senden önce
sen bilirdin
şimdi bak
yine aynı herşey
kaldığı gibi
bizsiz

sigara
kahve
kara
hepsi hepsi birdi sen için
ama olmadı ki
bitiverdi en yeşeresi yerinde

evet doğru
şimdi onbeş dakikada neler yaşıyorum
şimdi onbeş dakikada seni seviyorum
onbeş dakikada özlüyorum
onbeş dakikada ağlıyorum
onbeş dakikada susuyorum
onbeş dakikada
hepsi onbeş dakikada
onbeş dakikada

neyine güvenip çıkar yürek
ortasında şimdi yolun
ve çok zor günler*
al geldi işte bak
ben aşık olmak istemiyorum
onbeş dakikada
sana olduydum ya
istemiyorum

ona buna değil
sana
onbeş dakikada sana
tekrar
tekrar sana aşık olmak istemiyorum
ben unuttum seni
hepsi hepsi onbeş dakikada

gitmesini bildik
durmasını öğrendik onbeş dakikada
unutması
o kaç dakika ?

(bkz: eski sevgiliye yazılıp gönderilmeyen mektuplar)
itaki itaki
bir söz değil, bir semptomdur. aşık olmaya başlayan bünyelerde rastlanan bir çibandır ki, haykırıldıkça kaşınır, kaşındıkça azdırılır.
shotcrete shotcrete
birine yavaş yavaş aşık olmaya başlamış olan organizmanın bu duyguyu kabullenemeyip bastırma isteğidir.. daha önce benzer durumlardan ağzı yanmış olan bireylerde sıkça rastlanan bir vak'a olmasına karşın istediğini elde eden görülmemiştir.. kişinin tek umudu aşkına karşılık almasıdır.. bu durumda kişi acı çekmekten kurtulduğunu sansa da yanıldığı tecrübeyle sabittir..sadece ertelemiş olacaktır.. gün gelip araya ayrılık girdiğinde ilişkinin süresine bağlı olarak aynı acı faizi ile çekilir..
huma huma
aşık olmak istemiyorum demek, sigarayı bırakıyorum demekle birdir insan için. yapabilen azdır, ve yapan aptaldır.
1 /