atom

1 /
wolverine wolverine
bir zamanlarki tanımı :
maddenin bölünemeyen en küçük parçası

şimdiki tanımı maddenin yapıtaşı

çekirdeğini oluşturan iki tanecik ve etrafında haraket eden elektronlardan meydana gelmektedir.
posforanj posforanj
niğde'de bir gözlemecide yapılan, içinde süt, bal, ceviz, fındık, muz gibi enerji veren şeylerin olduğu mükemmel karışım. içtikten sonraki enerjiye doyum olmaz. alışkanlık yapar.
somnambule somnambule
antikçağın materyalist felsefesinde, bu sözcük, maddenin mutlak olarak artık bölünemez, en küçük öğesi anlamına geliyordu, bu ilk öğe, bileşerek ve topaklanarak, bütün doğayı oluşturuyordu.
yerdengelen yerdengelen
samsun da sadece ramanzan ayında üretilip sokaklarda, cami önlerinde 'iftaaaarlık atooooomm' nidalarıyla satılan şeker ve yumurta akının üstüne basılmış kartopu görüntüsü verinceye dek fırınlanan yerel ve maliyeti düşük bir iftar sonrası tatlısıdır.
nikmikyok nikmikyok
her atomun bir adet çekirdeği ve etrafında dönüp duran elektronları varmış. çekirdeğin bir futbol topu büyüklüğünde olduğunu düşünürsekmiş, elektronlar dünya büyüklüğünde bir yörüngede dönüp dururlarmış. yapı taşı deyince akla taş maş gibi içi dolu birşeyler geliyodu ama kocaman bir boşlukmuş atom dediğimiz şey, vay anasını. bir de orta sahanın ortasında duran sinek ile stadyumun dış çeperi uyarlaması vardı bu canlandırmanın. hedef kitle tribünler anlaşılan, örnekler habire futbol sahasından geliyor.

atomun günlük hayatımızda en çok karşılaştığımız özelliği ışık yayması. atomu uyardığımızda atom denge konumundan uzaklaşıyor ve tekrar denge konumuna dönerken dışarı ışık yayıyor. burda uyarmak derken "hareketlerine dikkat et, efendi ol" tarzı bir uyarma değil, yanlış anlaşılmasın. atoma enerji veriyoruz demek istiyoruz. elektronlar fazla enerjinin etkisiyle bunalıma giriyor ve fazla enerjilerinden kurtulmak için dışarı ışık tanecikleri atıyolar durmadan. nasıl biz üzerimizde enerji birikince rahatsız oluyoruz, spor salonuna gidip ter atıyoruz, onun gibi yani. atoma enerji vermenin en bilindik yolu onu ısıtmak. evdeki ampuller hep bu mantıkla çalışıyor. aman elinizi kolunuzu sokup çarpılmayın şimdi durduk yerde, gözünüzü seveyim. pişman etmeyin beni.
1 /