atinalı timon

ceyus ceyus
oyun atölyesi'nde sahnelenen ve baş rolünü haluk bilginer'in oynadığı mükemmel bir hikayeye ve yapıma sahip tiyatro oyunu.
bu sene ödüllere aday olmayacaklarını açıkladı oyun atölyesi ama eğer olsalardı kesinlikle bir çok ödülün sahibi olmaya hazır bir oyundu bu.
gördüğüm herkese tavsiye ediyorum bu oyunu,mutlaka gidin bence.
mon cher mon cher
dilerim görüp göreceğiniz en iyi ziyafet olsun bu!
sizi gidi ağız dostları sizi!
duman ve ılık su; tam sizin şanınıza layık işte.
timon'un son yemeği budur size.
yıkayıp temizliyor işte kendini timon
üstüne pul pul yapışan dalkavukluğunuzdan;
savuruyor işte böyle suratınıza
vıcık vıcık alçaklığınızı.
herkesin lanetleriyle yaşayın, uzun uzun hem de;
sizi sırıtkan, yapışkan, iğrenç sömürgenler sizi!
para budalaları, sofra sülükleri, iyi gün sinekleri!
süklüm püklüm uşaklar, uçarı dumanlar, kalleş kuklalar!
bütün insan ve hayvan hastalıklarına tutulasıcalar!
ne o? kaçıyor musun? dur biraz; ilacını iç de öyle git!
sen de! sen de! dur, para vereceğim, borç istemeyeceğim.
ne o? kaçış mı hep birden? bundan sonra
alçakları çağırmadan kurulmasın hiçbir sofra.
yansın konağım! atina yerin dibine batsın!
bundan böyle timon'un yüreğinde yeri olmasın
insanların, hiçbir insanın!

oyun yarım kalmış izlenimini verdiği için shakespeare'in atinalı timon'u neden yarım bıraktığına ilişkin değişik teoriler öne sürülüyor. oyunun yazılışı sırasında shakespeare'in bir nedenle bunalıma girdiği ve metni tamamlayamadığı, timon'dan ve oyunun konusundan sıkıldığı, timon'a trajik bir kişilik kazandıramadığı için hikayeyi kısa kestiği bu teoriler arasında.
deliyaylaa deliyaylaa
paranın özünü anlatan ne de güzel cümlelere sahiptir.

"altın! sarı, pırıl pırıl, halis altın! tok tanrılar...
şu kadarı yeter bunun çevirmeye karayı aka; eğriyi doğruya,
kötüyü iyiye; soysuzu soyluya; kocamışı gence; yüreksizi yiğide.
...işte, bu
rahiplerinizi, kölelerinizi çeker alır elinizden;
koca adamların yastıklarını alır başlarının altından;
bu sarı köle
bağlar, çözer dinleri; günahkar kutsar;
cüzzamlıya bile taptırır insanı; alır hırsızı,
ünvan verir, nişan verir, şan verir,
oturtur senatörle yan yana: budur.
kocamış dulu yeniden gelin eden;
hastanenin, çıbanlarını görse kusacağı kadını
allar pullar da bu, ilkyazına kavuşturur.
çekil karşımdan, kahrolası çamur,
insanlığın orta malı orospu, sen,
ulusları birbirine düşüren."

ve daha ileride:

"sen ey kral katili ve ayıran
piçinden babayı!
sen kirlettin parlaklığınla hymen'in tertemiz yatağını!
sen cesur mars!
sen her dem taze, sevimli, zarif zampara,
yanağının pembeliğiyle eritirsin sen
diana'nın kucağındaki kutsal karları!
olmayacakları birbirine yaklaştırıp
öpüştüren onları!
her dilde konuşup
her anlamda laf eden,
sen göze görünür tanrı!
sen, yürek yakan, düşün,
kölen insan başkaldırıyor; kullan gücünü,
birbirine ver onları, öyle ki hayvanlar
yeryüzünde imparatorluk kursun."
libertadores libertadores
genç tiyatro sanatçısı adaylarına zamanı gelince verilen, parayla şan ve şöhretle ilgili mükemmel tiradı olan oyun. masada geçer tirat. çağarır herkesi sövüceği adamları timon ve başlar köstürmeye. izlenilesi.
armagnac armagnac
"(...)
güneş bir eşkıyadır; büyük çekim gücüyle
koca denizi soyar. ay serseri bir hırsızdır;
soluk parıltısını güneşten aşırır;
deniz bir hayduttur, kabaran dalgalarıyla
ay ışığını eritip tuzlu gözyaşlarına döndürür;
toprak bir hırsızdır; âlemin artığından, pisliğinden
çaldığı gübreyle beslenir. hırsız olmayan şey yoktur.
..."
clitor eastwood clitor eastwood
insanları sevmeyen, onlardan uzak duran, merdümgiriz ve münzevî bir atina yurttaşı olan zât.
plutarkos beyciğim der ki:

"anlattığına göre, bir gün atinalılar büyük bir toplantı yapıyormuş.
timon, yerinden kalkıp konuşmacı kürsüsüne çıkmış, bu alışılmamış durum tam bir sessizliğe ve büyük merak uyanmasına neden olmuş.
o zaman 'ey atinalılar! benim ev yapılabilecek küçük bir toprağım var; üzerinde bir inci ağacı yetişmiştir, şu ana dek pek çok yurttaş kendisini bu ağaca astı. orada bir ev yaptırmaya karar verdiğime göre, şimdi bunu herekese duyurmak istiyorum ki, aranızdan her kim yaşamına son vermek istiyorsa, incir ağacı henüz kesilmeden, gelip kendisini asabilir.' demiş.

hales'te ölmüş, orada deniz kıyısına gömülmüş, mezarın önündeki kıyıda bir toprak çökmesi olmuş. deniz içeri girerek onun mezarını sarmış ve insanların ona yaklaşmasını önlemiş. mezarının üzerinde şu yazıt varmış:

'burada yatıyorum, dert dolu yaşamım bitti;
araştırmayın adımı, lanetlerim her birinizi.'

bu mezar yazıtını daha yaşarken kendisinin yazmış olduğu söylenir.
fakat bu yazıtın yaygın olarak bilinen şekli kallimakhos'undur:

'insandan nefret eden timon'um ben, yuva edindim burayı.
git yolcu git! istersen söv, say ama geç git!' "