aşırılığın peygamberleri

absurdino absurdino
allan megill'in nietzsche,heidegger,foucault,derrida üstüne kaleme aldığı kitap.megill'in ana tezi,derrida dışındaki diğer 3 düşünürün kant'çı çizgiler içinde kaldığıdır.kitap,bilim ve sanat yayınları tarafından çevrilmiştir.
kağıt kesiği kağıt kesiği
altı çizilerek okunan referans kitaplardandır, çağdaş edebiyat kuramları üzerine çalışan birinin göz atmasının faydalı olacağını düşünmekteyim.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
felsefenin aşkınlık yönü ele alınarak, bu tarzın son temsilcileri olan nietzsche, heidegger, foucault ve derrida ile hem kriz, estetik kavramlarına yaklaşımları, etkileri hem de düşünürlerin birbirilerinden ne denli etkilendiklerini ele almış yazar megill.

foucault ve derrida'nın nietzsche'den etkilendikleri konular ve nietzsche'ye kadar gelen süreç içinde aşkın olmayan felsefeyi temsil eden isimlerin salt akıl ile elde edilen bilgi ve gerçeklere dayalı felsefelerine karşı çıkışları noktasında oldukça isabetli, bu noktada heidegger'i de katabiliriz, ancak heidegger'in felsefeye aşkınlık katmak yerine mevcut batı medeniyetini olumlayan politik, dini ve felsefi tavrı onun varoluşçuluk noktasında tezlerini de boşa çıkarmakta ve aşkınlığını yitirmesine neden olmaktaydı. ancak yazar heidegger'i de aşkın felsefeciler arasında göstermiş, heidegger yerine spinoza tercih edilerek gerçekçi bir aşırılık* ortaya konabilirdi. bu noktada kitabı pek dolu bulmadığımı söylemem gerek.

aşkınlık felsefesinin doğası krizdir. çünkü düzeni yıkar, sistematize edileni bozar, kuralları çürütür. bu yıkıcılığının yanında yenisini ve daha iyisini kurar. böylece düşünsel bir devrimin, dönüşümün mimarı olur. kendisinden sonra gelen asla kendisinden önceki gibi kalamayacaktır. dolayısıyla bugün postmodernist düşünce, sanat ve felsefe denildiğinde bunu ortaya çıkaranlar bu isimler olmuştur, felsefede kriz ortaya çıkardıkları için.

yapısökümcü düşünce tarzının ortaya çıkarak postmodenist felsefe, sanat ve kültüre etki etmesi tam da bu nedenle yaşanmış, foucault ve derrida bu tarzın doğal öncüleri olmuşlardır.

kitap, insanlık tarihine, bu değerli isimlerin vermiş oldukları katkıyı görmek açısında oldukça güzel. ancak bir çok ufak tefek eksiklikler de var. yine de okunması önemli kitaplardan diyebilirim.
polia polia
günümüzün postmodern aşırılar peygamberini hepimiz biliyoruz sanırım; koskoca püripak sarayında halkı sefalet içinde iken, kendisi mutlu mesut yaşayan en malumundan.