atatürk ilkeleri

1 /
the weakest link the weakest link
birilerinin işine gelmediğinden selanik'teki pembe evden, salih adlı yaverinden, sakarya adlı atından daha az önemsenen türk devrimciliğinin en iyi örnekleridir.
azwepsa azwepsa
öyle ilkelerdir ki allah kelamı gibi tek harfi değiştirilemez. evrensel ve ebedidir. asla miadı dolmaz. ha ama götten anlaşılmaya açıktırlar hatta bu yolla anlamak ve anlatmak da çok popülerdir.
libertar libertar
bahsedilen ilkeler ilk önce chp ilkeleri olarak 1931 chp programında yer ladı ve tarif edildi. 1935 chp programında ise bu ilkeler devletin ilkeleri olarak tanımlanmıştır.
azwepsa azwepsa
belli dönem şartları içinde (10 yıldan uzun süren savaşlardan sonra, arkada sovyetler, bi yanda kendi işine bakan fransa ve hala bir eli kılıcında ingiltere. içerde dönen çeşitli komplolar, dağınık halk vs. vs.) belli amaçları gerçekleştirmek için (uluslaşma, tam bağımsızlık, milli ekonomi, sürekli gelişme, vs.) ortaya konmuş güzel fikirlerdir. kendi zamanı için gayet ilericidir. çünkü kaderci bir toplumun içinden çıkan ve onlara yayılan akılcı fikirlerdir. ne derece etkili olduğu da ortadadır. üzerinde yaşadığımız devlet ve onun kısa tarihi buun işaretidir.

öte yandan artık şartlar değişti, amaçlar değişti, nesiller kuşaklar değişti... ama fikirler hiç değişmedi. aferin bize, atatürk ilkelerini nerdeyse hiç el sürmeden kuran gibi koruduk. bir din gibi bağlandık. içindeki akılcılığı da saldık bi kenara.

tehlikenin farkında mısınız?

atatürkçülüğü eleştirtmediler, dokundurmadılar. bir adım geri gitmesine izin vermedikleri gibi ileri gitmesine de müsade etmediler. sonuçta biz 21. yüzyılda, atatürkçülük 20. yüzyılda kaldı. "çağdaşlığın ve ilericiliğin" ideolojisi geride kaldı.

aslında olay tam da böyle değil. partiler vs. artık atatürkçülüğün ötesinde çağdaş söylemlere de sahipler. yer yer ilkeler ile çelişen ama dönem şartları için gayet tutarlı söylemler. insanlar el altından çoktan modern ideolojiler oluşturma gayretine girdi, en azından atatürkçülüğü revize etmeye. ama bunu açıkça dile getiremedikleri için - vyzp adlı bir parti, "atatürkçülüğü revize ediyoruz" desin de görün curcunayı. - herkes kendi kafasına göre bişeyler yapıyor. herkes ayrı revize ediyor. bu yüzden atatürkçülük bir oraya bir buraya çekiliyor. herkes kendi görüşüne göre bir yerinden tutup yürütüyor. ortada bir atatürkçülük var, bir de onu bir kulağından yakalayıp kendisine göre şekillendirmiş kişiler var. sorsan hepsi atatürkçü. ama biri diğerine benzemez.

artık aklın tartışılmaz üstünlüğünün kabul edildiği modern bir çağdayız. aklın bir numaralı işareti sorgulamadır. kişi eğer aklını kullanmıyor ve "atatürk akıllı adamdı, o zaten düşündü 80 yıl önce." diyorsa o "muassır medeniyetlerin" epey bir gerisinde kalmış demektir.
a post for lee a post for lee
chp'nin eylemleri ile içi boşaltılmış kavramlar.

milliyetcilik: geçmişe sövmek, türk'ün kanını kutsayıp ruhunu katletme ve buna ulusalcılık adını vermek, istiklal marşı'nda ırkına gül sunarken bir kaç satır altındakini görmezden gelmek, gerizekalı bir öğretmenin yol göstermesiyle ellerini kesen çocukların kanla bayraklar yapması.

laiklik: dünyanın hiç bir yerinde hukuk kurallarının o hukuk kuralının muhatabı toplumun dininden, kültüründen, tarihinden ve geleneklerinden bağımsız olmadıgı ve zaten insan aklının işler bir dizaynı saf kendi yahut 550 hayalperestin kurgusuyla oluşturmayacagını göremeyen ve böylece akli ve bilimsel geçerliliği olmayan, bu da yetmezmiş gibi halkının inanclarına düşman şovenist bir ideoloji haline dönüştürülmüş ilke. laikliğin onlarca yorumundan insan özgürlüğüne en büyük şamarı atanını seçme. vicdanlara kota koyma. chp ve benzerleri güruhun anladıkları manada bir ladinilik sadece robotlardan oluşmuş bir toplulukta yahut tam olarak tüm dini alanının sivil toplum örgütlerine terk edildiği ve hiç bir şekilde üstlerine baskı olmadıgı tamamen rüya bir demokraside işler olabilir.

inkilapcilik: tekkeyi kapat telli babayı aç, ayasofyayı müzeye çevir, dogudaki alevi ve sünnileri ipte sallandır istanbuli şeyhlere muska yaptır, takkeyi çıkar şapka tak, vergilerin adını değiştir, saatleri ayarla, takvimini tayin et. budur.

cumhuriyetcilik: saray'ın köşke tebdili. şehzadelerin yerini şefzadelerin alması. dolmabahçe'den padişahı kovalayıp onun salonlarında balolar düzenlemek.

halkcilik: halk göbeğini kaşıyan adamlardan teşekkül etmiş bir koyun sürüsü oldugundandırki çok yüksek zekalardan mürekkep atanmışlar onlara çobanlık etsin. seçilerek gelenler için ise halkçılık, halkı ve geleceklerini alıp satmak işlemine verilen addır.

devletcilik: merkezi devleti kutsa, bürokrasinin oyuncağına dönüş, siyasetini askerden icazet alıp tayin et.
orgomelih orgomelih
atatürk ilkeleri, türkiye ve türk milleti gerçeğidir. bu gerçeğin kaynağı türk tarihi'dir; türk'ün karakteri ve insan yapısıdır. akıl ve bilim yoluyla çağdaş ölçüler içerisinde uygulanan bu ilkeler, atatürkçü düşünce sistemi'nin öngördüğü milli egemenlik esasına dayanmaktadır.

bu ilkeler, herhangi bir yabancı siyasal akım ya da ideoliji ile açıklanamaz! bu ilkeler, türk milleti'nin ihtiyaçlarından doğmuştur hiç şüphesiz...
tut kelin perceminden tut kelin perceminden
bu ilkeleri içselleştirenlere bakıldığında 2011 yılı itibariyle 3 adede düştüğü görülen ilkelerdir. bunlar; cumhuriyetçilik, laiklik ve milliyetçilik. diğerlerini kimse iplemiyor artık.

şöyleki; devrimcilikten bahseden atatürkçü görmek neredeyse imkansız. kaldı ki, kemalistlerin devrimcilikten anladıkları atatürk'ün yaptığı devrimleri korumak ve savunmaktır. devrimci bir hareketin önderliğini yaptıkları türkiye siyasal tarihinde görülmemiştir. halkçı desen, 1923'ten beridir gören yok zaten!. devletçilik desen, anayasa mahkemesi bile çağın gereklerine uygun değil dedi...
birleşikyazılande birleşikyazılande
milli eğitim bakanlığının kendi yönergesinden kaldırdığı ilkelerdir.

unutmayıp kendi etrafına bu ilkeleri yayacak olanlara ve çocuklarını bu ilkeler ışığında yetiştirecek olan genç kuşak için hatırlayalım..

temel ilkeler

cumhuriyetçilik
milliyetçilik
halkçılık
laiklik
devletçilik
devrimcilik

bütünleyici ilkeler

ulusal bağımsızlık
ulusal birlik, beraberlik ve ülke bütünlüğü
çağdaşlık
insan ve insanlık sevgisi
akılcılık, bilimcilik, gerçekçilik
ulusal egemenlik
veronica gilly fernandez veronica gilly fernandez
88 yıl sonraki hali ne yazık ki şöyledir;

cumhuriyetçilik: devlet büyüklüğünün babadan oğula geçmesi

milliyetçilik: birbirine sadece adres olarak uzakta büyüyen iki kardeşin birbirine düşman edilmesi

halkçılık: milletin kendi yaralarını kendisi sarması

laiklik: kadın ve erkeğin okul çağından itibaren birbirinden (en az 45cm mesafeyle) ayrılması

devletçilik: kurumların hısım akrabaya peşkeş çekilmesi

devrimcilik: iç savaş yöntemiyle ülkenin yıkıma sürüklenmesi

artık izlerini pek seçemiyoruz atam.
iprahim zübükzade iprahim zübükzade
cumhuriyetçilik:

atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. çok uluslu bir
imparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece
modern türkiye'nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan cumhuriyet’te görmüştür.

halkçılık:

gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, cumhuriyet devrimi
ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. başta isviçre medeni kanunu
olmak üzere, batı kanunlarının türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte
kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934
yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır.
atatürk çeşitli ortamlarda, türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler
olduğunu söylemiştir. aslında bu durum türkiye için bir gerçek olmaktan
çok bir hedef niteliğindedir. halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf
farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin,
sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul
etmemek demektir. halkçılık, türk vatandaşlığı olarak ifade
edilen bir fikre dayanır. gurur ile birleşen vatandaşlık fikri,
halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki
sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.

laiklik:

laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına
gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması
anlamını taşır. laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız
olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.

devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri
ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. laiklik ilkesi
akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.

osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan türkiye cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.

devrimcilik:

atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. bu ilkenin anlamı
türkiye'nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır.
geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir.
devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.

milliyetçilik:

cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. bu milliyetçilik
ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. bu devrimin amacı, türkiye cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir.

bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir;
yalnızca anti - emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,
gerekse herhangi bir sınıfın türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik
türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

devletçilik:

mustafa kemal atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında türkiye'nin
bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı
olduğunu ifade etmiştir. bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.

not : alıntı.
1 /