ayın karanlık yüzü

sataniccore sataniccore
öncelikle ve öncelikle demeden önce filmin melodileri beni benden aldı onu belirteyim çok başarılı

sonralıkla çok daha güzel olabilecek bir konu, çok daha güzel yönetilebilecek bir film var elimizin altında...

filmde bariz mantık hataları bariz yapmacık roller mevcut

yorumlar spoiler içerir
şimdi olaya bi bakalım 4 tane firari mahkumumuz var. kaçmak için bindikleri gemi batar. ve içindeki tabutla poseidonda denizin dibini boylar. ve bunlar bir adaya düşerler tabi nerede olduklarını bilmezler. gecenin bir köründe her gelen boku polis sanarlar işin kötü tarafı nereye gideceklerini kestirecek durumda da değildirler. neyse bir yer belirten tabela görürler hepsi baktığında bir hassiktir çeker daha sonra kamera tabelaya yönelir dada dadam
--gökçe ada--- derken grup birden tartışmaya başlar hani lan yunan adalarındaydık geri döndük ülkeye muhhabetine girerler tam da burada ali poyrazoğlunun durun lan ben bi yer biliyom diyip alır elemanları eski gökçeada hapishanesine götürür. be hocam madem biliyodun burayı niye tabelayı görmeden önce götürmedin der insan.

bu firariler meryemi ilk gördükleri zaman deli olduğunu nereden anlarlar??

meryeme asılan ve onları ihbar eden adam nasıl da bir görmeye firari elemanları tanımlar üstelik gece iken durum ???

bütün bunlar benim ilk bakışta yakalayabildigim mantık hataları

--gelelim filmin içine eden yönetmenlik olaylarına---

bir defa elemanlar kayıkta bulunuyor da hocam o nasıl vurulmadır, o nasıl ölmedir öyle hiç inandırıcılığı kalmıyor. sanki tayfalar ahanda lan vurulduk biz, kendimizi yere atmamız lazım herhalde burda diyor ve hurra atıyorlar kendilerini yere. olmadı be hocam bunu türk sineması 80lerde yapıyordu 2000lerde aynı taktigi yutmazlar artık. ne bileyim en basitinden; adamın ağzından gelir kan, sonra etrafına bakar bir müzik eşliğinde , kareler geçer kafadan bu kadar basit huurraaa da biz öldük hade atak kendimiz yere cinsinden adam öldürülmez ki. hele başrol oyuncusu hiç öldürülmez ölenler figuran değil ki

yorumlar spoiler içerir

ikinci defa figuran seçimi boktandır. insanlar rollerinde bu kadar mı sırıtır ve yönetmende bunun farkına varmaz, aman seyirci bu,yer nasıl olsa mantığında mı gider. yemedik işte???

şimdi filmin bütün bu olumsuzluklarını bir yana bırakalım ve biraz da olumlu yönlerini görmeye çalışalım isterseniz.

filmin konusu ve senaryo aslında gayet başarılıdır ama üzerinde biraz daha çalışılarak daha güzel bir hale getirilebilir mantık hataları düzeltilebilirdi.

diğer bir yandan geçen mekan o kadar etkileyicidir ki izlerken leziz bir tat aldım. üzerine arka plandan gelen rumeli melodileri beni benden aldı, ruhuma eşsiz bir zevk kattı... yazarken bile o güzel karelerin etkisi altındayım. buradan benden bol bol artı puan aldı film.

filmde önemli yere sahip oyuncular yer yer sırıtmalar olsa da genel olarak rollerinin altından kalkabilmişler ama sanem çelik canlandırdığı meryem adlı karakterle benden özel bir sempati topladı.

sonuç olarak çok daha başarılı bir yapım olacakken yönetmen kurbanı olmuştur bence ayın karanlık yüzü. zira ben çok iyi vakit geçirerek izledim. özellikle müzikleri mükemmeldi. yazıyı yazdıktan sonraki ilk işimde filmin soundtrack albümü varsa onu bulmak olucak.
ha unutmadan çevremde film zevki sadece vurdu kırdı olarak niteleyebileceğimiz aksiyon tarzında filmlerden oluşan arkadaşlarım var. eğer o tipte bir zevkiniz varsa uzak durun bu filmden zira film çok durağandır. ama içinizdeki bir şeyleri de kıpraştırmayı becerir. filmi ben sevdim rahatlıkla da bu tarz filmleri seviyorsanız size tavsiye edebilirim.
sürrealimezelden sürrealimezelden
bugüne kadar izlediğim en kötü filmlerden biriydi. ali poyrazoğlu hariç ki onun için bile tam puan veremicem, mehmet ali alabora, sanem çelik, metin belgin, eser ali allahım bu ne biçim oyunculuk bu ne yapmacıklık. hepsi çok kötüydü ve özellikle meryemin ölmüş kocasıyla konuşma sahneleri çok yalandı. neyse konu da oldukça başarısız bir konu, yönetmen başarısız, oyuncular da çok başarısız dolayısıyla kimseye tavsiye etmiyorum, ama kötü film nedirin cevabı olması sebebiyetiyle izlenilebilir.
selimciğim selimciğim
1
üç, iki, bir
yayındayız
sihirli bir fabrikayı okşuyorum
bacasından cin çıkıyor

2
apartman diplerinden gün doğuyor
ezan şehri ateşliyor
buğulu camlar
ve sevgilimin saçında trafik var

3
dostlarımı gömdüm şehre
yeniden doğursun diye

4
gecenin
toprağa değen yerleri hışırdıyor
sayborg olmak istiyorum

bir uçak sesine biner
sana gelirim

5
çocuk ayı ısırdı
yakamozlar kırıntıları

6
gece
uzay esiyor
apartmanları yalayarak

deniz tükürdü beni bu şehre

7
seni gördüm
kadıköyde bir gezegende

8
mavi gezegen
giderek küçülüyor
yer kontrol!
sarıl bana

9
küçük çocukların
uçan halıları takılıyor
televizyon antenlerine

10
mısralarda parmak izlerim gizli
yasaklanıyorum, yine de
bir kız elaltından öpüyor beni

11
bu sokakta
gölgem bıraktı elimi
gözlerin
bilmediğimiz bir peygamberin son mucizesi

12
mavi gezegen
artık sönmüyor

13
ölüyorum da üzerime
daha gelmemiş günlerin gazetelerini örtüyorlar

14
memurlar sicilime
gözlerini işliyor

15
gözlerini yumman
ayın karanlık yüzü

16
kötüyüz
sokak lambaları
ruhumuzu açığa vuruyor

17
aynalardan
sızmayalım diyedir sırlar
şehrin düzmece kadınlarına kandım
ben bastille'i
kendimi kurtarmak için bastım

(bkz: alper çeker)
tekil kişilik tekil kişilik
ayın güney kutbu hiç güneş ışığı görmemiş diyorlar...
yani ayın karanlık yüzü güneş görse de, bazı yerleri hiç gün ışığı görmemiş...
su arıyorlar birileri ayın kutuplarında...
bulurlar mı...?
ne bileyim ben bulurlar mı...?
gelutopya gelutopya
doğrusu
bir aile yumağı olarak
evin tek çocuğu güneşin etrafında koşturan dünyanın sesinden kaçan ay dede
kendini affettirmek için
dağın tepesinden eteklerine yuvarlanıp
her gece
böyle maskaralık yaparken
karanlık yüzünü hep arkasında gizliyor
joepescix joepescix
laik cumhuriyet düzeni ayın karanlık yüzünün aydınlanmasına engel oluyor, başkanlık gelince seyyar çekip aydınlatacağız allahın izniyle.