ateşin çocukları

dumrul dumrul
bi ara tak vardı, sonra başka bir şeyler oldu, sonra işte bu ateşin çocukları çıktı. tak'ın öncesinde de apo'nun fedaileri mi ne öyle birşeyler vardı.

önce "bu nedir?" diye bir bakalım. medya eskiden pkk'nın metropol yapılanması diyordu ama alakası yok. bunlar sadece paravan isimler ve "ateşkes", "çözüm" süreçlerine has tabelalar. pkk'nın ateşkes süreçleri tek bir amaca dönük olarak ortaya çıkmıyordu. bunu bazen güç toplamak için geçici geri çekilme amacıyla kulanıyorlardı, bazen devletle temaslar sırasında "güven verici" bir hamle olarak kullanıyorlardı ve her koşulda uluslararası tanınma ve "terörist" ithamından kurtulmak için kullanıyorlardı.

havuç - sopa tabii sadece devlete has bir taktik değil. pkk hem örgütlenme biçimleri hem de mantık olarak devletsi bir yapılanma. devletin nesi varsa, marksist literatürde "ulusal kurtuluşçu" diye anılan örgütlerde de onun en azından nüvesel biçimleri mutlaka yaratılıyor. bu tak gibi tabelalar da bi nevi devletin konrgerillasına denk düşüyor. resmiyette yok ama fiili olarak kulaktan kulağa yayılacak, dehşet uyandıracak bir gölge gibi ortalıkta dolaşıyor. kullanılan kadrolar da otonom bir yapılanmanın kendi kadroları değil. yani gerçekte kontrgerilla diye bir örgüt yok, bunlar farklı kurumlarda çalışan görevliler ama yaptıkları işler yasal sınırların dışında olduğu için kendilerine sanki gayrıresmi olarak iş yapan "kontrolden çıkmış" bir çete hüviyeti veriyorlar. tak da böyle. hatta bir ara fatih tezcan gibi tipler buna "derin pkk" diyorlardı. derin pkk diye bir şey tabii ki yok. pkk öyle kendi içinde kafasına göre iş yapılabilecek bir örgüt değil. aşırı derecede katı bir hiyerarşiye sahip en dipteki milisin bile denetlendiği ve en tepeden yönlendirildiği bir örgüt. nasıl ki akp içinde erdoğan'a rağmen hiçbir şey olamazsa pkk içinde de öcalan ve/veya kandil'e rağmen kimse çatapat patlatamaz.

90'ların ilk yarısında pkk her türlü eylemini kendi adıyla yapıyordu. köy basma ile şehirde bomba patlatma arasında pek bir fark olmuyordu. merkezi kararla yapılan her türlü eylem üstleniliyordu. pkk'nın uluslararası arenada terör örgütü olarak kabul görmeye başladığı evrede bazı tip eylemler hiç üstlenilmemeye başlandı. mesela güngören ya da mavi çarşı katliamları gibi. üstlenmek bir yana bu eylemleri reddetmeye başladılar. arada gerçekten de onların yapmamış olduğu olaylar da vardır. mesela mısır çarşısı patlamasında devletin pek çok raporu bunun bir saldırı olmadığına da işaret ediyordu. ama andığım güngören katliamı, mavi çarşı katliamı filan kesin şekilde pkk'nın yapmış olduğu olaylardı.

sonra işte tak diye bir şey çıktı. öcalan yakalandıktan sonra pkk kabuk değiştirirken "sivillere karşı eylem yapmayan örgüt" imajına bürünmeye çalışıyordu. metropollerde halka karşı yapılan eylemler ise durmadı. bunlar için salt tabeladan oluşan örgütler uydurmaya başladılar.

ama iş orada da durmadı. sol örgütlerin eylem çizgileri son derece nettir. bazı ayaklanmacı örgütler yaptıkları eylemleri üstlenmeyebilirler ama türkiye'de radikal solun ana gövdesini oluşturan örgütler silahlı propagandacı oldukları için her eylemlerini istisnasız üstlenirler. eylem biçimlerinden kullanılan malzemelere kadar her şey çok belirgindir. kendileri adına başkalarının bir takım işler yapıp kendilerini zor duruma düşürmesinden de bu sayede kurtulurlar. mesela dhp/c'nin yaptığı bir eylemi üstlenmemesi gibi bir şey kesinlikle olamaz. bu örgütün bütün stratejisi silahlı propaganda üstüne kuruludur.

pkk ise böyle değil. özellikle bu tak mak tabelalarını kullanmaya başladıktan sonra bazı şeyleri ayırt edebilmek çok fazla güçleşti. yaptıkları olayları ya üstlenmiyor ya da bu tabela isimler üzerinden üstleniyorlardı. olay burada bitse tamam ama bu tabela isimler pkk'nın yapmadığı yığınla şeyi de üstlenmeye başladı. amaç kamuoyunda dehşet ve çaresizlik duygusu uyandırmak olunca bir yerde tüp patlasa onu bile üstlenmeye başladılar. en bilindik örnekler kırıkkale mke fabrikalarında 2013'te yaşanan patlama ve 2012'de afyonkarahisar'da 25 askerin öldüğü mühimmat deposu patlamasıdır... bunların ikisi de kaza sonucu gerçekleşti ama tak bunları üstlendi. sonraki yıllarda da fabrikalardaki iş kazalarını, hatta tırların karıştığı bazı trafik kazalarını bile üstlendiler. hal böyle olunca bunların bir şeyi üstlenmesi ya da üstlenmemesinin bir önemi de kalmıyor. türkiye'deki örgütler arasında bu şekilde davranan bir diğer örgüt de ibda/c. bir ara ibda/c de otu boku üstleniyordu. bunlar açısından her şeyi üstlenmek eylem yapmaktan çok daha garantili bir propaganda yolu. kaynak harcamıyorsun, adam harcamıyorsun. riske girmiyorsun. üstlen gitsin. hatta mavi çarşı katliamı yaşandığında ilk gözaltına alınan kişi marmara üniversitesinden ibda/c'li bir öğrenciydi çünkü örgüt, pkk'nın bu eylemini duyar duymaz üstlenmişti.

pkk fabrika patlatır mı? patlatır. orman yakar mı? yakar. caddeye - sokağa, pazar yerine şuraya buraya bomba koyar mı? koyar. ama özellikle son 15 yılda bunların herhangi bir olayı üstlenmiş olması onun yaptığı anlamına gelmiyor genellikle. kelimenin en saf haliyle terör zaten akıl durduran bir dehşet duygusunun yayılmasını amaçlamaktır. terör dediğimiz şey orda burda slogan atmak değildir. seni dehşete düşürerek manipüle etmektir. davranışlarını dehşet sayesinde yönlendirmektir. bunun için de senin mantığının devre dışında tutulması şarttır. beni korkutabilirsiniz ama aklımı, mantığımı, analiz yetimi kaybetmediğim sürece beni manipüle edemezsiniz. çok net gerçek.

terör konusunda yaşanan genel kafa karışıklığının sebebi de bu. devletler de örgütler de teröre sıklıkla başvururlar ve bunun amacı her zaman duyguların, düşüncelerin ve davranışların yönlendirilmesidir. mesela ışid'in amacı düşman bildiği insanları öldürmek değildir. öyle olsa fantastik yollarla insan öldürmek için çaba harcamaları gerekmez. amaç akıl durduran bir dehşet duygusu yaratarak kendilerine dönük her türlü direnişin önüne geçmektir. yoksa birkaç bin kişiyle musul gibi şehirleri iki saatte ele geçiremezsin. sen koskoca devletlerin ordusu olsan iki saatte şehir işgal edemezsin. ışid'le daha sıkı mücadele için ışid'in vahşetini göstermek bir yoldur ama burada ince bir çizgi var. örgüt zaten bu vahşetin görülür olmasını arzuluyor. vahşeti zaten onun için yapıyor. polise gelelim. polis niye yaygın şekilde işkence yapıyor? amaç ele geçirilen kişiyi konuşturmak filan değil ki. dünyada işlenen herhangi bir suç teknik yöntemlerle zaten aydınlatılabilir. işkencenin amacı dehşet yaratmaktır. pkk'nın amacı da seni bir vatandaş olarak her an tetikte tutmaktır. pkk diye her an her yerden çıkabilecek bir "şey" var ve sen onun karşısında asla güvende olmayacaksın. mesaj bu. bu mesajı sana her an hatırlatmak için de her dakka adam ve malzeme kaybedebileceği eylemlere girişmesine gerek yok. yani burada da ışid konusunda dediğim gibi ince bir çizgi var. pkk'nın varlığını ve yapabileceği şeyleri inkar etmek senin için ne kadar tehlikeli ise otu boku pkk'ya yüklemek de o kadar tehlikeli. fetö keza... ben sıçarken bile götümde bomba patlayabileceği düşüncesiyle yaşamaya zorlanırsam hiçbir konuda, hiçbir zaman akılcı kararlar alamam. milyonları böyle bir duyguya sürüklerseniz o ülke kesin olarak batar. insanların duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını sürekli bir korku ya da tetikte olma haliyle yönlendiren bir düşman karşısında senin askeri olarak çok güçlü olmanın bir önemi kalmaz. rasyonel düşünme becerisini ortadan kaldırdığınız her birey ve grubu kolaylıkla çökertebilirsiniz.

son olarak pkk dahil türkiye'deki hiçbir örgüt 13 ilde aynı anda eylem örgütleyebilecek kadar organize değil. mit'e rağmen, polise rağmen, orduya rağmen bu mümkün değil. teknik olarak mümkün olmayan bir durumdan bahsediyoruz burada. ama birileri yol veriyorsa işler tamamen değişir. o noktada iddialı konuşacak kadar da saf değilim.
anabacı vokke anabacı vokke
genel perspektife katılıyorum ama bunun vbir ajan oltası olduğunu söyleyebilirim. ki çözüm sürecini bitiren suruç eylemi de böyle bir olta çıktı:

1- tak'ın bildirilerinde örgütün politik jargonu vardı. ateşin çocuklaırnın ilk bildirilerinde de vardı. ama bu son bildirilerinde örgütün politik dili açısından bariz hatalar var. çimlere basmak gibi terör değeri taşımayan tehditler de...
2- örgütün kitlesi bu tür eylemlerde bir intikam rahatlaması yaşardı. şimdi kendisi dalga geçiyor... ben tak'ın en dehşetli eylemlerinde bile böyle bir dalga geçme hali görmedim.
3- sonuçta 90 tane mobesenin arasından maskeli iki kişi polis lojmanına girdi. pkk'nin yerel birimi üstlendi. 2 hafta sonra pkk reddetti ajan provokatörlerin işi dedi. ama haber çoktan anf'ye düşmüştü. dolayısıyla böyle yerel birimlere ve basına sızarak örgütü manüple etmek, kimi metinleri dolaşıma sokmak mümkün...
4- sahi neden uluslararsı kamuoyunda sahiplenilmeyecek böyle bir şeyi türkiye'ye dönük türkçe hesaplar dururken rojava news gibi ingilizce bir hesap yayınlar? bununla avrupalıyı mı dehşete düşürmek istiyorlar? bence ayan beyan bir sızma işi bu
dumrul dumrul
haklı olabilirsin. bu gibi üstlenmelerin amacı içeriye sopa sallayıp dışarıya karşı "biz bi şey bilmiyoz valla" demektir. bu nedenle ingilizce üstlenilmesi aşırı saçma. ama bu senin dediğin gibi provokasyon amaçlı bir sızıntı ve hatta hack filan bile olsa sorumluluk yine pkk'da. çünkü bu gibi gerçekliği olmayan tabelalar yaratıp manipülasyona giriştiğin zaman zaten arkasında duramayacağın için her tür provokasyona açık alanı sen kendi elinle oluşturmuş olursun. senin orman yakmaya karşı aleni bir duruşun, tavrın yoksa ve daha önce bu gibi işler yapmışsan diyelim ki oraya otel dikmek isteyenler orman yaktığı zaman da bunu sana ihale ederler, kimseye de "ben yapmadım" diye anlatamazsın. bunun masalını bile yapmışlar değil mi?


anabacı vokke anabacı vokke
orası öyle, pkk'nin eylem repertuarında var bu. ama gelgelelim ben bunu tarafsız bir kamuoyu olan ülkede tartışırım. yani sıradan muhalif gazetecinin bile jitem elemanından farklı olmadığı, hdp'li siyasetçilere televizyonda "siz şahinlerden misiniz" diye polis ifadesi soruları sorulduğu memlekette ben bunu tartışmam. pkk'nin eylem tarzının bir sorunu varsa bile sorumluluğu en fazla yüzde 1'dir bu memlekette...

çünkü ordu sistematik olarak orman yaktı. bunun bir strateji olarak mgk'da konuşulduğunu da bizzat 2000'e doğru ıspatladı, kürtler değil yani. ama kimsede buna dair en küçük bir duyarlılık yokken pkk'nin eylemlerinde kimi arızi yönler abartılarak öne çıkarılıyor. hani amerikan basını gibi kendi kendi askerinin yaptığı katliamları anlatan yürekli gazeteciler olur, gene türk halkı hippiler kadar olur barış için sokaklarda eylem yapar ben o zaman tartışırım pkk'nin eylem tarzını... ama başbakanından 7 yaşındaki çocuğuna kadar herkesin ırkçı ve paramiliter olduğu bir toplumun önünde ben pkk'yi eleştirmem. hatta bazı arızi eylemlerini de müstehak görürüm.

mesela sana bak tak'ın en büyük eyleminden, güvenpark patlamasından örnek vereyim. ben yaklaşık 2 aydır sabah işe gidiş saatlerinde ve akşam iş dönüşü saatlerinde güvenparkı kullanmayı bırakmıştım. başka yerlerden aktarma yapıyordum yada kitabımı alıp bir kafeye geçiyordum, o saatin geçmesini bekliyordum... tak'ın bildirisini okumuştum çünkü. şimdi siviller öldü deniyor, ben de o da benim gibi okusaymış da tedbirini alsaymış diyorum. bodrumlarda insanlar ölürken zerre ilgilenmeyeceksin, sadece senin devletin insan öldürebilir zannedeceksin, kürtleri sahipsiz sanacaksın, bütün bu aşırı güçlülük ve cahil kibrinden ötürü benim gibi kürdistan'da ne oluyor diye takip etmeyeceksin. tak'ın sitesine girip napıyo bunlar diye bakmayacaksın mesela... e ondan sonra ben sana ne yapayım abim? hala aynı dehşeti insanlara katmerli yaşatan devleti değil de kürtleri suçluyorsan ben ne yapayım sana? bu aynı bir mhp'linin niye şehit geliyor diye sorması gibi bir şey...
dumrul dumrul
şimdi şuradaki tartışmadan bile birileri tetiklenip sana lince kalkışır, ben bu malzemeyi biliyorsam ve senle benim aramızdaki bir tartışmanın senin lincinle sonuçlanmasını istemiyorsam ne yapmam gerekir?

türkiye'deki bu durumlar bir özür değil anabacı. eski zamanlarda ailesi köyden yeni gelmiş kürtlerle tartışıyorduk, onların nasıl bir duygu halinde olduğunu tabii benim sana anlatmama gerek yok. ama oy pusulasıyla, silahla ya da bizim şimdi yaptığımız gibi klavyeyle aktif siyaset yapanların köyden yeni gelmiş 17 yaşındaki kürt çocuğu gibi davranma lüksü de yok, öyle düşünme lüksü de yok, öyle hissetme lüksü de yok.

özellikle 12 eylül sonrası her türlü teslimiyet teorisi rasyonalitenin arkasına sığınarak yapıldı. bunu yapanların ne kadar rasyonel olup olmadıklarını da başkası değilse sen ben biliyoruz. ama sıkıntı şuydu ki oradaki eleştirilerin amacı belli olsa da, o eleştirilerin arkasına saklanan ana fikir zehirli olsa da rasyonalite üzerinden yapılan "eleştiriler" büyük ölçüde haklıydı. devlet ya da örgüt yaşamında duyguya yer yoktur. bu alan buz gibi ve kaskatı bir rasyonalite üzerinden şekillenmek zorundadır. ben kürt değilim, legal ya da illegal, reformist ya da radikal herhangi bir kürt örgütü ile herhangi bir temasım da olmadı. dolayısıyla kürtlerin beni dinlemesi için bir neden de yok. burada senin gibi sokağı, siyaseti ve kürtlerin duygu durumunu bilen insanlara iş düşüyor. seküler ya da sözde seküler türklerin rasyonalite rakımında eksi yüzlerce kilometrede olduğunu nasıl biliyorsak kürtlerin de türklerden çok farklı bir yerde olmadıklarını biliyoruz. o zaman yapılması gereken zaten her an tavana vurmaya hazır duygulara hitap etmek değildir değil mi?

hareket halindeyken herkesin güçlü duygulara ihtiyacı vardır ama geri kalan her an, her salise bizi dinlemesi mümkün olan herkesi rasyonaliteye davet etmemiz gerekir. bu yapılmadığı sürece bu coğrafyanın rakımı düşmeye devam edecek.
anabacı vokke anabacı vokke
bak ben bunca yıl sonra o 17 yaşındaki kürt çocuğunun biz sözde öncülerinden daha gerçekçi olduğunu farkettim biliyor musun? evet, duygusal. enine boyuna düşünmektense kestirme çözümlere çok yatkın ama gerçekçi... karşılaştığı insan malzemesini en iyi o görüyor çünkü. bizim yanımızda susanlar yada nazik olmayı uygun görenler içindeki bütün zehri o çöp toplayan gariban çocuğa kusuyor çünkü... ha bir de entellektüeller gırtlaktan konuşmaz, daha dolaylı gösterir nefretini. o da bzim bilincimizin açılmaısnı geciktiriyor tabi...

lince kalkışılır, o olur bu olur. ama rasyonalitenin dinginliğinde de bilinçler bükülmüyor, onu gördüm. ortada yıkılmış bir imparatorluğun nostaljisinden ayılamamış bir grup insan var. sen bunlara derdini anlatabilmek için devamlı pışpışlıyorsun. sürekli daha geri bir platforma kayıyorsun. ama iki adım da sen bana doğru at desen? ı-ıııh... e o zaman niye uğraşıyoruz? ben gerçekten bu toplumun kafasında tanrı mertebesine erişmiş devlet algısı yıkılmadan da hiçbir şeyi konuşmanın bir zemini olduğunu düşünmüyorum. kulaklarını tıkamış vaziyetteler... 40 senelik terörle mücadeleleri sadece ve sadece kendi resmi tezlerinden vazgeçmelerine sebep oldu. bu yönüyle müthiş bir yenilgi var ortada. ama yenildiklerinin bile farkında değiller. dolayısıyla da bir özeleştiriye ihtiyaç duymuyorlar

ha kaldı ki bu linci kürtler durduramaz. bu lince kürtler direnebilir. bu linci durdurabilecek olan en başta türklerin kendi dmeokratlarıdır. ama onların çekildiği sahnede türkiye'nin sosyal demokrat parti boşluğuna aday olmak bile hdp'ye düştü. e bu durumda kürtlerin siyasetçileri o 17 yaşındaki gence ne anlatsın? türkiye'nin demokratları bu konuda insiyatif almadıkça kürt siyasetçilerinin de kendi tabanlarını ikna edebilme şansı azalmıyor mu sence? bak senin o köyleri boşaltılan gençlerle konuştuğun dönem gene kürtlerin bir ortak geleceğe ikna edilebildiği bir dönemdi. çünkü türk solu bugüne göre kesinlikle çok daha iyiydi. en azından kemalist kimse yoktu. bugün sol kemalizm inanılmaz normalleşmiş durumda... şehir savaşları döneminde anf'nin bir muhabiri basın açıklamasının altındaki imza kısmını makasla kesip diyarbakır'a götürmüştü. sur'daki insanlara bakın batı'da da bizimle dayanışan insanlar var diye. yani kürt siyaseti kendi kitlesinin "e iyi de halklar nerede" sorusuna ancak böyle cevap verebiliyordu. hadi ikna ettin diyelim, o çocuk batı'ya gelip her şeyi kendi gözleriyle gördüğünde başlıyor işte asıl kırılma...

duygu seline ve sokağa gelirsek... ya bak o 17 yaşındaki kürt çocuğun duygusu çok gerçek. ama bizim vatandaşın sıradan milliyetçiliği çok gerçek değil. sahte demiyorum ama o kadar gerçek değil. güçlü bir istekten çok bir temenniden ibaret... mhp'liler hep bir uyanıştan bahseder. adamlar için hep büyük bir milliyetçi potansiyel vardır ama pasiftir. işte onu aktif hale getirecek olan da kendileridir. bu anlamda bizim öncü savaşçı örgütlere çok benzerler. ki hakikaten türkiye'de büyük bir milliyetçi potansiyel olduğu tespiti de doğrudur. ama bir türlü aktive edemezler, en aktifleştirdikleri noktada bile hala memnuniyetsizdir mhp'liler... bunun üzerine düşünmek lazım.

bence bunun sebebi şu, türk milliyetçisi-solcu olanlar da dahil- anlatıyı seviyor. asla pratikte sınanmamış, ciddi bir okumayla sarsılma riskini göze almamış mitleri seviyor. istanbul'un fethinin çağ açtığı efsanesi gibi... ve baktığında bir sosyalist parti ayasofya'nın açılışına gidip "istanbul'un fethi devrimdir" diye bildiri dağıtabiliyor. bunu bir fransız solcularına anlatmayı dene istersen =) ama sonuçta sosyalistine bile sirayet eden çok güçlü mitler bunlar... ama maddi bir gerçekliği olmadığı da içten içe biliniyor. o yüzden türk halkı milliyetçiliğini pasif tutmayı tercih ediyor. pasif halde kendisini sürekli yüceltebileceği mitler orada dursun, arada osman pamukoğlu'nu da adam gibi adam diye alkışlasın ama aktive de olmasın bir zahmet... çünkü kırkı kişiyle çin sarayını basamayacağını bilyor. bu mitle harekete geçen ülkücüler çok adanmış adamlar aslında bir yanıyla. işin polis ve mafyayla olan rant ilişkisi ne olursa olsun... bu arada osman pamukoğlu da iyi bir örnek. adam kesinlikle psikolojik harbi de iyi biliyor ama siyasette asla başarılı olamadı... o konforlu efsaneler alanından çıkıp sahaya inmeyi vaad ediyor çünkü. ha inilse ne olacak? her pratik bir yüzleşme riskini de içerir. hazır konforlu bir mitler alanı varken o riski kimse göze alamıyor. ama işte o 17 yaşındaki kürt milletin kitaplardan öğrendiği şeyin içine doğmuş. öfkesi de hayalkırıklığı da alabildiğine pratik ve gerçek...

bunu şunun için anlatıyorum, bahsettiğin duygular türk toplumunda çok güçlü ama pasif. en hareket halinde olduğunda bile pasif. bu pasiflik onlara zerre rasyonalite kazandırmıyor. aksine mitlere daha çok tutunmalarına sebep oluyor. o tutundukları mitler de kaçındıkları her şeyin başlarına gelmesine sebep oluyor. son 5 yılı düşün, sadece insanlara anlatılması babında değil pratik olarak da çok öğretici oldu. en basitinden kürtler akp'ynen anlaşmış efsanesi çöktü. asıl anlaşanın kim olduğunu da gördük. ama bunlar hiç pratikte sınanmamış gibi aynı şeyler üstelik daha şiddetli bir biçimde söylenmeye devam ediyor. çünkü gerçekliğin acısından incanları koruyan bir mit var kafada... ama o mit gelen felaketi engellemiyor işte. o miti savunmaya devam ettiği müddetçe siyasal islam'ada köle olaqcak, kürt sorununda da mevzi kaybetmeye devam edecek. o miti pratik düzeleme geçirse asıl felaket o zaten... ama o mit sayesinde kendisiyle barışık, türk olarak özsaygısını koruyabiliyor. ama o mit ise benim kürt oalrak da demokrat olarak da kendimle barışık olmamı engelliyor. ben başkalarının kendini sevebilmesi için kendimden nefret etmekten vazgeçtim artık. bütün mesele de budur aslında...
anabacı vokke anabacı vokke
abi senin mevzundan düşün, adam kurban etiyle rakı içerken mutlu işte... bunu yaparken en birinci müslüman. bunun gerçekten öyle olup olmadığını da birisinin sorgulayıp, keyfini kaçırmasını istemiyor. ama tam da kendi eklektik duruşundan ötürü siyasal islam bu ülkenin başına bela oluyor işte... işte bu adamları mutlu olması için senin susman, hatta ışidlilerle ateistlerin aynı madalyonun iki yüzü olduğunu kabullenmen gerekiyor falan...
anabacı vokke anabacı vokke
ben artık şunu diyorum, kanal istanbul'un yanlış bir proje olduğunu anlatmanın en iyi yolu bir istanbul depreminde bütün istanbul'un yıkılmasıdır. yeterince anlattık zaten, taş olsa anlardı. o yüzden başlarına gelecek hiçbir felaket umrumda değil. sorumluluk da duymuyorum. ben sadece kendimi kurtarmaya bakıyorum. gerçekten bu büyük çöküşte akp'lilerden çok sekülerlerin içine düştüğü hal benim içime soğuk su serpecek... gerçekten akp'lilerden çok daha kibirliler. onların kibrei olmasa gene bir şeyler değişebilirdi...
dumrul dumrul
tam olarak rasyonel alandan kopulduğunda işin nereye gidebileceğini anlatıyorsun. hdp'yle ilgili benim yazdığım girinin altında da başkalarıyla bir sürü tartıştınız. ben zaten orada hdp'nin şu zeminden çekilmek zorunda olduğunu söylüyordum değil mi? türkiye solu dediğimiz şey 50 senelik geçmişi yokmuş gibi kendine bakıcı arıyor. çocuk bile değil, beş aylık bebek kafasıyla sürekli meme istiyor. hdp bu role soyunmasın işte. bu zemin bozuk. buradan kimseye hayırlı bir bok çıkmaz. bahsettiğim 17 yaşındaki çocuğun dilini barzani konuşuyor. onun elinde de fiili devlet var. kürtlerin yarasına derman mı yani o kafa? allahın sik kafalı kdp'lilerini twitter'da görüyorum. laflara bakınca senden benden daha radikaller. senle ben, kürtle türk kardeş olmak zorunda değil. her şeyi bir düzüne götürelim bakalım. neyin ne olduğu belli olsun. ateşin bilmemneleri oymuş buymuş gibi dertlerle ben uğraşmak zorunda mıyım? kafası azcık basana bile biz dert anlatmaya çalışmak zorunda mıyız?

burada bile yine aynı rasyonalite sorunu var. sen kendini o 17 yaşındaki çocuğun duygu durumuna şartlandırıyorsun belki de. sakince otur bir düşün.

sen diyorsun ki kürtler sahipsiz değil. ben de tam o nedenle kürtlerle bir dayanışma olma ihtiyacında değilim. burada sahipsiz ya da yalnız olan birileri varsa biziz. dert mi? değil. biz burada çocuk büyütmeye çalışıyoruz. siyaset yapalım derken ergen tribi çekmekten ömrümüz çürüdü. ergenler de maşallah 25'inden 70'ine kadar... çekilir gibi değil. 17 yaşındaki çocuğun duygusunu yargılamıyorum ben. ama bizim içimiz dışımız ergen olmuş. artık birilerinin yetişkin gibi hareket etmesi gerek. türkü kürdü bırak, senle ben dövüşeceksek de yetişkin gibi dövüşelim. giride bahsettiğim kafalarla olmaz.

ben anarşistine de sosyalistine de kürdüne de bu sisteme ya da salt akp'ye öfkeli olanına da tam bir ricat öneriyorum. sistemden her şeyiyle geri çekilmek zorundayız. senin tarif ettiğin bataklıktan her anlamda geri çekilmeden burada hiçbir şeyin hiç kimse için iyiye gitme olasılığı yok. ricat da en ciddi iştir. ortamı temiz tutmazsan çekildiğin her yere aynı bataklığı taşımış olursun. benim önerdiğim çözümün kaldıramayacağı tek şey bu. burada mağduriyet hissine açılabilecek en ufak kapı olamaz. insan ölür, öleni gömüp yoluna gidersin. burada biz sadece pür akılla ve pür iradeyle sağlam bir zemine ulaşabiliriz. başka bir yol yok. 40 yıl onca şey yaşanmış, dört parçada bağımsız kürdistan diye yola çıkanlar biz türkiye partisiyiz diye kendini paralıyor, allahın kafatasçı dangalakları bıji serok erdoğan diye ortalıkta geziyor. biyolojik cinsiyet vardır diyeni linç eden dangalak, kırk yıllık homofobik mlkp'nin yasal partisinde merkez yönetim bilmem nesine geliyor. otuz sene türkiye iran oılmayacak diye mabadını yırtan kemalist iran'da laikler ayaklanmasın diye göt yırtıyor. türkiye'nin ilk üç beş anarşistinden biri akp'ye milletvekili olup diğeri tatava yapma diye mhp'ye oy istiyor. kürdüyle türküyle pkk'sı, chp'si, mhp'siyle şaka gibi bir yerdeyiz.

gerekirse kalbini sök, otur uzun uzun düşün. duygu seliyle gidilebilecek hiçbir yer kalmadı dünyada.
anabacı vokke anabacı vokke
abi işte rasyonal alandan tam da türk halkının "rasyonalitesi" yüzünden kopulacak zaten. öyle bir rasyonalite ki verilerle işi yok tamamen nasıl hem ayranımı dökmem hem de tatsız olaylar yaşamam üzerine odaklanmış bir rasyonalite... bu mantık sadece "haklıyken haksız duruma düşmeyelim tepkimizi sandığa saklayalım" derken çalışmıyor. bundan çok daha fazla söylemdeki ultra milliyetçiliğin pratiğe yansımamasında çalışıyor... gene tepkini sandığa saklamakta yanlış da olsa bir stratejik akıl var. ikincisinde o da yok... tamamen türk etnik kökeninin tarihsel suçlarından kaçmak, ailenin geçmişinde bir dönmelik varsa üstünü örtmek, bu sayede hem ayranını dökmeyip(devletle iyi geçinmek) hem de kendinle barışık kalmanı(ne yüce bir milletim ben) sağlayan bir rasyonalite... ama hiçbir somut veriyle desteklenemediği için de en ufak bir tartışmada mağara damına dönmenin 30 saniye sürdüğü bir rasyonalite... tam bir suni denge ama insanlar suni dengeyle mutlu. mutlu olmasına mutlu da veriler alanında zayıf olduğu için rasyonaliteden kopuluyor işte. bu yüzden ne siysal islam'a adam gibi karşı çıkılabiliyor, ellerinde şebek olunuyıor. ne de herkesin katil olduğunu bildiği ülkücü çetelre adam gibi karşı çıkılıyor... çünkü sen söylem düzeyinde meşrulaştırmışsın işi. adına da rasyonalite demişsin...

barzani meselesi de karışık bir meseledir. gene dışarıdan bakan birisinin, solcuysa az buçuk türkiye'deki sol örgüt kafasını da biliyorsa pkk'nin kürtler içindeki durumunu anlaması daha kolay bir şeydir. ama barzaniclikte şöyle bir karışık durum vardır, bir barzanicilerin kdp'ye atfettikleri vardır bir de kdp'nin gerçekte yaptıkları ve söyledikleri... bir de twitter'daki barzanici nüfusuyla gerçek hayattaki barzanici nüfusu arasında uçurum vardır. twitter'a baksan 10 kürtten 8'i barzanici zannedersin. ama gerçek insanlara baktığında böyle bir şey yoktur. ama evrensellikten kopup kürt tekilliğine daralan bir eğilimin de kürt hareketinin tabanında olduğu doğrudur. ki bu eğilim de hareketin türkiye'deki yalnızlığı ve müttefiklerinin cılızlığıyla atbaşı gitmektedir. bunlar ve kimi söylemleri karışıtırılıyor genellikle barzanicilikle... yoksa barzani'nin gerçekten böyle bir dil kullandığı yok. keşke petrolden gelen parayı türkiye'deki gayrımenkullere gömeceğine doğru dürüst hava kuvveti kursaydı... kuzey ırak referandumunda tam da türk insanının o konforlu rasyonalitesinden uzaklaşıp, kendisini sorgulamasına yol açacak bir sarsıntı yaratabilirdi. zerre sevmeme rağmen tanrının kırbacı barzani olacaksa buna da okeyim... olmadı, olamazdı. yani sorun barzani'nin radikal olması değil aksine hiç olmaması. kimi müritleri onu uçurdu o kadar...

önce bir bu sahipsiz olmama durumuna değineyim. sonra dayanışmaya geçerim ki şu an tartıştığımız şeyin düğümlendiği nokta dayanışma... öncelikle ben kürtler sahipsiz değil derken salt pkk'yi kastetmedim. geçen bu sahilde dövülen suriyeliler muhabbetinde "bunlar devletlerini tanrı zannediyorlar karşılarındaki kitle cidden sıkıntılı tipler olsa içinizden geçer" diye... hiç öyle pkk'ye gelmeden bunu kastediyorum. mesela alınteri dediğin çevre ben solcuyken tüm türkiye'de toplasan 20 kişi değildi belki. ama asla sahipsiz değildi. sıkıntılı tiplerdi çünkü... "kaç kişisniz olm" diye bulaşan adamın canını da fena yakardı. ya da ben kaç tane hrant dink anmasında şunu gördüm, faşistler hep kortejin sonuna gelindiğinde hep kurt işareti yapıp "hepiniz ermenisiniz hepiniz piçsiniz" diye bağırırlardı. çünkü kitlenin en azaldığı yer orasıydı, o onlara güven verirdi... ama bilmiyordu ki salaklar en sıkıntılı tipler orada. bir temiz dayak yerlerdi... işte cizre'de insanların yakılmasını dinleyip, geberiyor orospu çocukları diye orgazm olan ortalama türk insanının kafası da tam o kortejin en arkasında "erkek" olan ülkücü gibi çalışıyor. tak'ı şunu bunu siktiret sokaktaki midyeci höt dese altına sıçacağını düşünemiyor. sahipsiz değil derken kastettiğim şey bu... yoksa 10 kişilik dergi çevresiyle kavga etsen bile sana öbür yanağını dönmez. bunlar döneceğini zannediyor, dönmeyince de şaşırıyor ve sinirleniyor... yoksa kürtler kendisine saldırana bir tane vurur da işte işler o aşamaya gelmeden önce türk cephesinde birilerinin yapmayın demesi lazım ki işler rasyonalite çerçevesinde akabilsin. onun eksikliği var işte... o da olmayınca kürtler bir de hdp diye türkiyeli bir sol parti kurdu işte. kendine türkiyelileşip duruyorlar...

buradan türk solu ve hdp arasındaki asimetrik ilişkiye ve dayanışmaya geliyorum. ben de tam bundan yakınıyorum zaten... normalde chp'nin solundaki boşluğu doldurmak hdp'nin işi olmamalı. bunu türkiye solu kendisi bir blok halinde yapmalı, selahattin demirtaş da istiyorsa orada yer almalı. yani bu olmayınca kadük bir türkiyelileşme çıkıyor ortaya işte... ama gelgelelim hdp türkiye solunda belli gruplara hamilik yapmasa memleketin hali nice olur, o da ayrı konu. ya düşün doğan tarkan'ın bir faşiste atığı kafa bağlamında bile hayırla yadedilmesine tahammül edilemiyor. buna bir de feministini, troçksitini, anarşistini ekle... sdp'liye ya da esp'liye liboş denebilen bir memleket olduğumuz düşün. yani hdp "bana ne kardeşim kendi başınızın çaresine bakın" dese sol kemalist olmayan kimseye hayat hakkı tanınmaz. e o noktada da mecbur müdahil oluyorsun. solcusunun bile kemalist olduğu yerde türk solu diye bir şey de kalmıyor zaten. sorun hdp'nin türk solunu emzirmesinden de çıkıyor o noktada...

şimdi bu noktada senin ülkende bir savaş var, bir işgal var ve durmadan savaş suçları işlenip duruyor. bu noktada solcu olarak ne diyeceksin ki? allahın islamcısı muhammed ali kadar olup "vietkong bana zenci demiyor ki neden onlarla savaşayım" diyebilirler ya... biraz da chp'nin devletli kimliğinden sıyrılıp gerçekten sosyalist olmak böyle mümkün olabilir. ama tkp gibi sosyal şoven tutum takınılırsa ya da "kürtlerin pkk'si var zaten biz kendi başımızın çaresine bakalım" denirse bu mümkün müdür peki? elbette değildir. yani sol kendisini chp'den bağımsız bir odak olarak kurmak istiyorsa en başta bu konuda insiyatif almak zorunda. ama istediğinden şüpheliyim. 90'lardaki solun siyaseten pkk'den bağımsız olabilmesini de biraz şovenizme milim taviz vermemesi sağlıyordu. yani bir kürdistan'da askere gitme kampanyası yapan alınteri'nin samimiyetini kim sorgulayabilridi ki? o sayede selim açan med tv'ye çıktığında çatır çatır pkk'yi eleştirebiliyordu. bugün hdp'nin dışındaki alan tamamen şovenlerden oluştuğu için hdp ile ayrışanın samimiyeti sorgulanıyor doğal olarak.

abi işte sonuç olarak kalbini de söksen ortadaki manzara bu... türk hgalkının anladığı rasyoneliteyle senin benim anladığımın arasında dağlar kadar fark var. siyasi aktörler de bu rasyoneliteye teslim olmuş durumda. ama bu rasyonaliteyle olayları rasyonal bir çerçevede tutmaları mümkün dğeil işte... bir yerde patlayacak. allah aşkına şu yangınların söndürülememesini düşün, rasyonel bir şey miydi ya? ben başımız agelecklerin bunlarla sınırlı olduğunu düşünmüyorum işte...
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
rahatsız olunan kesimin tarifi aşağı yukarı şu sanırım.




ekleyeyim dedim. bu tipleri sol tayfa devşiremezse sıkıntı çıkacak. hem de sağlamından.
bu başlıktaki 8 giriyi daha gör