attila ilhan

2 /
tainakan tainakan
hergün sabah saat 8:55-9:10 arasındaki dakikalarda maçka parkının maçkaya bakan kısmından geçer. normalde yürüyerek gençliğinde bulunmaktan çok hoşlandığı bir kafeteryaya gider yağmurlu günlerde taksi kullanır bu iş için. dili çok iyi kullanır, her kelimesi iyi seçilmiştir. aruz veznini bir anda, düşünmeden bir mısraya aktarma işini 17 yaşında başarmış olması onun ne olduğunu anlatmaya yeter * * *
esdora esdora
aşağıdaki güzelim şiirin sahibi.

zeynep beni bekle / gece ağaçlarına
yağmur çiseliyorum / cam tozu su beyazı
yalnızlığını mutlaka değiştireceğim
bir yaprak halinde süzülüp saçlarına
eski teşrin'lerden / kederli kırmızı
zeynep beni bekle mutlaka döneceğim
söyle kim önleyebilir buluşmamızı

geceleyin ışıkları söndürdüğün zaman
benim şiir kitaplarından sızan aydınlık
elinde uyuyakaldığın heyecanlı roman
panjurların çarpıldığı lodos geceleri
rüzgârın değil benim / pencerendeki ıslık
her akşam koridordaki ayak sesleri
yanlış çaldığını zannettiğin telefon
zeynep beni bekle mutlaka geleceğim
hem bu ne ilk ayrılığımız ne de son

pikapta eminağa acemaşiran saz semaisi
sokakta çocuklar saklambaç hırsız polis
hayat akıp gidiyor olsam da olmasam da
saati durmamalı ufak sorumlulukların
resmi bırakmadın ya / son çektiğin hangisi
bak mektuplar birikmiş yine masamda
fakülteler açılacak bak bugün yarın
zeynep beni bekle mutlaka geleceğim
başladığımız filmi birlikte bitireceğiz

kim ne derse desin içimde delice bir his
kerrigan kerrigan
atilla ilhan arkadaşlarına göre ideolojik unsurları bile farklı bir anlatımla verir.
fransa kültürünü yemiş bitirmiş hazmetmiştir.
önemli nokta "onun kültür birikimi altında ezilmemektir."
dr conners dr conners
"post/modernizm, asya ve avrupa'nın zengin edebiyat sanat geleneğine karşı, cahil ve biçare kalan abd'nin uydurduğu, bir cahil ve aciz hareketidir ki şimdiden gülünç olmuş, ona uyan yazarları ve şairleri de gülünç etmiş, okunamaz hale getirmiştir. ha unutmayalım, bir de tabii, orhan pamuk gibi bir yeni yetmeye, ülkesine ve halkına alenen ve resmen sövmek imkanı sağlıyor; yurt dışında sürgünde bulunan nazım hikmet'in uğradığı onca belaya karşı, memleketi aleyhine ne bir tek söz söylediği, ne de aleyhine bir şiir yazdığı düşünülürse, bu delikanlının handiyse el üstü gül üstü dolaştığı edebiyat ortamında, 'sahici' türk şair ve yazarlarının epeyce zorlukla karşılaşacağı anlaşılır."
*
2 /