atlıkarınca

1 /
tzsch tzsch
"hangi zamanda geçtiği belli olmayan atlıkarınca'nın hikayesi 50 sene öncesinde, bugünde ya da yarında cereyan ediyor olabilir. yüzleşmedikçe, karşı çıkmadıkça, mücadele etmedikçe var olmaya devam edecek bu hikaye. atlıkarınca bu hikayenin görünür olması yolunda beyazperdede atılan önemli bir ilk adım."

altyazı 104 aslı dadak
chubbchubb chubbchubb
yorumlara baktım. güçlü bir tokat demiş bazıları film için. kimisi yumruk yemiş gibi olmuş. kiminin kafasına kocaman bir balyoz gibi inmiş. ben ne oldum bilmiyorum. sadece biraz sustum. başımı kaldıramadım sadece, ağladım biraz. başım ağrıdı. konuşmak istedim ama konuşamadım sadece.

--- filmle ilgili ayrıntılar içerir ---

bu konuyla alakalı bir film izlememiştim ben hiç. insan bazen ne diyeceğini bilemiyor ya hani. bu filmden çıktığımda aynen öyleydim. o an bir şey söylemenin faydası olmayacaktı. ya da belki olacaktı, hafifleyecektim ama sadece konuşamadım. yanımdaki arkadaşım çok sustuğumu görünce "küfretmek ister misin?" diye sordu. başımı salladım, devam ettim susmaya. tek bir soru vardı aklımda; "insan böyle bir şeyi nasıl atlatır?" insanın her şeyi yapabileceğini biliyoruz artık, bir adamın kızına, oğluna bunu nasıl yapabileceğinden çok buna maruz kalanın nasıl atlatabileceğini merak ettim ben. arkadaşım türkiye'de kadınların yüzde 75'inin tacize uğradığını söyledi. ensestin, pedofilinin ne boyutta olduğunu bilmiyorum ama gizli saklı olduğu için oldukça yüksek bir oran olduğunu tahmin edebiliyorum. kimbilir kaç sevgi, kaç edip paramparçaydı, kaç sevil tükenmişti. o değil de, nasıl atlatmışlardı? bu ağırlığı nasıl kaldırmışlardı?

arkadaşıma sordum. "bir insan bunu nasıl atlatır?" dedim. "atlatamaz" dedi, "sadece onunla yaşamaya alışır."

--- filmle ilgili ayrıntılar içerir ---

pek bahsedilmemiş ama filmin müziklerini de ahmet kenan bilgiç yapmış. pek de güzel yapmış.
aylakmadam aylakmadam
gidip izlemeyi çok istediğim, ama izledikten sonra oluşması muhtemel; "kalbimin üstüne bir filin oturması" hissini göze alamadığımdan izleyemediğim filmdir.
en azından tek başıma izlemeyi göze alamıyorum
vena vena
çeşitli internet sitelerindeki yorumlarıyla ''kopartan'' film. fazlasıyla ironik; kopartmak. öyle cahil, öyle sürü zihniyetli at gözlüklü sınıfına bile giremeyen beyinsiz ne çok insan varmış bu ülkede. buna şaşırmak da apayrı bir ironi zaten. herkesçe malum olan konunun işlenmesi türk örf ve adetlerine aykırıymış, ''biz''i yanlış gösteriyormuş, atalarımız bunun için mi şehi''d'' olmuş. allah belanızı versin. nasıl bir gözlerini kapamak, halı altına itmek, gösteriş merakı, yalan dolan... izlemeyi düşünmüyor olsam da sırf bunun için izleyeceğim, gişe yapsın, daha uzun süre gösterimde kalsın, herkes ''merak'' edip izlesin, daha çok salonda gösterilsin diye. bu beyinsizlere de a clockwork orange'dan esinlenerek izletmek istiyorum ama sonu öyle olmasın neyse zorla izlesinler hala beyinsiz yorumlarını yapmaya devam etsinler ama ''izlesinler''... idrak etmek için bir adım atsınlar, beyinlerine kazınsın, insanlık ayıbı ( belki de insan olmanın eşsiz iğrenç doğasının yol açtığı pislik ) utandırsın, bir şeyler yapmak için yol alınsın...
lethe lethe
filmdeki erdem yalçın karakteri öyle bir karakter ki filmin içine girip ağzını burnunu kırasınız geliyor. ruh haline sokayım senin, yavşak ya.
epruuuu epruuuu
şu aralar izlemeyi en çok istediğim filmler arasında ilk sırada.
ama yorumlardan ve filmin konusunun oldukça ağır olmasından dolayı izlemeye dayanabilir miyim bilmiyorum.
neşesiyeter neşesiyeter
daha cesurlarının çekilebilmesi için izlenmesi, desteklenmesi gereken filmdi. teyzem veya berdel'le kıyaslamak pek doğru olmasa da onlardan aldığı bayrağı biraz daha ileri taşımıştır.
filmde anlatılan hikayenin dışarılarda bir yerlerde yaşanıyor olduğunu bilmek bile yeterince rahatsız edici.
alameti farika alameti farika
oyunculuk bakımından takdiri hak etmekle birlikte, işlediği konu türkiye'de çok fazla kişinin işleyemediği ama var olan bir yara olması nedeniyle izlenmesi ve hakkı verilmesi gereken film.
fuckit fuckit
ilksen başarır'ın 2010 yapımı ikinci filmi, ilk filmi için (bkz: başka dilde aşk).

atlıkarınca'nın kısaca konusu; erdem yalçın isimli şair(bozuntusu) ve ailesinin başından geçen; gizlenen, saklanan, anlatılmayan gerçekler.

konu işlenişi gayet cesur ancak mert fırat ve nergis öztürk dışında filmdeki oyunculuklar beklenilenin çok altında. saç beyazlatmayla 10 yıl sonraya gitmeler, çevirmeli telefondan tuşlu telefona geçmeler neyse bütçe kısıtlı o yüzden mazur görmek lazım ama üsten mikrofon görünmesi de mazur görülmemeli. konu güzel, anlatım cesurca ancak teknik açıdan çok zayıf bir film. daha dikkatli ve özenli çalışılsa kült film çıkar atlıkarınca'dan.
1 /