ateşin çocukları

depresif depresif
grup yorum un yıldızlar kuşandık albümünden, sözleri kahraman altun a ait, yorum bestesi

gel deyin kızıl atlarıyla güneşe gidenler
gel deyin ben de geleyim
yol verin ateşin çocukları
atlarınıza alın beni de

çeliğine volkan vurmuş
kılıçtır nefretim
saplanacak ölümün can evine
muzaffer kurşun gibi
dur durak bilmez

yaslayıp asi rüzgarına alnımı dağların
düşeyim ben de yollara
bir daha dönüşüm olmasa da ne çıkar
atlarınıza alın beni de
nils holgersson nils holgersson
manuel fernandes in beşiktaştan kopmasına ön ayak olan götten uydurma osmanlı aşığı oluşum gibi kolpa hissiyatı veren lost in translation oluşumsu. children of fire initiative. tey tey pek bir çeviri kokuyor değil mi?
dumrul dumrul
bi ara tak vardı, sonra başka bir şeyler oldu, sonra işte bu ateşin çocukları çıktı. tak'ın öncesinde de apo'nun fedaileri mi ne öyle birşeyler vardı.

önce "bu nedir?" diye bir bakalım. medya eskiden pkk'nın metropol yapılanması diyordu ama alakası yok. bunlar sadece paravan isimler ve "ateşkes", "çözüm" süreçlerine has tabelalar. pkk'nın ateşkes süreçleri tek bir amaca dönük olarak ortaya çıkmıyordu. bunu bazen güç toplamak için geçici geri çekilme amacıyla kulanıyorlardı, bazen devletle temaslar sırasında "güven verici" bir hamle olarak kullanıyorlardı ve her koşulda uluslararası tanınma ve "terörist" ithamından kurtulmak için kullanıyorlardı.

havuç - sopa tabii sadece devlete has bir taktik değil. pkk hem örgütlenme biçimleri hem de mantık olarak devletsi bir yapılanma. devletin nesi varsa, marksist literatürde "ulusal kurtuluşçu" diye anılan örgütlerde de onun en azından nüvesel biçimleri mutlaka yaratılıyor. bu tak gibi tabelalar da bi nevi devletin konrgerillasına denk düşüyor. resmiyette yok ama fiili olarak kulaktan kulağa yayılacak, dehşet uyandıracak bir gölge gibi ortalıkta dolaşıyor. kullanılan kadrolar da otonom bir yapılanmanın kendi kadroları değil. yani gerçekte kontrgerilla diye bir örgüt yok, bunlar farklı kurumlarda çalışan görevliler ama yaptıkları işler yasal sınırların dışında olduğu için kendilerine sanki gayrıresmi olarak iş yapan "kontrolden çıkmış" bir çete hüviyeti veriyorlar. tak da böyle. hatta bir ara fatih tezcan gibi tipler buna "derin pkk" diyorlardı. derin pkk diye bir şey tabii ki yok. pkk öyle kendi içinde kafasına göre iş yapılabilecek bir örgüt değil. aşırı derecede katı bir hiyerarşiye sahip en dipteki milisin bile denetlendiği ve en tepeden yönlendirildiği bir örgüt. nasıl ki akp içinde erdoğan'a rağmen hiçbir şey olamazsa pkk içinde de öcalan ve/veya kandil'e rağmen kimse çatapat patlatamaz.

90'ların ilk yarısında pkk her türlü eylemini kendi adıyla yapıyordu. köy basma ile şehirde bomba patlatma arasında pek bir fark olmuyordu. merkezi kararla yapılan her türlü eylem üstleniliyordu. pkk'nın uluslararası arenada terör örgütü olarak kabul görmeye başladığı evrede bazı tip eylemler hiç üstlenilmemeye başlandı. mesela güngören ya da mavi çarşı katliamları gibi. üstlenmek bir yana bu eylemleri reddetmeye başladılar. arada gerçekten de onların yapmamış olduğu olaylar da vardır. mesela mısır çarşısı patlamasında devletin pek çok raporu bunun bir saldırı olmadığına da işaret ediyordu. ama andığım güngören katliamı, mavi çarşı katliamı filan kesin şekilde pkk'nın yapmış olduğu olaylardı.

sonra işte tak diye bir şey çıktı. öcalan yakalandıktan sonra pkk kabuk değiştirirken "sivillere karşı eylem yapmayan örgüt" imajına bürünmeye çalışıyordu. metropollerde halka karşı yapılan eylemler ise durmadı. bunlar için salt tabeladan oluşan örgütler uydurmaya başladılar.

ama iş orada da durmadı. sol örgütlerin eylem çizgileri son derece nettir. bazı ayaklanmacı örgütler yaptıkları eylemleri üstlenmeyebilirler ama türkiye'de radikal solun ana gövdesini oluşturan örgütler silahlı propagandacı oldukları için her eylemlerini istisnasız üstlenirler. eylem biçimlerinden kullanılan malzemelere kadar her şey çok belirgindir. kendileri adına başkalarının bir takım işler yapıp kendilerini zor duruma düşürmesinden de bu sayede kurtulurlar. mesela dhp/c'nin yaptığı bir eylemi üstlenmemesi gibi bir şey kesinlikle olamaz. bu örgütün bütün stratejisi silahlı propaganda üstüne kuruludur.

pkk ise böyle değil. özellikle bu tak mak tabelalarını kullanmaya başladıktan sonra bazı şeyleri ayırt edebilmek çok fazla güçleşti. yaptıkları olayları ya üstlenmiyor ya da bu tabela isimler üzerinden üstleniyorlardı. olay burada bitse tamam ama bu tabela isimler pkk'nın yapmadığı yığınla şeyi de üstlenmeye başladı. amaç kamuoyunda dehşet ve çaresizlik duygusu uyandırmak olunca bir yerde tüp patlasa onu bile üstlenmeye başladılar. en bilindik örnekler kırıkkale mke fabrikalarında 2013'te yaşanan patlama ve 2012'de afyonkarahisar'da 25 askerin öldüğü mühimmat deposu patlamasıdır... bunların ikisi de kaza sonucu gerçekleşti ama tak bunları üstlendi. sonraki yıllarda da fabrikalardaki iş kazalarını, hatta tırların karıştığı bazı trafik kazalarını bile üstlendiler. hal böyle olunca bunların bir şeyi üstlenmesi ya da üstlenmemesinin bir önemi de kalmıyor. türkiye'deki örgütler arasında bu şekilde davranan bir diğer örgüt de ibda/c. bir ara ibda/c de otu boku üstleniyordu. bunlar açısından her şeyi üstlenmek eylem yapmaktan çok daha garantili bir propaganda yolu. kaynak harcamıyorsun, adam harcamıyorsun. riske girmiyorsun. üstlen gitsin. hatta mavi çarşı katliamı yaşandığında ilk gözaltına alınan kişi marmara üniversitesinden ibda/c'li bir öğrenciydi çünkü örgüt, pkk'nın bu eylemini duyar duymaz üstlenmişti.

pkk fabrika patlatır mı? patlatır. orman yakar mı? yakar. caddeye - sokağa, pazar yerine şuraya buraya bomba koyar mı? koyar. ama özellikle son 15 yılda bunların herhangi bir olayı üstlenmiş olması onun yaptığı anlamına gelmiyor genellikle. kelimenin en saf haliyle terör zaten akıl durduran bir dehşet duygusunun yayılmasını amaçlamaktır. terör dediğimiz şey orda burda slogan atmak değildir. seni dehşete düşürerek manipüle etmektir. davranışlarını dehşet sayesinde yönlendirmektir. bunun için de senin mantığının devre dışında tutulması şarttır. beni korkutabilirsiniz ama aklımı, mantığımı, analiz yetimi kaybetmediğim sürece beni manipüle edemezsiniz. çok net gerçek.

terör konusunda yaşanan genel kafa karışıklığının sebebi de bu. devletler de örgütler de teröre sıklıkla başvururlar ve bunun amacı her zaman duyguların, düşüncelerin ve davranışların yönlendirilmesidir. mesela ışid'in amacı düşman bildiği insanları öldürmek değildir. öyle olsa fantastik yollarla insan öldürmek için çaba harcamaları gerekmez. amaç akıl durduran bir dehşet duygusu yaratarak kendilerine dönük her türlü direnişin önüne geçmektir. yoksa birkaç bin kişiyle musul gibi şehirleri iki saatte ele geçiremezsin. sen koskoca devletlerin ordusu olsan iki saatte şehir işgal edemezsin. ışid'le daha sıkı mücadele için ışid'in vahşetini göstermek bir yoldur ama burada ince bir çizgi var. örgüt zaten bu vahşetin görülür olmasını arzuluyor. vahşeti zaten onun için yapıyor. polise gelelim. polis niye yaygın şekilde işkence yapıyor? amaç ele geçirilen kişiyi konuşturmak filan değil ki. dünyada işlenen herhangi bir suç teknik yöntemlerle zaten aydınlatılabilir. işkencenin amacı dehşet yaratmaktır. pkk'nın amacı da seni bir vatandaş olarak her an tetikte tutmaktır. pkk diye her an her yerden çıkabilecek bir "şey" var ve sen onun karşısında asla güvende olmayacaksın. mesaj bu. bu mesajı sana her an hatırlatmak için de her dakka adam ve malzeme kaybedebileceği eylemlere girişmesine gerek yok. yani burada da ışid konusunda dediğim gibi ince bir çizgi var. pkk'nın varlığını ve yapabileceği şeyleri inkar etmek senin için ne kadar tehlikeli ise otu boku pkk'ya yüklemek de o kadar tehlikeli. fetö keza... ben sıçarken bile götümde bomba patlayabileceği düşüncesiyle yaşamaya zorlanırsam hiçbir konuda, hiçbir zaman akılcı kararlar alamam. milyonları böyle bir duyguya sürüklerseniz o ülke kesin olarak batar. insanların duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını sürekli bir korku ya da tetikte olma haliyle yönlendiren bir düşman karşısında senin askeri olarak çok güçlü olmanın bir önemi kalmaz. rasyonel düşünme becerisini ortadan kaldırdığınız her birey ve grubu kolaylıkla çökertebilirsiniz.

son olarak pkk dahil türkiye'deki hiçbir örgüt 13 ilde aynı anda eylem örgütleyebilecek kadar organize değil. mit'e rağmen, polise rağmen, orduya rağmen bu mümkün değil. teknik olarak mümkün olmayan bir durumdan bahsediyoruz burada. ama birileri yol veriyorsa işler tamamen değişir. o noktada iddialı konuşacak kadar da saf değilim.
filhamdiye filhamdiye
lafı eğip bükmeden ve olayı kürt&türk kavgasına dönüştürmeden söylüyorum.
ateşin çocukları degil "pkk ya bağlı orospu çocuklarıdır." birinin 'orospu çocuğu' olması için anasının orospu olmasına gerek yok kendinden de orospu çocuğu olabilir.

bu 'orospu çocukları' suları zehirleyeceklermis, ormanları yakacaklarmış, öğretmenlere saldıracaklarmış. bir 'orospu çocuğunun' buna tevessül ettiğini göreyim skerim. sivil meydan dayaginin ardından yakmaya çalıştıkları ağaçlardan birinde cukunden asacaksin bunları.