ayet i kerime

1 /
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يراًۜ

"sizin için, allah'ı ve âhiret gününü umanlar, allah'ı çokça ananlar için allah'ın peygamberinde en mükemmel örnek vardır."

(ahzâb, 33 / 21)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

فَلَمَّا نَسُوا مَا ذُكِّرُوا بِه۪ٓ اَنْجَيْنَا الَّذ۪ينَ يَنْهَوْنَ عَنِ السُّٓوءِ وَاَخَذْنَا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا بِعَذَابٍ بَـ۪ٔيسٍ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ

"onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, biz de fenalıktan menedenleri kurtardık; zâlimleri de allah'a karşı gelmekten ötürü şiddetli azâba uğrattık."

(a'râf, 7 / 165)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّٓا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِۖ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَب۪يثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِاٰخِذ۪يهِ اِلَّٓا اَنْ تُغْمِضُوا ف۪يهِۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ

"ey imân edenler! kazandıklarınızın ve rızık olarak size yerden çıkardıklarımızın iyisinden, temizinden fakirlere verin. ama değersiz şeyleri vermeye kalkmayın. biliniz ki allah zengindir, övgüye lâyıktır."

(bakara, 2 / 267)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

"hepiniz allah'a tövbe edin, ey mü'minler! belki böylece korktuğunuzdan kurtulur, umduğunuzu elde edebilirsiniz."

(nur, 24 / 31)
dilci dilci
sözlük anlamı olarak "yüce ayet" demektir. birisinin kızı anlamında ki "kerime" kelimesi ise mecazdır ve birisini değerlisi anlamına gelir.
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۜ ٢١

"onlar, gözetilmesini allah'ın emrettiği şeyleri gözeten, rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir."

(ra`d, 13/21)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

"ey iman edenler! sabredin. sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz."

(âl-i imrân, 3 / 200)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ

"doğrusu senin rabbin hep gözetlemektedir."
(fecr, 89 / 14)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُۜ اِنَّهُ كَانَ ظَلُوماً جَهُولاًۙ

"biz emaneti göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir. pek zâlim ve çok câhil olan insan onu yüklenmiştir."
(ahzâb, 33 / 72)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ

"emrolunduğun gibi dosdoğru olmaya devam et!"
(hûd, 11 / 112)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

قُلْ اِنَّـمَٓا اَعِظُـكُمْ بِوَاحِدَةٍۚ اَنْ تَقُومُوا لِلّٰهِ مَثْنٰى وَفُرَادٰى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۠

"de ki; size sâde bir tek öğüt vereceğim: allah için ikişer iki­şer, birer birer kalkıp (huzurunda) durun, sonra iyi düşünün!"

(sebe', 34 / 46)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

وَالَّذ۪ينَ جَاهَدُوا ف۪ينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِن۪ينَ

"uğrumuzda mücâhede edenleri yollarımıza iletiriz. gerçekten allah iyilik edenlerle beraberdir."

(ankebut, 29 / 69)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

اَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ ف۪يهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَٓاءَكُمُ النَّذ۪يرُۜ

"düşünecek olanın düşüneceği kadar sizi yaşatmadık mı? hem size uyarıcı da geldi."

(fâtır, 35 / 37)
1 /