avon satıcısı

kim kibu kim kibu
annem bu işe girdi gireli tamamen başka biri oldu. korkutuyor beni. hiç tanımadığı insanlarla bir evde toplanıp ürün tanıtıyor, katalog veriyor, sipariş alıyor. kendi ajandası var. şaka yapmıyorum bildiğin ajandası var ve gün gün not alıyor. hemen üstünde ufak bir hesap makinesi var. kalemi de ajandanın içinde. yeni kalem aldı. dolma kalem. afilli bir şey böyle.

gece geç saatlere kadar ajandasında hesap kitap yapıyor ve telefonla konuşuyor. hiç susmuyor telefonu. hatta yeni telefon bile istedi. şu nokia'nın e serisinden. neymiş efendim? iş telefonuymuş o. bakması gereken mailleri varmış. sanki avon'un başına geçti. ama yükseliyor sanırım. geçen gün ilk defa bir toplantıya gitti. 2 saat sürmüş. uzunca tartışmalara sahne olmuş. kendisi söylüyor bunları.

ayrıca bana olan davranışları bile değişti. çok hırslı olduğundan, kazandıklarıyla yetinemiyor o yüzden bana da katalog veriyor ki sınıftaki kız arkadaşlarıma götürüp sipariş alayım. eve geldiğimde aramızda geçen konuşma;

- anne ben geldim.
- avon'dan sipariş var mı oğlum?
- (hoş buldum evet) yok anne şimdilik bir şeye ihtiyaçları yokmuş.
- neden yokmuş? başka kızlara verseydin?
- yok anne diğer kızların makyajla falan işi yok istemiyorlar.
- nereden biliyorsun? belki isterler ver sen. başka sınıflardan arkadaşların yok mu?
- yok anne.
- asosyal misin oğlum sen? tanışsana. üye yap. üye olan var mı?
- (ağzıma sıçtın anne sağ ol) tanışırım tamam. üye yok anne kızlara söyledim uğraşamam ben onla dediler.
- beceriksiz. anlatamamışsındır avantajlarını sen. istemezler tabi.
- (ağzıma sıçtın demiştim dimi?)

bu işte. ne bir hoşgeldin var ne bir karnın aç mı var ne de bir günün nasıl geçti sınavların var mıydı var? allah kahretsin. sanki annemin vardiyalı işçisiyim. bana bir görev yükledi kendi çapında. kızları üye yapmalıymışım. böylece kızlar satış yaptıkça annem de para kazanacakmış. istemiyorlar dememe rağmen her akşam yemeğinde çorbadan ana yemeğe geçişte bu soruyu soruyor. ben de hep aynı cevabı veriyorum. alışkanlık oldu artık. diş fırçalamak gibi bir şey. bazen sormayı unuttuğunda sorsana anne diyorum. soruyor hemen. o da rahatlıyor ben de.

he bi de kendisinin özel kargosuyum. mahallede eşe dosta kayınçoya tüm siparişleri ben dağıtıyorum. filmlerde olur ya her sabah bisikletle gazete dağıtan çocuklar. bütük mahalle onları tanır hani. ben de öyleyim. tanınıyorum artık asosyal değilim ve hizmette sınır tanımıyorum. siparişi veriyorsunuz 30 dakika içinde kapınızda olmazsam ürünler bedava!
bu başlıktaki 23 giriyi daha gör