aşkı susarak anlatmak

1 /
mercury mercury
güneş altında söylenmedik söz yokmuş,
bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi...
ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz,
bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde.
hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik,
bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde.
duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyorum,
susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....

dizeleriyle anlatılmıştır.

(bkz: aziz nesin)
gelmir tasartir gelmir tasartir
ifadenin en kuvvetli olduğu eylem biçimidir susmak.
aşkı susarak anlatmaksa suskunluk kadar güçlü bir eylemin yine kendisi kadar güçlü bir duyguyla seviştiği noktadır.
susuyorsundur.
ama aslında çığlık çığlığasındır...
yanından geçen kadının kokusunu duyarsın,önünde yere atılan izmariti görürsün,yağmurun yaklaştığını hissedersin,sıcak bir yaz gününde içtiğin ilk biranın tadını alır ve tüm bunların nasılda bir sukunet içinde vuku bulduğunu,sesizliğini duyarsın...
hayatı anlamlı yada anlamsız kılan heşey gelir gözlerinin önüne ve bambaşka bir şeyi anlatmaya çalışmanın manasızlığı bir çocuk çığlığı olur beyninde.
ayarsın..
sesizlik sana,aşk yine boşluğa kalır...
just perfectt just perfectt
çığlık çığlık anlatmış ve anlatamamışsanız tek yoldur susmak. artık anlamasını da beklemezsiniz zaten, anlamak isteseydi, ne konuşmanızı beklerdi, ne de susmanızı. belli ki onun anlamaya yoktur niyeti.
kavanoz kavanoz
o kadar yoğundur ki konuşarak anlatılırsa seyrelecek diye korkulur, o yüzden susulup yoğunluk korunur. zaten aşk insanın kendi çabasıyla yarattığı bir durum olduğu için, kendi problemini dinletmek istemeyebilir, duyacak kişi susarken de duyar diyebilir ya da belki kolaya kaçıyordur.
sofist tepen sokrates sofist tepen sokrates
pek bir afilli, en az tuna kiremitçi kadar maceraperest ve en az cezmi ersöz kadar serkeş bir modern zaman cool'luğu barındırıyor gibi görünen cümle. velhasıl işin aslı böyle değil. zira "seks benim için sekseninci sırada" dedikten sonra kızın aklını alıp yatağa atsan dahi, atraksiyon sonrasında erkeklere has o (cem yılmaz'ın deyimiyle) "shut down" sendromunda, illa ki arkanı dönüp uyuyacaksın... susacaksın. ve hatun sana "ne düşünüyosun aşkım?" dediğinde sen hülyalara dalmış uyuyor ve -doğal olarak- konuşmuyor olacaksın. sonuçta öküz sıfatıyla taçlanacaksın. şimdi... nerde tuna kiremitçi'nin efil efil esen serseri romantizmii? nerde cezmi ersöz'ün olgun şarap eksperi tadındaki başkaldıran isyanı?... o kadına göre sen öküzsün neticede baboli.
juliette juliette
konuştuğun zaman, ağzından çıkan kelimelrin boşa gittiğini gördüğünde, yapılacak en mantıklı harekettir. sen de yüreğinden çıkanları, yüreğine gömersin. anlamayan birine anlatacağına, kendine anlatırsın, hiç olmazsa değerini yitirmez.
1 /