atıf yılmaz

angelic angelic
elli beş yıl filmciliğin içinde olup yüzü aşkın filmde kamera arkasına geçmiş,hayatımın efsanesi selvi boylum al yazmalımı vücuda getirmiş dev bir yönetmen.
ne yazık ki güller hep mayısta soldu.onu da kaybettik.
allah bu değerli insana rahmet eylesin.ailesine,dostlarına,sinema severlere,bizlere,belki de ne yazık ki onu filmlerinden bile tanıyamacak olan gelecek kuşağa sabır versin.
yeşilçam yeşilçam
1926 mersin doğumlu yönetmen, sinemamıza benzeri zor gelecek önemli yönetmenlerimizden biriydi,sinemaya 1950'de ustası semih evin'e "allah kerim" filminde asistanlık yaparak girdi, 1951'de tanıştığı dönemin ünlü jönlerinden hüseyin peyda'yla çalışmaya başladı, o dönem hüseyin peyda'da yönetmenlik yapmaktadır, önce peyda'nın yönettiği "mezarımı taştan oyun" 'un senaryosunu yazdı, ardından peyda'nın kardeşi hüseyin ormen'in yapımcılığını üstlendiği "kanlı feryat"'la 1952'de yönetmen oldu, 1992 yılında çektiği düş gezginleri ile erotik tutkuları zorlayıp, soft pornografinin sınırlarına kadar götürür, 1994'de italya'da "torino gay and lesbian film" festivali'ne katılan ilk türk filmi oldu, sinemamızda hatta dünyada eşine ender rastlanan bir yönetmen, örnek vermek gerekirse 1951 yılında siyahbeyaz filmler ile başlar, ilk olarak bol gözyaşlı pembe edebiyat ürünleri,folklor öğelerini içeren kasaba güldürüleri, ayşecik'li çocuk filmleri, polisiye denemeler, soyut filmler, tarihsel kostüme çalışmalar, kemal sunal'lı güldürüler ve erotik kadın filmleri gibi her türde eser veren ve özellikle günün ya da dönemin modalarına profesyonel bir yönetmen yaklaşımı içinde uyum sağlamasını bilen atıf yılmaz'ın bu açıdan çok zengin bir filmografisi var,yönetmenimiz birbirinde değerli olarak 115 sinema filmi yönetmiştir.
kabuklu badem kabuklu badem
deniz türkali'nin hayat arkadaşı.

deniz türkali'ye bir röportajında, birlikteliklerini uzun yıllar nasıl devam ettirebildikleri sorulunca ;

-tek eşliliğe inanmadığım için yıllar boyu birlikte olabildik. bir insanın hayatını tek kişiye adaması, sadece onunla birlikte olması çok tuhaf geliyor. bence, evliliklerdeki poblemlerin büyük bir kısmı, bu tek eşlilik düşüncesinden kaynaklanıyor. ben böyle düşünmediğim için, yılmaz'a aşkım hala devam ediyor, demiştir.
zd99 zd99
''adımın iyi yönetmene çıkmasının dezavantajlarını hayatım boyunca yaşadım. sizden hep daha iyisini isterler. bir defasında 'izin verin, bir de kötü film yapayım' dediğimi hatırlıyorum. şimdi bunu okuyup 'zaten bol bol kötü film yapıyorsun' diyenler çıkabilir. allah'tan ben de bu konuda onlardan pek farklı düşünmüyorum.''

diyen 'garip'.

atıf yılmaz ayrıca, şımarmamış,şakşakçılara yüzvermemiş(beni alıştırmayın tarzı nazikliklerle ama), evinde ,bürosunda ne çektiği bir filmin kasedi, ne bir senaryosu, ne kendisine dair bir takdir belgesi, ne de aldığı ödüllerini birini koymamıştır.

bir de kendi anılarında geçen, tebessüm ettiren bir unutkanlığı vardır. nişan yemeğine yakın arkadaşlarını dahi davet etmeyi unutmuştur. hiç bir arkadaşı yokmuş nişan yemeğinde
fark ettim fark ettim
battal gazi destanı filminin yönetmeni. serinin diğer filmlerini natuk baytan çekmiştir ve tarz değişikliği hissedilir.

www.imdb.com

battal gazi'nin prenses elenora'yı gördüğü sahneler enfestir. ilk başta cüneyt arkın'ın suda aksı görülür, sonra yukarıdan geniş plan cüneyt arkın yukarı bakmaktadır, ardından aşağıdan geniş çekim yukarıda meral zeren görünmektedir...

ah be böyle güzel sahneler türk sinemasında az. epikliği, duygusallığı hat safhadadır. o anda hafiften müzik girer. keşke imkanları daha iyi olsaymış o insanların da film için müzikler besteleyip daha iyi kareler çekselermiş. şimdiki yönetmenlerden yüzlerce kat güzel işler yapmışlar.