askerlik

46 /
gibigibi gibigibi
askeri hastanede son bulan maceram. multipl skleroz teşhisim oradaki tabip albayın da hocası olan doktor tarafından koyulduğu için hemen kurula sevk edildim. yüksek doz kortizondan çürüyen kalça kemikleri de vardı. elde baston girdim kurula. zaten sopayla ittiler beni askerden. gerçi haklılar, askere alınsam benle mi uğraşacaklar, mesaisi olurum 1-2 kişinin sadece.

ara sıra milletin anılarına başlar gibi yapıyorum kahvede orada burada. "abi tabur komutanı geldi, şöyle yaptım", "bir kere alaydayım" falan gibi. anım yok askerlik napiyim amk.
hödük hödük
bugün itibarıyla saydığım ayları bitirdiğim zorunlu "askeri personele hizmet" işi. bir yıl önce bugün eğitim birliğinde uzun bir gün ve uykusuz bir geceyle başlayan, öncesini ve sonrasını büyük oranda hatırlamakta güçlük çektiğim ve son 6 sene içerisinde bana yaşadığım en büyük psikolojik güçlükleri yaşatan eğitim birliğindeki sürece apayrı bir parantez açmam gerek.

birçok şeyin üstesinden nasıl gelebileceğimi çözdüğüme inanarak ve en kötüsünü düşünerek gittiğim eğitim birliğinde beklediğimden on kat daha kötü, anlatılmakla asla anlaşılamayacak bir ortamda, insan olduğumu unutmak seviyesine geldiğim bir aylık bir süre geçirdim. ve ayrılırken aklımdan geçen tek şey "ya 70 gün olsaydı, ya 6 ay olsaydı" şeklinde düşüncelerle ne kadar şanslı olduğumdu. herkesin askerlik hatırası olarak anlattığı şeyleri asla bir hatıra olarak değil, kötü birer tecrübe olarak anlattığım ve içeriden tek bir hatıra fotoğrafımın olmasını istemediğim bir evreydi.

eğitim birliğinden sonra 11 aylık rütbeli personel olarak görev yaptığım kısım başladı. yaptığım iş gereği nispeten rahat olmakla, mecburen saygı duyulmakla ve iyi amirlere rast gelmekle beraber kalan süreçte her daim askeri ciddiyet ve emir komuta altında olduğunun bilincinde olduğun, mesai içinde veya dışındaki sosyal hayatında sürekli istim üstünde olduğun bir iş hayatında ne kadar rahat ve huzurlu olunabilirse o kadar rahat ve huzurlu olabildim. her ne kadar gün saymasam da, sivil hayatımda yaşadığım şehirde görev yapsam da, kazancım iyileşse de, akşam evime gitsem de ayları saydığım ve bitmesini -altın kafesteki kuş misali- büyük bir istekle beklediğim bir süreç oldu. sonunda bittiğinde ise hissettiğim rahatlığı tarif edebilmem imkansız. özgürlüğü kazanma hissini uzun zaman sonra tekrar hissetmeme sebep oldu bu bitiş.

hayattaki her şeyi birer tecrübe olarak gören, bundan çıkarılacak dersler olduğuna inanan biri olarak bu süreçten çıkaracağım belli başlı şeyler elbette var. ancak lüzumu var mı tartışılır... elbette askerlik her şekilde yapılıyor, ülke vatandaşı her erkeğin üzerine sorumluluk olarak yüklenmiş vaziyette. ama bu tecrübeye önceden sahip olsam ve maddi gücüm olsa kesinlikle bir aylık bedelli uygulamasının parasını ödeyip öyle yapardım. öncesinde büyük bir saçmalık olarak görünüyordu tabii ki, maaşla askerlik yapmak varken üstüne para verip 1 ay askere gitmek mantıklı değildi. ama bugün kesinlikle çok mantıklı.

umarım en kısa zamanda ülke insanının çalışma ve sosyal hayatına etkisi kalmayacak şekilde düzenlenir ve bu tip tecrübeler yaşamak zorunda kalmaz kimse. gene de eşeği kaybettirilip buldurulan biri olarak bugün çok mutluyum. herkese benden çay!
7
noise noise
2007 senesinin adıma güzel geçtiği zaman dilimi. yazmakla bitmez ama çok şanslıymışım herhalde gayet süper geçti zaman.
bu arada dönünce full metal jacket indirip izlemiştim rapidshare' den 6 part. hala izler o dönemi anımsarım. ayrıca askerdeyken çarşı izninde empire adlı sinema dergisinin verdiği lost highway dvdsini almıştım, en sevdiğim filmlerden.
46 /